Siminya

Küresel Keriz

20090702

Fakenizi fakeyim!

Küccük onur siminya kederlere düçar olur (düçar 5 aydır kullanayım diye beklettiğim janjanlı kelime, kaldı 34 kullanılmamış kelimem daha) alır dümbeleğini eline dümbürdetir.

Benim doğum günüm yok, bizimkiler beni kola kutusunda bulmuşlar. Babam adı "zencefil" olsun demiş annemin zencefile alerjisi olduğu için kabul etmemiş. Ablam "jale" olsun demiş babam ablamı eşek hoşaftan anlayana kadar dövmüş. Jale babamın ve gave ahalisinin en sevdiği türk porno yıldızının adıymış. Annem anamın adı olsun demiş anneanemin adı "hatun ana"ymış. Aylarca, melül bakışlı el kadar sabiye hatun ana demişler. Hiç hatun analar altına sidikleyip, omuzlara kusar mı? Benim bildiğim hatun analar savaşlara cephane taşır, elinde orak, sırtında sıpa erkeğine "bre koç yiğidim" der durur. Nihayet babamın avcı arkadaşlarından biri beşikteki hatun anayı fazla iddialı bulup adımı değiştirmiş "bıldırcın gibi kız maşallah adı bıldırsu olsun" demiş, türkiye'nin ilk tiky adı bana konmuş. İnanmayan mamak nüfus idaresinden öğrenebilir.

İnanmadın değil mi? tamam o halde buna inan.

Laleli'de yaşayan bir travestiyim. Adım önceden hüseyin'di şimdi damla. Geçen gece leğen kemiğimin 2 cm sağından bıçaklandım arkadaşım şahin beni bir kaç esnaf'ın yardımıyla acile yetiştirdi saolsun. Acildekiler artık bizi eskisi gibi yadırgamıyorlar, nüfusumuz çoğaldı hatta internet sitemiz, derneğimiz buluştuğumuz cafelerimiz var, daha iyi günlerimiz olacak, bizden başbakan bile çıkacak. Annem geçen yıl reflü asidinin ses tellerini yakması sonucu konuşma yeteneğini kaybetti. Üzülmüyorum çünkü konuşabilirken hep bana bağırıp, beddua ediyordu. Babam zaten yok, neden olmadığını anlatmak istemiyorum, benim için özel...

Buna benzer işkembe-i büşra'dan kırk tane "hayatım roman" hikayesi sıkar, sanalın sonsuz yalan kaldırma potansiyelinde kulaçlar atabilirim. Kendimi birilerine kanıtlamak için sertap erener'in mümtaz bir soysal site olan fefe'de yaptığı gibi, dakka başı fotolarımı yollamama gerek yok, çünkü ben sertap erener değilim, dimi? Ben nickgiller familyasının 1 milyarıncı üyesiyim, anonymousum. Seviyorum; reklamcı ağzıyla "viral" netin klişe ağzıyla "fake" kabul edilmeyi.

Ne iştir anlamadım sanalın evlatları; sanalda, sanal olanlara takmışlar kafayı. Akşama kadar o sanal benim, bu sanal senin dolaşıp sanal biriyle karşılaşınsa "sen sanalsın ben değil" diye bir garip iddialaşmaya düşmüşler. Bu sayın işkilciklilerle aynı ortamda bulunma inatçılığı gösteren biz nickgilcikler, tahmin edileceği gibi daha ağzımızı açmadan mağlupuz. Niye olmayalım? ad soyad onlarda, sıtarbıkta "frappiççuno" yudumlarken 32 diş tekmili birden galeyana gelmiş pozlar onlarda. Bebeğimmm sana aldığım kolyeyi takmamışannnn muhabbetiyle "nahada bak o kadar gerçeğizki somut delillerle konuşuyoruz boru falan değiliz" göndermesi onlarda. Görenleri var, duyanları var, dokunanları var hatta koklayanları.

Bizim gibi sahte profillerle, sahte isimlerle, sahte diplomalarla çıkmamışlar görücüye. Nereye gitsek nah diye çarpıyorlar yüzümüze civilerini, linkedinlerini, kariyerlerini, iş yerinde beni satın alacak leptoplarıyla çektirdikleri sırıtkan fotograflarını. O kadar gerçek ve mutlular ki oturdukları sandalyeler, önlerindeki dosyalar, kalem kutuları bile uzatsan elini dokunacakmışsın hissi veriyor, çok hislendim bak, ağlıycam bu sahicilik karşısında.

Bak siminya sana söylüyorum siminya sen anla! Millet reeli bırakıp internetin gerçeği olmuş sen daha sanal gerçekliğinin geyiğini çeviriyorsun. Burda salak salak tripler, cılk cılk evhamlar, kokuşmuş endişeler sergiliyor "ay gizemli olayım, kırk yıl uğraşılsam bile çözülemeyim heyhat! kimse bana ulaşamasın bak perihan mağden'e ulaşılamıyomuş banada ulaşılamasın, hii nete fotoğraf düşmesin arada düşer gibi olsun korkmuş gibi yapayım. ailem beni önce kızılırmak'a boğar, yuvarlar, sonra oltayla avlar, kılçığımdan kravat iğnesi yapıp, artıklarımı çiçek gübresi olarak kullanır valla yaparmılarmı yaparlar" diye ahmak ahmak yazılar yazıyorsun. Düşündümde galiba sana iyi ediyorlar. Bu zenci ağzıyla "kahrolası beyazlar" edebiyatıyla en fazla 3 yıl daha sebeplenirsin, söylemiştim ceza şarkılarını fazla kaçırdın.

Belki gidip sıtarbıkta "gerçektende gerçekim" fotoğrafları çektirmeliyim? Her diploması alnına yapışık, tavangöt elitin orada paççinolu, puççinolu bir içeceği yudumlarken fotosu var, benimde olsun. Geçen bi özsüt'e gittim o sayılır mı acaba? Adı türkçe olunca bilirim fazla süksesi yoktur, üstelik öz kahramanoğulları, öz bakliyat ticaret, öz bursalı kardeşler diye diye yıllardır soğuttular bizi öz'ümüzden. Belki menüsü türkçe değildir, inşallah değildir diye umutla baktım. Eh arza göre yapmış adamlar bir dolu yabancı isimli tatlı. Ama gözüme ürkütücü ürkütücülükte bir türkçe isim çarptı "kazandibi" !! İşte o an soğudum özsüt'ten. İnsan şunu italyancaya çevirir ( translate çevirdi: kazandibi=vincere inferiore della) mammamia!

Neyse ya sedata geleyim diyorum, ne kadar sahici olduğunu ispatlamak için kıçını yırtma, senin gerçekliğinle hiç ilgilenmiyorum. Kelimelerimden fallar tutup "bunları yazan bir kadın olamaz bu erkek" medyumluğuna memişliğine hacet yok. Aha burada sapına kadar fake siminya. Sen gerçek ol, ben yalan. Çok ırgalamıyor beni yalanlar, gerçeklerin bu kadar yalan olduğu hayatta. Eğer ıspatlar arıyorsan hadi benim kola kutusundan çıkmadığımı ispatla, yapabilir misin?


bu zımbırtının yorumla ilgisi olabilir >>

20090628

İki kızkardeş

Bu yazıyı okuduktan sonra beni tanıyanlar çıkabilir. Çünkü böyle olaylar binde bir yaşanır..aman be ne binleri hergün yaşanıyor. Neyse ben yazayım da beni tanımayanı bende tanımam, tanıyanı da tanımamazlıktan gelirim, olur biter.

Emel ve Seda, On'lar ablamın arkadaşı iki kızkardeşti. İnsanlar cins cins bakışlarımdan beni pek tekin bulmadıklarından rotalarını direk ablama çevirirler, arkadaş olacağı gelen onu seçer, aşık olacağı olan "yok ben en iyisi ablaya abayı yakayım, bu kız beni yer" diye düşünüp uzaklaşırdı. Kendime sürekli "amannn çokta tın benim kimseye ihtiyacım yok taam mı" diye telkin versemde, çok gücüme giderdi be :(.. (bu ikonu seviyorum, duygu sömürüsünde direk on ikiden) Bu kızdaki tüy eğer şeytan tüyü dedikleri zımbırtıysa, hesaba göre bendeki melek tüyü oluyor ee o halde melek tüyü iyi bir tüy değil! şeytan canımız, ciğerimiz evelallah.

Bu kızlar çerkez kızıydı; sarı saçlı, beyaz tenli, sanırım ela gözlü ve çok narindiler. Babaları yıpranmış kocaman bir evrak çantasıyla hızlı hızlı tren istasyonuna doğru giderdi. İşini bilmiyorum ama çantasından; defterdar, maliyeci, öğretmen, emeklililiğine az kalmış herhangi bir memur havası esiyordu. Bizde bir damar boyu kadar çerkez kanı bulunduğunu; "mafiş, hılkiş, ılıbiş, gılniş" gibi sonu "iş" le biten yemekler pişirmemizden anlayıp "vay topraam" muhabbeti kurdular. Bir araya gelip çerkez adetlerini yad eder gülüşüp eğleniriz sandılar ama bizde o adetlerin yerini "allağan ayıları" adı verilen başka bir gelenek türü almıştı, 1 ay zor dayandılar. Biz çerkez kibarlığını, saygısını, müsaitseniz annamlar size ziyarete gelcekler nezaketini "azını burnunu gırarım şarapsızın çocuğu" gibi müstesna cümlelere kaptırmıştık, fena halde dejenere, de kırro, de hayvandık.

Bu sıralarda ablam lise sondaydı bende kendimi orta sonda sanıyordum, değilmişim, evdeymişim, sazmışım. Ama durmak yoktu, her zaman yanlarında olmak için bir bahane buldum:

-evde babam içki sofrası kurdu bir sürü kıllı kıllı herif eve doluştu, bende yanınıza geldim napiim.

-annem anahtarı foseptiğe düşürmüş dışarda kaldık, bende yanınıza geldim napiim,

-abim evde perdeleri çekip bişeyler yapıyor, ya zikir çekiyor yada o erkeklerin çektiği şey varya otuzlu bişey ondan çekiyor, ben her iki durumdanda çok korkuyorum yanınıza geldim napiim. (abim o sıra ya tarikata giriyor, ya din değiştiriyor, yada alkolik oluyordu)

Bu iki kızkardeş; gözleriyle adam yiyen, güreşe tutuşan hatta patlıcan közleyen insanların arasına geldiklerinden bi haber alıştıkları gibi özgürce giyinip, gecelere akıyorlardı. Alışılmamış olan yaşantıları değil maruz kaldıklarıydı. Bizim görmemişler gruplar halinde peşlerine takıldılar, bizzat bu kızlar için cephelere ayrılıp, çeteleştiler. Sık sık "seda yengeniz olur yan bakanı yığarım" "emel'ime hanginiz laf attı ötün piçler" kavgaları çıktı. Sahip olunmak istemeyenlere sahip çıktılar, korunmak istemeyenleri birbirlerinden korudular (güya) Akraba olanlar bile birbirine sustalı çekip, gözdağı verdi. Komserim haşmetbaamların biri gitti biri geldi, kaldırımlara kız kavgası kokusu sindi.

Kızlar "nasıl bir yere düştük biz böyle" şaşkınlığını üstlerinden biraz atınca, bir cafede işe girdiler, ablam ve ben aklımıza estikçe evdekilere yalan söyleyip yanlarına gittik. İlk kendimi zorla işe aldırdığım işim buydu; gerçekten garson olan kızların yanındaki naylon garson (istesem şimdi durup tavana baka baka ilk işime havalı bir ad bulurum, tıpkı sekreterliğe yönetici asistanlığı denmesi gibi ama konu bu değil ) Akşam karanlıkta evlerine dönerlerdi. O saatlerde biz "devir kötü; kız dediğin ağşam vakti dışarlarda sürtmez götünün üstünde oturur" anayasası gereği, kıçımızı minder yapıp üstüne çöreklendik. Kendimizi, büyüyünce gelip bizi alacak ve mesuut edecek kocacıklar için kuluçkaya yatırdık. Hem büyükler her zaman haklıdır o kızlar kötü! anası, babası iyi yetiştirememiş. Biz anlamıyoruz ama büyükler bir bakışta ne boklu papuç olduklarını anlıyorlar(!)


bundan sonrası biraz...

Bir gece saat 10 civarlarında annesi ve babası sokakta panik içinde koşturunca öğrendik ki eve dönmemişler. O gece çok insan sabaha kadar seda ve emel'i aradı, bulamadılar... Bizim evin 50 metre uzağında sahibi kalmadığı için bakımsızlıktan örümcek bahcesine dönen bir meyve bahcesi var. Her sahipsiz ve bakımsız olan şey gibi ürperti veren, ölümü hatırlatan, tabiatın her zaman güzel görünmeyeceğinin kanıtı bir bahce. Emel ve seda bir kaç gün aramadan sonra tecavüz edilmiş ve bıçaklanmış olarak bu bahcede bulundu... Yaşadığım en korkunç, en haksız, en kabul edilmez ölüm hikayesinin kahramanı oldular.

Hiç kimse bize, bu katliamı kimlerin, niye yaptığını anlatmadı. Olay bir fısıltı gibi sokağın başından girdi sonundan çıktı ve bir daha hiç konuşulmadı, herhangi bir dizinin final bölümü kadar bile konuşulmadı. Sorduk azarladılar; kız başınıza büyüklerin işine karışmayın, su testisi su yolunda, öyle olanlara böyle yaparlar dediler, susun ve yatın uyuyun dediler. Bizde söylenenleri yaptık, bol bol uyuduk, büyüdük.. çok şükür!!

pippa sisters


bu zımbırtının yorumla ilgisi olabilir >>

20090624

Blogunu denk al kadın!

Bazen bazı şeyleri 3-5 defa tekrar edip yerini sağlama almak gerekli. Babam sürekli söylendiği halde anlaşılmayan, kafaya işlemeyen cümleler için "akşam bakla sabah bakla allahım sen beni sakla" der. Duymaktan, okumaktan, yazmaktan bıkarsın ama yine söylemen gerekir, yine konuşman gerekir, yine bakla pişirmen gerekir taki bülbüller "dutumu yedim bekliyorum" mesajını atana kadar. Bu yazının ilk bölümü sayılabilecek yazım blog yazarı kızın hazin mücadelesi

Bütün psikopatların fiks cümlesi "beni sizler bu hale getirdiniz" dir. Kurbanını iyi bi keser, biçer, kıyma makinesinden geçirir, nihayet enselenince kirden logar kapağına dönmüş yüzünü kameralara dönüp, burnunu fırtlatır ve üstteki bingo cümleyi kurar.
O işsizken işi olanları, o fasfakirken kızarmış gövel ördek yiyenleri, eski sevgilisine, annesine benzeyenleri kıtır kıtır doğramıştır ama kabahat kurbanındır, yemeselerdi, benzemeselerdi olmayacaktı, tahrik vardı.
Yakında dedektifler tarafından yakalandığım gün bende bu mazarete sığınacağım, provalar tamam. Bol bol kısık bakış ve burun deliği titretme çalıştım, aynaya baktım tam bir manyak gibi görünüyorum.

(bir laf söylersinde, beklersinya birisi sorsada devamını anlatsam diye? baktım kimse sormuyor bende kendime hayali bir muhabir peydahladım o sordu)
Hayali muhabir Bizdenk Açmaz mikrofon uzatır:

- Haydi söyle siminya seni kimler bu hale getirdi?
- Beni bu hale tdk'ya işe alsalar ilk değiştireceğim kelime olan "erkekler" getirdi. Bu kelimeyi yazarken en az bir kabız insanı kadar zorlanıyorum ( err.. yok tekrar.. eriik.. of olmuyor, olduramıyorum.. hadi son bir kez daha.. erkekkkler..oh yazdım) Eğer bir hata yapıpta beni tdk bünyesine alırlarsa bu kelimenin yerine "sallangaçlar, kıllangaçlar, görmemişinşeyi, feodelikseverler" gibi günümüze uygun, imalı bir isimle değiştireceğim.

Ne istediklerini bilmeyen; tutarsız, didaktik, ikiyüzlü bu herifleri nasıl yapsamda yaşadığına pişman etsem? Kaburga kemiklerini söküp kendime şezlong mu yapsam? Yoksa üzerlerinden önce dozer geçirip güneşte kurutsam, kuruyunca delgiyle birer santim aralıklarla delikler delip mutfakta makarna süzgeci olarak mı kullansam? Kanlarını at sütüyle karıştırıp kımız yapsam bim markette "le kımız" diye mi satsam? Bu projeler üzerinde daha fazla kafa yormalıyım.

Kankam bana "sürekli kendini savunma halindesin" diyor. Neydi şu bizim psişik slogan? "beni sizler bu hale getirdiniz" de ondan. Yıllardır ne kadar erkek işi diye ayrılmış erkek işi varsa hepsini kimseye ağız eğmeden yapmak için ne salak hallere düştüm sen biliyor musun? Yeri geldi inşaatlarda çalıştım, yeri geldi şehirlerarası otobüs şöförlüğü yaptım, yeri geldi cenaze namazı kıldırdım desem inanmazsın tabii, demem zaten sadece desem mi diye düşündüm. Ama sıkı gaz verilirse yaparım, bir gazına bakar tek bi gazına.

Yapamazsın sen çekil! bu erkek işi, dendiği zaman "anneni samanlıkta muhtar ve ihtiyar heyetiyle görmüşler" gibi bir mesaj alıyorum, kulağıma eminem şarkıları geliyor
"and get a new plan momma's got a new man,
tell my mother ı love her, kiss baby sister goodbye
"
Anlamı; anam başka heriflerle samanlıklarda birdirbir oynuyor, bari buralardan gidem tutem ben seni, giderken yinede bacımı ve annemi bi öpeyim hey hey.
Bana "çekil git sen yapaman" diyenin dilini ağzında peynirli dürüm yapıp yemek istiyorum. Beni böyle ayıklamaları, bir köşeye biriktirmeleri kendimi tarlanın ayrık otu gibi hissetmeme neden oluyor, ben ayrık otu değilim! bizzat tarlanın mahsülüyüm anladın mı? anlamadıysan bana ulaş düello için yer düşünelim.

Beni ayrık otu diye temizlemeye çalışıp, bloğumdaki yazılardan tek cümle dahi okumadan oraya buraya koyduğum kız fotograflarından dolayı beni hor görürsen, bende sana sorular sorarım, anlamadığım için, öğrenmek için.

  • Çekici kadın fotografı kullanan kadınları bırakalım şuraya; internete akşama kadar milyarlarca çıplak kadın fotografı postalayan, aramalarda "cıbıldak garı getir" diye arayan, duvarlarına yapıştıran, öpüp bağrına basan erkekleri kaç taneniz yadırgıyor? Yoksa üryan kadın resimlerine bakmak, sevmek, asmak, koklamak normal, üryan kelimelerle blog yazan kadın anormal mi?
  • Şu mankenle ah bir yatsaydım, keşke gisele, kate, adriana, angelina hepsiyle birden asansörde fantezi yapsam yazan bir adama; şu işareti ":D" veya şu cümleyi "yürrü koççum yakışırr babaya" normalce yapıştıran biri; bir kadının gerçek zaaflarını, hatalarını, kadınca duygularını yazmasını neden "ergen avı" olarak görür?
  • Erkek blogcular gündeme alakalı alakasız ne düşerse, haber sitelerinden önce davranıp google sıralarında üst sıralara çıkmaya çalışmıyor mu? Bilmiyor muyuz seo için denizden babaları çıksa yiyeceklerini? sizinki ne avı?
Yazma ve yorumlama özgürlüğümü birisi bana tam olarak izah etsin, hocanın karısı gibi "kime görüneyim kime görünmeyeyim"? hadi sınırımı çiz!
Erkek çifte standardıyla ilgili lafı gediğine iyi bir oturtmuş deran'ın yazısı.


bu zımbırtının yorumla ilgisi olabilir >>

20090620

Seni rezil teşhirci seni !

Kadın güzelliğinin ne ile ölçüldüğünü çok anlamazken tanıdım tülay ablayı. Türk kadınlarının kıymetini bilemediği yusyuvarlak vücut hatlarının hakkını öyle bi güzel verirdi ki. Hatırladığım en çarpıcı elbisesi, siyah üzerine lila çiçekler serpiştirilmiş jarse elbisesiydi.

O basit, pazar malı elbise; toros dağları gibi kıvrımlı, geçit vermez sarp yamaçlı vücudunda şaşalı bir saltanat kurardı. Vücudu yaratılış gereği bi o yana, bi bu yana sallanır görenler kadının kasıtlı kuyruk salladığını (!) namuslu ve masum erkeklerini yoldan çıkarmak için musallat olmuş bir yosma olduğunu düşünür, düşünmekle asla yetinmez ardından yalan yanlış konuşurlardı.

O arkasından konuşulan herşeyden, abasını yakıp kül ettiği erkekler sayesinde haberdar oluyordu eminim. Kahverengi dalga dalga saçlarını "çokta tınsınız" der gibi omuzundan omuzuna attırarak yürür, her güzel kadının şımardıkça diline yapışan "güzelliğimi kıskanıyorlar, bana hayatı zindan ettiler, tanrım ne bedbahtım, kara bahtım kör talihim, ah ah güzellik başa bela" türküsünü tutturmazdı, farklılığının farkındaydı, sessiz ve derindi.

Kadın olduklarını; ancak doğurduklarında ve kocaları tepelerine tünediğinde hisseden bizim familya, tülay abla'ya şöyle adamakıllı bir etiket yapıştırmak için gece gündüz harıl harıl çalıştı, her çekici ve işveli kadına taktıkları çeşitli boy ve ebattaki kulpları ona da taktılar. Tülay abladan, kırk küp kırkınında kulpu kırık küp yaptılar.
Yinede ondan ölesiye korktular. O'nun öyle "küçük dağları ben yarattım yiyosa aksini ıspatlayın" tarzı bir havayla kendilerine doğru geldiğini görünce "şu fışkı bu yana doğru geliyo, dağılın" diye sağa sola kaçıştılar. Tülay abla ile yanyana gelmek demek, bu iki kadın tipi arasındaki 20 farkın ortaya çıkması demekti, bizimkiler mutlak mağluptu.

Tülay abla kendinde olanları hakkında konuşulacaklara rağmen teşhir ediyordu, tıpkı ayşe arman gibi, tıpkı her kadının içinde kesinlikle var olan teşhircilik duygusu gibi. Bak ben de ne harika parçalar var, siz saklayın çuvalların içinde. Sonra o güzellikler buruşup kara kuru eriğe döndüğünde "ah gençliğimde ne güzeldim ama bunu bir tek ben biliyordum " diye hayıflanırsınız, diyordu, öyleydi de. Amcamın ortanca karısı ona bakıp bakıp bacağını sıyırıyor,
-benim bacaklarım daha beyaz, kılsız, mermer gibi bakın bakın kızlar kiminki güzel? diye gıyaben rekabet ediyordu. Kadın; ölene kadar, güzel olduğunun söylenmesini isteyen doyumsuz bir yaratık (ajda pekkan, aysel gürel ve milyonlarcası)

Ben; bana örnek gösterilen helal süt emmiş, pambık şekeri ablaları değil hep onu izledim, onun gibi olmak istedim, hissetmiş midir bilmiyorum. Büyüyüm bende o siyah elbiseden giyineceğim, fokur fokur kaynayıp kırıtacağım, saçımı işte tam öyle attıracağım, yaklaştığım yerde herkes kaçışacak, banada "fışkı" diyecekler, sünepe siminya diye beni iteleyen alacak boyunun ölçüsünü. Annemler yanımda tülay ablayı yerden yere vurdukça, ben tutup idol yaptım kendime, tarifte teşvik vardır, eşek hoşaftan anlamaz, koynunda eşek besleme!

Ve geçen aylarda tülay abla teşhirciliğin bedelini ödedim ben. Teşhir her yiğidin harcı değilmiş, başka türlü bir cesaret şartmış. Üye olmadığım bir halt kalmasın, ölsünn siteler, ölsün siteler diye gidip facebook'a üye oldum. Hiç bir özelliğinden anlamıyorum, tek başına yapayanlız bir başına, mahsun.. (burada acındırayım biraz sonra şey olsun)
Pek çok insanın aklına ilk gelen; ilkokuldaki bitli arkadaşları bulup "nasıl bit patlattık dimi ne şapşaldı o bitler, sinem'de çiş kokardı ehe ehe" sohbetlerinin belini bükmek olurken ben photoshop yordamıyla türlü kılıklara soktuğum, çakma adrianalar, çakma bıritniyler yaptığım, onlara bakıp kendimi bi bok sandığım fotolarımı yükledim. Fotoğraflardan bir kaçı beni utandıracak derecede açık saçıktı, böyle memeler isyanda konseptinde falan (bak hala aklıma geldikçe, utangaç yeni gelinler gibi büzüm büzüm büzülüyorum)
Bunu neden yaptın diye sorma, hatırlamıyorum. Belki teşhir içgüdüsüyle alakası olabilir bunu kesinlikle kadınlara özgü ve yakışır bir duygu olarak görüyorum, orası ayrı.
Kimsenin görmediğini düşünüyordum, hiç arkadaşım yoktu ve ben bir nevi resim stokluyordum. (başka stoklayacak yer kalmamış gibi)

Sonra orada öyle fotoğraflarım olduğunu unutup, sıkılıp hesabımı kapattım, çıktım. Aylar aylar sonra bir kaç arkadaşım beni oradan bulunca girip onayladım. Flash flash! kabul ettiğim kişi ve onların arkadaşları benim albümlerimi görebiliyormuş! domur domur emcekleri mintanını.. bilmem ne zıkkımını!! Panik içinde ve kafamdan altyazılar geçirerek resimleri silmeye başladım "allahım inşallah kabul ettiklerim bu fotoları görmemiştir, allahımm ne olur onların arkadaşlarıda görmemiş olsun, inşallah onların arkadaşlarının arkadaşlarının arkadaşları görmüyordur, ötekilerin arkadaşlarından biri kardeşim olabilir mi? eyvah abim?"Titreye titreye mausu yapabileceğinden çok işleme zorladım, saniyede 10 delete yapabilecek bir hızla ilerleyen maus dakikada kaç delete yapar? Hem fotoları, hem arkadaşlarımı, hemde hesabımı silip bir pancar kırmızılığında facebook'tan kaçtım. Bu bana sağlam bir ders oldu sen kiim, tülay abla gibi elalemi tınlamamak kim?


bu zımbırtının yorumla ilgisi olabilir >>

20090618

poponu çimtikle

bir garip bişey oldu bana şu an, yeni bir duygu keşfediyorum sanırım evet canlı canlı duygu keşfi yapmak üzereyim.
gurura benziyor ama tam değil böyle manavgat şelalesini bronşlarıma koymuşlarda turizme kapamışlar gibi bir his, sanki mangal yapmışlarda beni çağırmamışlarmış gibi, yav nasıl desem ımmm nım nım nım dikkatli hissedince diplerden burhan çaçan'ın kulak cırmalayan sesi duyuluyor "tarama yar tarama hele hele yar tarama digel gel" anlatamıyorum, epeyce yaklaştım ama elimden kurtuldu demekki yağlı bi duygu, vıcık vıcık

dahi anlamındaki de ayrı yazılırr şiminya!!! zıbornik gafalı şiminya! eşşoleşşeğin sıpası zümünya! ki mı mi de da do dodi dodi dodii dodii ambulans çağırınnnnnnnn

o ses ne bir dakka! şişt pişt geldi yine ayağımı yiyesiceler

"hanımlara müjde duyduk duymadık demeyinnn, halım sökük diye kederlenmeyin!! overlok makinesi ayağınıza geldi, halı kenarııı, paspas kenarı, yolluk kenarı, battaniye kenarı 5 dakikada dikilir evinize teslim edilir"
breh breh gözünü sevdiğim teknoloji nelere kadir (şapkalı a) şapkalı a'lı kadir direk erkek ismi olan kadir gibi okunmaz, kadriye'de kadın ismi, birde kadir gecesi var onda kadınlar bazen çocuk pırtlatıyor o çocuklar şanslı olur diye bir rivayet var ondan işte çocuklara "seni anan kadir gecesi mi doğurdu" deniyor. bide seni anan benim için doğurmuş var neyse konuyu dağıtalım haydaaa

hala bu duygu içimde elyın gibi dolaşıyor ( şapkalı a! hala kelimesini şapkasız a ile okursan babanın babası olur) bu duygunun adını koymam lazım! müslüm gürses lütfen "adını sen koy"

hala dedimde, halam ilaçları rengine göre değerlendiriyor buzdolabını açınca
-vış gırmızı hap, bu kan yapar su getir su getir
-aha sarı hap bunlar dişimin renginde dişe iyi gelir
-mavi hap damar, kahverengi hap ciğer yapar evde içiyim ciğerim olsun, turuncu portakallı ce vitamini ver ver ver

buldum!! kafamın neden sallandığını buldum! eğer haplar renklerine göre ayar çekiyorsa ben çok sallama çay içtiğim için böyleyim, yani sallama+çay+kafa+sallantı ?!!!
hayır sarhoş değilim, hayır güzel yazı böyle olmaz sen iyi yazı okumadın mı hiç hayatında?? hayır iyiyim, hayır şimdi evden çıkıp meclisin önünde çıplak eylem yapıcam, evet banyo yaptım

(yukarı sol cenaha bir fotoğraf koydum varsayıyorum, nalları havaya dikmişim, yatmışım peynirrr diye sırıtırken ölüymüşüm gibi nanik yapıyorum tam o esnada fotomu çekmişler, bi düşün ne ilginç bi poz)


bu zımbırtının yorumla ilgisi olabilir >>