
Binanın bekçi köpeği Mert ki kendisi yanlış genlerden oluşmuş bir insan eniği, geleceğin seri katili olmaya namzet.Ailesinin "erkek yetiştiriyoruz biz erkekk" coşkusuyla biraz fazla erkek yetiştirdiği 5 yaşındaki Mert; tüm binanın ve özelliklede benim korkulu rüyamız.Mert'in daha şimdiden felsefesi at, avrat, silah.Avrat felsefesi olumsuz anlamda; çünkü kadın, kız, teyze, abla farketmeden tüm dişi türlerini gördüğünde Şili'den ithal bir lama oluyor.
Önce kadını görüyor; ardından ağzında hararetli bir çalışma başlıyor, sonra kafasını geriye doğru hafiften kaldırıp biriktirdiği tükürük topunu tam on ikiden üzerini yapıştırıyor, hiç sebepsiz.Bugüne kadar 3 defa tükürüğünden nasiplendim, o miktarı ne zaman biriktiriyor ve her seferinde nasıl tutturuyor bilmiyorum.Bazen kapıyı çalıyor kapının dürbününden bakınca onu görüyorum yukarı doğru tam dürbünün noktasına, gözlerini kısmış bakıyor.Açmakta tereddüt ettiğim durumlarda çamurlu ayakkabıları ile kapıyı tekmelemeye "aç didiimmm ordasın biliyoyummm" diye çığlık atmaya başlıyor.Kapıyı yavaşça aralıyorum önce tükürük fobimden dolayı direk yanaklarına bakıyorum bir kabarıklık yoksa açıyorum.
-Ne istiyorsun Mer(e)t !
-Silak
-Silah yok bizde sana kırk kere söyledim !
-Vay biliyoyum !
-Git çocuk bak kodummu oturturum (ona karşı kibar olmamı asla beklemeyin, bendeki kredisi çoktan bitti )
Bütün tedbirlerime karşın tükürük topunu ağzındaki gizli bir bölmeye sakladığından olsa gerek her zaman farkına varamıyorum ve maalesef bingo !
-a.q pu
Bu hareketi sadece bana yapıyor sanmayın bütün binanın kapılarını her gün mütemadiyen turluyor.Ama en çok nefret ettiği kişinin ben olduğumda herkes hemfikir.Çünkü ben onu değiştirmeye çalıştım, hareketlerini hep eleştirdim, yetmedi evlerine sinsice girip babasının zorla dinlettiği-oynattığı kurtlar vadisi müziklerini, silahlı oyunları bilgisayarından sildim.Bir silişte iki düşman edindim o günden sonra babasıda benden nefret etti.Beyefendi oğlunun yumuşak olmasından korkuyormuşta, bunun için anne karnından beri damar müzikler dinletmişmişte, gelecekte piyasada kalacak tek erkek onun oğlu olacakmışta, hatta oğlunun spermeleri ve genleri kıymete binecekmişte bir dolu ütopik düşünceyle peydahlamış sıpayı. Al işte çıka çıka bu çıkmış meydana.Bunun genleri kıymete binerse varya terminatör filmindeki kıyamet sahnesi gerçek olacak demektir.
Evlerinde 8 tane silahı ve çeşitli muhimmatı var.Herbiri farklı işler yapıyor süngülüsü, gerçek sesler çıkaranı,duman çıkaranı,kuru sıkısı.Annesinin dediğine göre her gece biriyle uyur, kendileriyle uzun uzun sohbet eder, ertesi gün kimleri öldürmek istiyorsa onları planlarmış.Bilgisayar oyununda tercihi GTA çünkü orada arabayla insan ezebiliyor.Ona Alice greenfingers oyununu kurdum. Bahceye domates, çiçek eksin sulasın toplasın, insan gibi götürüp satsın diye geldi bir dünya küfürü saydı gitti.Gerçi ona çikolata aldığımda da azar işitiyordum, yüzüne; annesi gıcık kaptığımı anlamasın diye sahtece gülümsemeye çalıştığımda da. Bir tek şartla beni sevebilir ona roket atar,tank falan alırsam oda sıkar biraz, iş inada bindi.
Geçenlerde ilk defa; eve doğru yaklaşırken karşıdaki binanın duvar dibinden Mert sokakta mı diye gözetlediğimi, kuzuların sessizliğinde merdivenleri tırmandığımı farkettim.Nasıl korkutmuş beni be ! Üzerime tükürmesi değil ki korktuğum, gerçek anlamda o kısık gözlerinde bir çivici katil görüyorum.Sokağa çıktığında kızların bembeyaz olup ağlamaya başlaması, kadınların "amaan it dölü geliyor öteki tarafa gidelim" diye konum değiştirmesi, adamların arabalarını bizim binamızın önüne park etmemesi, diğer erkek çocuklarının kovboy düellosu yapacak gibi kollarını iki yana açmaları, sokaktan kuru dikenlerin yuvarlanması, kargaların ötmesi, bütün bunlar bu çocuğun normal olmadığının ve gelecekte bir haltlar çevireceğinin göstergesi.Allah sonumuzu hayır etsin