kahtalı mıçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahtalı mıçı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Perşembe, Şubat 12, 2009

Yırtık don

Yılın 300 günü giydiğim pantolonla aramda bir birliktelik olduğunu keşfettim, huyu huyuma suyu suyuma. Paçaları yerleri fırçalamaktan püsküllü minübüs perdelerine benzedi. Ben de "bu böylede giyiliyor, geçen gördüm helin avşarda giymişti" gibi popüler bahanelerle paçasını katlatmıyorum. Pantolonumun yırtık pırtık halini gören eline makas alıp kırpmak,yamamak, elden geçirmek istiyor. Kimisi acıdı sadaka bile vermeye yeltendi, pantolonumun takip edildiğini hissediyorum.

Geçen hafta yıkadım (vay be yıkadım) kaloriferin üzerinde çevire çevire kurutup giydim rahatladım, muradıma erdim. Kendimi güvende ve güçlü hissettim.

O yine benimle birlikteydi. İşlek bir caddenin kaldırımında yürüyordum. Sağlı sollu okul servisleri, dolmuşlar, herşeye düdük çalan adam, amaçsız insanlar, tıkış tıkışız. Bacağımın minübüs perdeleri kaldırımı yalıyor, ben ise içinden sakız çıkan şekeri. Birden yerden kafama doğru yükselen birşey hissettim, sesi vardı; cart, fıcırt, hınnn, vıyank. Elimde ki poşetlerin uzay boşluğuna yükselişini gördüm, iki bacağımın birbirinden sonsuza dek ayrıldığını.
Kaldırımın iniş yerinde pantolonumun meşhur sarkıtlarından birine ayakkabımın topuğu girmişti. Tarifi olanaksız bir şekilde yere serilmiştim bacağımın biri kaldırımda, diğeri yoldaydı, gövdemden hiç haber yoktu. En az bir milyar insan ve araç bana bakıyordu, yüzlerine bakmadan ayağa kalktım;
"Öhöhm öhömm ıhım mıhım zaten düşecektim ne var neee! ayı mı oynuyo yani bu mudur? kim itti beni höynn !! ne noluyoz ? ya ya işte düşmeye gör bakan bakana, bakın kahpeye! sizide görcez sizide, poşetlerim nerde ?! hala düdük öttürüyo adama bak inşallah çok sürmeden herhangi bir deliğine kaçar, pisliksin sen adi adii!
Sessiz sessiz hepsini payladım, saydım, sövdüm. Kendimden başka tüm insanlığı suçladım. Sonrada kuyruğumu kıstırıp eve döndüm.

Bir akşam kalabalık misafirler vardı. Urfa'dan arak sıra gecesi yapıyoruz. En önce soba borusu gibi gri, parlak bişeyler giyinmiş bir adam geldi. Bu parlak elbiseler ilk çıktığında umutlanmıştım " Filmlerde anlatılan uzay çağını göreceğim, star wars gerçek oluyor yeee" demiştim. Sonra bu elbisenin benzer parıltıda olanlarını, İzzet Yıldızhan, Ankara'lı Turgut, Bayhan gibi müstesnalar üstlerinden hiç çıkarmamaya başladı, uzay mevzuu kapandı. Maganda takım yıldızı yörüngemize girdi.
Çiğ köfte yoğuracakmış ondan böyle canti giyinmiş (conta veya şanti de olabilir şimdi google'dan bakacak halim yok) bağlantı kuramadım, belki çiğ köfte leğeniyle aynı görünmek adettir.
Bende misafir çok diye güzel giyindim, saçlarımla 3 saat uğraştım, uzun ve dalgalı olduğu için uğraşmak bir gün sürüyor. Bazen saçımla cebelleşmekten bloğuma yazı yazamıyorum. Eğer 5 günden uzun yazı yazmassam bilki saçıma dolaşıp tıkandım kaldım, umudu kesebilirsin.

Ne diyordum; soba borusu abi çiğ köfteye başladı ve sürekli birşeyler istiyor, "peçeteee, bulgur bulgur ince olandan, pul biber nerde, isot hane, 7 türlü baharat, suvanı getirin" amma fakir yemeğiymiş, bi ben kaldım içine girmedik. 7 türlü baharat mutfak dolabının en üst rafında ona uzanmaya zorlatıyorum, bu sırada mutfağa aynı anda 10 kişi giriyor çıkıyor, kimsiziniz niz siz kardeşim siz! O gördüğüm Kahtalı Mıçı mı ne !?
Baharatı alırken tanımadığım bir erkek ayran yapmaya başlayınca konsantrem bozuldu ve kavanoz elimden kaydı, kapaksızdı! İçindeki 7 türlü zıkkımın kökü kafama indi. Gözüm, burun deliklerim, ağzım, tertemiz saçlarım, koynum baharata bulandı. Oldum sana hakiki spice girls. Şimdi çiğ köfteye girebilirim işte. Millet bu sürpriz eğlenceyle iyice coşup türküyü patlattı "damımıza gar yağdı le le le digel gel haydaaa hobaa "

Benzer bir şapşallık daha yaşamıştım, bunu okuyan onuda okudu.

Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum

     Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...