kırk koca kırkınında kıçı kırık koca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kırk koca kırkınında kıçı kırık koca etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Kasım 02, 2009

Seni her yerde bulacaklar pis siminya

Başlık, şimdi uzunnn upuzunn bir askerlik yapmakta olan fenasi'nin yazısından arlanmazca araktır, çalıntıdır.

4 aydır sıcak evimden ve mutluluktan kert diye kenetlenmiş (ünlem) ailemden uzaktayım. İpsizin ölümü sapzızdan olsun diye ha gayret istanbul'a gelmiştim. Şehrin muhtelif sokaklarında sürtüp sürtüp pirelendim, kuduzda olmuş olabilirim tahlil yaptırmadım ama ısırdıklarım yaptırsın ( ahmet, gökhan, emre, eren, okan, o şeydeki oğlan, ve öbür oğlan, maydanoz satan teyze ve tüm hepiniz)
Nihayetinde tükürdüğümü itina ile toplayıp abla kapısına tosladım. Günlerin akşamında mısır satıcısına anlatacağım çılgınlıklar yapamadım, ailenin yüz karası olamadım, hala bana "melek gibi kız" diyenler var. Bu kara leke alnıma yapıştı.

dün baktım bişeyleri özlemişim.

Burnumu sızlatanlar "annemin tarhana çorbasını, mutfaktan yükselen kek kokularını özledim bühüü bühüü" türünden şeyler değil. Mesela meselaaaa; babamın tüfeğinin şefkatli dipçiği sırtımda tütüyor. Eve gelince gıcır gıcır öttürdüğü karamel kaplı dişleri elime her diş macunu aldığımda gözlerimi yaşartıyor. Çoraplarımı çıkarın, sırtıma yastık getirin, çay demleyin, hani benim kızarmış hindi budum, hani benim bıyığımın 37. teli şıltakları bebeğin ninni özlemiyle aynı (şıltak: kapris) Annemin; üşüyosun sen üşüyosun yok yok valla üşüyosun, üşüyosun dedim!! Bak ayakların beyaz beyaz oldu, benzin sarardı, dudağın morardı diye beni bir gökkuşağı zannedip, dolaptan kaptığı yelek, hırka, şal, battaniye ile üstümden geçmeye çalışması ..

Ya mahalle ya çöpüne sarılıp uyuyasım gelen sokağımı özlemedim mi? Markete giderken ayağım içine girmesin diye kavis yaptığım taşı sökük kaldırımı... Başına poşetler dolandığı için dilek lambası dediğimiz hemen tüp bayiinin dibindeki sokak lambasını... Elinde kürdan habire sağ yanağına sondaj atan terzi, tırıvırı basri'yi... Kendini hep hasta hissettiği için "ayhh vıııyy vışş oyyy amaninnn offf üffff" sesleri çıkararak gezinen, orda burda karnını doyurup eve giderkende çıkınını fulleyen kocaboğaz satı teyzeyi...
Başka türkü bilmediğinden midir, yoksa ağız alışkanlığı mı "tren gelir düddürü, düdüğünü öddürü, bu zamane gızları, bir sakıza öptürü" türküsünü fermuarını tuta tuta icra eden kaldırım mühendisimiz halil'i.
Büyük ablamın zampara komşularının uçkur hikayelerini bile özledim. İçi kırkayak dolu rutubetli gecekondularda sadece fareler değil, tv dizilerine avuç yalatıp parmak emdirecek fantazilerde cirit atıyor. Dursun ve döndü'lerin entrika, tutku, ihtiras ve cinayet dolu hikayeleri, bihter ve behlül'leri evcilik oynayan bebeler kıvamına indirir, düdüklerini öttürür.

İşte aynen o şekil bu şekil, odamda uzanmış, sokağımızın kaldırım taşına olan aşkımı büyütürken, babamın "ınısını ıvrıdınıı miktiğimin ırıspısı" adını verdiği ve sık sık bana yönelik kullandığı şirin, sempatik tekerlemesiyle sıçradım. Ablamın elindeki telefonun teee ankara mamak bucağından bana küfürler saydırıyor. Oraya gittiğimde beni önce tüfeğiyle, sonra kasaturasıyla, sonra rambo bıçağıyla, sonra çakar çakmaz çakan çakmağıyla nasılda güzel güzel öldüreceğini anlatıyor.
Öldürdükten sonra beni kırk kocaya vereceğini, sonra o kırk kocadan alıp bir kırk kocaya daha vereceğini, sonra yeniden öldüreceğini... Babalar böyle günler için var, içim huzurla dolu..
Binbirgece masalı gibi geliyor anlattıkları. Yapılamayacak şeyler belki ama dinlemesi güzel, babamın hayal gücüne hayranlığımı artırıyor, marjinal adam. Aslında bana kısaca demek istiyorki "gel artık" Fakat herifin gelenek ve görenekleri gel artık demeyi gurur meselesi yaptırıyor. Onun literatüründe "seni seviyorum" demek, anneme karşı mesela "sırtıma çıksana lan gadın" çocuklarına karşı "hepinizi parpılarım" "konuşmayın şerefsizin kızları" "sütü bozuğun dölleri".

Buraya abimi yollayacak abimde beni paketleyip kargoya verecek, yurtiçi kargo olması tercih edilir. Kendimi ordan oraya postalanan kayıp mektup gibi hissediyorum, bir gün asıl adresi bulana kadar karanlık depolarda sarara sarara gezip duracağım. Eniştemde geçen gün beni 60 yaşındaki bir adama... :((
yok yav sadece beşiktaş'a kadar bıraktırdı. Ama yaşlı teke beni bir bıraktı, iyiki bıraktı. Bi önceki yazımda "ayhh dayanamıyorum biri beni taciz etsin yanıyoruum komşular" dediğimi duymuş olacak ki, beşiktaş'a kadar elinden geleni bi sonraki kurbanına saklamadı. Yok bunu anlatmayacağım hayır hayır ısrar etme anlatmayacağım.

Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum

     Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...