Geçerken bloguma yolu düşen seyyahlardan bazıları ufak notlarla "seni okudum" mesajı bıraktılar. Kimi blogumu üyelik isteyen torrent sitesi sandı "sitenize nereden üye olabilirim?" dedi. Kimisi de yazıların uzunluğundan vatandaşa seminer verdiğimi düşünüp "sitenizde topluma faydalı, gençlerin eğitimine gelişimine katkı sağlayacak muazzam makaleler var! tebrik eder bundan sonraki çalışmalarınızda başarılar dilerim" dedi. Bu son notu okurken yan tarafa blogumu açıp birde toplum gözüyle baktım, gözden kaçırdığım şeyler olmalı diye parmağımla da habire f5, f5 yaptım. Yararlı bişey yoktu.Tam tersine çekirdek aileden aşiretlere kadar toplum düşmanıydım ben. Bakmak ve görmek arasındaki fark diyelim.
Son notlardan biri ağzımı şapırdatarak yüksekçe bir yerden romalılar'a seslenme iştahımı kabarttı. Yeni blog açan bir arkadaş yazı yazmak istiyordu ve ilk kelimeyi en çok cümle kuranınız atsın demiş, bana denk gelmiş. Hayhay! Elimde çeşitli paket yazı stilleri var bir kaç tane yazayım dilersen birini seçip sonuna kadar o standartta ilerlersin. Dilersen de hepsinden yazarak ortaya sadrazam menüsü çıkarırsın. Karar senin.
Aşk bir kamyondur konsepti: Saçma gelebilir ama bence sevgilini terketmelisin yada kendini terkettirmelisin. (mesela beklemediği anda gözüne sümsüğü indir veya ona eski sevgilinin adıyla seslen) Postlarından sıvı sümükler sızan bir aşk blogu için terkedilmişlik şart. Aşk yazıları gerçek olgunluğa harabe, derbeder, ayyaş, bir çöl kadar ıssız kalmış bahtsızların eliyle varabilir. Yazılarında doğal kaynakları sonuna kadar kullan; nebatat, hayvanat ve iklim olayları aşıklara hizmet için yaratılmıştır keza. Yağan yağmurlar ve dökülen yapraklar her zaman elinin altında dursun. Bir kaç kırlangıç, martı, bülbül ve emre aydın temin et. Yazıya cümleleri devirerek başla. Devir gitsin. Devrik cümle "elime kalem aldım" gibi durum bildiren bir cümleyi bir aşığın tornasından çıkmış gibi gösterir (aldım elime kalem) Yazılarında fotograf kullanma. Unuttun mu sen derbedersin! Bir derbeder onca acının, kederin arasında görsellere alone, crying, rain man yazacak kadar detaycı görünmemeli. Ama çok istersen kadınlar için cenin pozisyonu içerikli bir foto, erkekler için sırtı bize dönük yağmurlu, karanlık bir sokakta yürüyen pardesülü adam fotosu adeta yazıyla bütünleşecek, vurguyu can damarlara indirecektir.
font: default veya times roman. özenilmiş gibi duracağından endişe etmezsen muhakkak italik
Cinsellikimle barışık olduğum kadar depresifim de konsepti: Bu tarz yazılara başlarken türkiye'nin henibıl lektırı olarak gördüğüm şiirlerinde sevişme sonrası sevgilisini pişirip yediğini düşündürten Küçük İskender şiirlerine bir göz atabilirsin. İlk etap için iyi olsa da, yazılarının randımanı arttıkça Büyük iskenderi gelse seni kesmez olur. Öyle şeyler yazacaksın ki okuyan insan yazdıklarının şiddetinden irkilecek. Seks, fetişizm, sado, mazo, melankoli, pesimizm birbirine girmeli. Asansörde sevişmiş, banyoda bileklerini kesmiş, ağlayarak yazmaya oturmuş bir imaj üstünde şahane durur. Düşünsene sperm, kan ve gözyaşı! Asıl üçü bir arada bu lan, asıl bu! İnsanlar karşılarında göz altları torbalı, eroinman, yakaları sökük yağ yeşili kazak giymiş, biten sigarayla yenisini yakan, kemikli bir insan olduğunu düşünecek. Ama cool ama cesur. Cümlelerin aşk yazılarının o kimsesiz ve sevgilinin merhametine muhtaç görüntüsünden çok uzak. Çünkü sen seksin tüm dehlizlerini keşfetmiş, uç teknikleri denerken aşka ve insana saygısını yitirmiş cinayete meyilli bir şizofrensin. "fırtınalar bütün kayıkları kıyılarıma getirdi" yazdığında, okuyanlar burada grup seksten bahsettiğini anladıklarında başarılı olmuşsun demektir. Foto olarak 10 yıldır etek traşı yapmamış, eskitilmiş veya siyah beyaz retro kadın fotosu kullan, cukss.
Font: arial, çok ender italik. garip noktalara gizemi vurgulamak babında bold veya büyük harf.
Neler neler yaşadım ama hep pişmiş kelle gibi sırıttım konsepti: Buyrun benim. Hayatın boyunca attan düştüysen, eşşek deptiyse, it ısırdıysa, kedi cırmaladı, arı soktuysa çok şanslısın. Bu tecrübeleri güldürükçü biçimde yazarak gerizekalı polyanna tarzını yeniden keşfedebilirsin. Anıların senin elinden çekeceği var. Geçmişin; anlatılabilecek binlerce öyküyü almış kaçıyor, koş koş yakala. Bizim gibiler ne çok okuyabilmiş, ne çok gezebilmiş, ne de seks gurusu olabilmiştir bu sebeple elimizde fazla malzeme bulunmaz. En fazla babamız bıyıklıdır, annemiz kurabiye yapmasını bilmez, ablalarımız sürtük, saçımız da bitlidir. Malzeme buysa helvayı nasıl yapcan? Şöyle yapıcaksın. Bitlenme hikayeni dünya'nın en neşeli olayı gibi ele alacaksın. Bitlere ali rıza olsun hayriye olsun adlar takacak, onların hayatlarından gerçek kesitler sunacak, kafandan gidiş sahnelerini en az aşk yazarının terkediliş yazıları kadar dramatikleştireceksin. Okuyan bitden değilde yaprak dökümü'nden bahsettiğini düşünecek. Fakat neden ali rıza amcaya güldüğünü anlamayacak. Beyin hamcıklaması yaşayacak. Sadece böceklerden, bıyıklardan, ayaklardan hikayeler anlattığın halde yüklediğin anlamların derinliğinden dolayı senden büyük travmalar atlatmış ama yıkılmamış ayaktaymış diye bahsedilecek. Foto ve yazı stili konusunda serbestsin.
Sorularıma cevap ver konsepti: Eğer yukardaki gibi dım tıs dım tıs, fiziki efor isteyen ve sorumsuz bir yaşamı gerektiren yazılar yazacak yaşı geçtiysen ortalama 45 ve üstüysen soru işaretli yazılar çok hoşuna gidecek. Genellikle milliyet blog yazarlarında gördüğüm ama esas olarak yılmaz özdil tarzı diyebileceğimiz meşhur bir tarz bu. Yıllar geçmiş ve sen hayatın hızından yorgun düşmüşsündür. Bilgin ve tecrübelerin sonunda yıllardır cevaplanmamış sorularla dolu geceler geçirmektesin. Bu insanlık nereye gidiyor? Bu gençlik nereye gidiyor? Türkiye nereye gidiyor? Alper tunga öldi mi? Alper tunga kim? Alper tunga'yi bilmeyen gençlik nereye gidiyor? imdi yazi yazilir. Aklına takılmış soruları yazman cevaplarını da yazman anlamına gelmez. Sen soru sormakla üstüne düşeni yapmış oluyor uyuyan insanlığı dürtüklüyorsun, daha ne olsun? Büyüklerin işi gençlere parmakla bir yerleri işaret etmektir. Ama yok kendim sorar kendim cevaplarım dersen kim engel olacak, deh kıratlım deh. Foto olarak kendi tecrübeli işaret parmağını, oturaklı vesikalık fotolarını kullan, güven verir.font: büyük boy verdana, sorular kırmızı.
Ben enteli tolstoy ile ben enteli gorki ile ben enteli şekspir ile beslerim konsepti: Hem çok gezen hem çok okuyan biriysen neden bunları halkınla paylaşmıyorsun? Bize sorsalar takılı plak gibi dostyveski suç ve ceza okudum yıhyıh diye verdiğimiz cevap senin kulağında kitaplarının içinde yaşayan kurtcuk kadar kalıyorsa ve eğer bide üstüne bohem coğrafyalara gitmiş, tibet'te turuncu çarşafa dolanıp, hindistan'da inek bokuna düşmüşsen sorman hata, asıl yazı yazacak adam sensin. Hörmetler aga.
Bundan başka hamileler için içimde bişey var konsepti. Yazıların en kolay ve zevkli türü şeylerin en şey 10 şeyi diye dünya'da ne var ne yok üleştirebileceğiniz maddele beni behçet konsepti gibi türleri de deneyebilirsin. Kolay gele çaylak
yazı yine çok uzadı ya :/
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
internet etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Aralık 20, 2010
Salı, Kasım 30, 2010
İnternete iğrenmek için giriyorum
Tam olarak nerede eğleniyorsun, nerelerde kopuyorsun arkadaş bi söyleyiver hele? Faceboook'da, Youtube'da komik videolar altına yazılan "yarıldım lan puhahahahhahayhahahahahhahqahabdv jklfgjkghklşghpklhjkl" yorumunun sibersonik abartısı kadar gülmediğini ikimizde biliyoruz. Gülümsetiyor, belki şaşırtıyor çok az bir ehhe ıhııı ığğagş sesini anca alabiliyor gırtlağımızdan, ya sonra? sonrası boşluk beleşlik.
Forumlar desen internetin sörvayvırı, daha üye olurken başlıyor çilen. Güya cıstak cıstak eğleneceğin yerde etrafını "kalk bakkaldan ekmek al" desen kırk tomar laf işiteceğin, görev aşkıyla gözü dönmüş birileri sarıyor: verdiğin link kırık! koyduğun foto açılmıyor! eklediğin müzik inmiyor! yazdığın yorum alakasız! diye diye meseleyi ada konseyine götürüyorlar.
İlk aşamalardan telef olmadan geçen biri bir kaç aya forum tarikatının muridlerinden oluyor "koş emrah ananı zikiyolar" dense forumda yaşadıkları kadar psikolojisini bozmuyor
"Hani repim!!? Bakıyomdaa NazliCan'a komik fıkralarda açtığı hiçte komik olmayan konu için 1000 rep verenler, benim torrentle indirip açtığım, yağlayıp geri ziplediğim, upload edip eklediğim Adobe Reader 35CC 788090 proğramıma bir rep bile vermiyor!!!" yazıp kayıplara karışıyor üç gün ekmekten aştan kesilip telefonlara bakmıyor.
Konusu altına atılan teşekür sayısını az bulup veya beklediği kişinin (yüksek ihtimalle hoşlandığı forum admininin) teşekürünü bulamayıp küsen, avatarını siyah.jpg yapıp bir müddet şiir konusu bile açmayarak kırıldığının farkedilmesini umuyor.
Çünkü forum eğlenmek için hiçde iyi bir yer değil.
Oyun oynarken eğleniyoruz desem.. Online oyunların reele dökülen kanlı hasımlıklarından başlayıp 3. katta oturan komşumuz erdoğan abinin çiftçilik oyununda koyunlarının yerini değiştirdiği için kızına bastığı paparaya varırız. Adam öldürüyorlar sandık.
Msn de eğleniyor muyuz? Belki çok samimi arkadaşla bazen vuku buluyor, oda bazen. Valla ben orda da sinirleniyorum. Nasılsın? sorusuna verilecek cevabın "iiiiii" olması ihtimali bile beni delediyor. Bu cevaptan sonra daha bişey yazasım gelmediği gibi ağzının ortasına depik indirmeyi dünya'daki herşeyden çok arzuluyorum. (dünya'daki herşeyden? bak gör nasıl içim geçmiş buralarda) İnternet insanlarının yüzde/89 unun msn'deki aşkı/meşki uğruna nete girdiğini, bir "Pelin oturum açtı" pencereciği için 24 saat yol gözlediğini, beklerken ihtiyarladığını nasıl görmezden geliriz? O pelin orospusu kendini ağırdan satmak için günlerce çevrimdışı takılıyor bilesin.
Friendfeed, twitter, formspring, sözlükler ve belkide bloglar bile "acayip eğleniyoruz varyaa"lık değil, şimdi yemeyelim birbirimizi. Mahşer yeri gibi biriktiğimiz bu muğagodum egosantrik dingillikler sabrımızı, neşemizi, tadımızı tuzumuzu eğer çok bağlanırsak işimizi, gücümüzü, sağlığımızı kötü etkileyebilecek binlerce sebeple çaka çaka dolu.Yeryüzüne sığdıramadığımız egomuzu html'lere sığdırmaya çalışıyoruz. Belliki burası daha dar, ego izdihamından anlaşılıyor.
.......
Bknz: "Takip Edilmemin En Belirgin Nedenleri: Kıvrak Bir Zeka, Hiciv Yeteneği Ve Gözlem Gücü"
Bu cümleyi kim söylemiş olabilir?
A) Hülya Avşar
B) Nihat Doğan
C)Atatürk
D) Siminya
Malesef ben söyledim :/ Bi saniye hemen gitme, açıklamamı bir dinle! Valla çok utandım okurken. Çünkü ben iddialı konuşan insanlara çok pis bakarım, gözlerimle kemiririm. Popülerim popüler, şu kadar takipçim var, ay bu kadar birinciyim herkesi peşimden sürüklüyorum, şu benim lafım, bu benim fikrim, orjinalim, farklıyım, sıradışıyım ve buna benzer ne kadar iddialı cümle varsa bunları söyleyen insanın tesadüfen olmadığını, dersine çalışmış olduğuna kanaat getiririm. Belki benim önyargım, günah almam olabilir zaten istisnalar başım gözüm üstüne. Bu kadar nefret ettiğim bir tarzın en piç halini yapmış olmak koydu lan. Doğrusu böyle değildi tabiki konuşma ordan car car!
Aktüel dergisi bir kaç arkadaşla konuşmuş banada blogum hakkında soru sormak için mail atmış ama mail spama düşmüş. Geri döndüm ama çok geçti..yazı bitmişti. Nihan saolsun kırmadı ve twitter ile ilgili tüyolar sordu bende twitırda ki popüler kişilerin yazdıklarını düşündüm ona göre hızlı bir cevap yazdım. Ama dergiye nasıl basılmış? "Takip Edilmemin En Belirgin Nedenleri: Kıvrak Bir Zeka, Hiciv Yeteneği Ve Gözlem Gücü" hahah:fşfşfşşf.
Aha cevabımın aslı (görmemişin röportajı olmuş çekmiş tekz-ipini koparmış)
Böyle işte. Konuyu buraya bağlamayacaktım ama konu egoya gelince aklıma kendim geldi, bağlayıverdim hemencecik. Eğer tekzip etmeseydim Amerikanın wikiliks belgelerinden sonra diplomasisinin kısıtlanması gibi olacaktım, övüngeçlere sövemeyecektim dilim bağlanacaktı lan!
İnternet populizmi ile ilgili başka bir yazı var aklımda orada daha küfürlü kelimelerde buluşmak üzere.
imza: kıvrak zekalı hiciv gücü
Forumlar desen internetin sörvayvırı, daha üye olurken başlıyor çilen. Güya cıstak cıstak eğleneceğin yerde etrafını "kalk bakkaldan ekmek al" desen kırk tomar laf işiteceğin, görev aşkıyla gözü dönmüş birileri sarıyor: verdiğin link kırık! koyduğun foto açılmıyor! eklediğin müzik inmiyor! yazdığın yorum alakasız! diye diye meseleyi ada konseyine götürüyorlar.
İlk aşamalardan telef olmadan geçen biri bir kaç aya forum tarikatının muridlerinden oluyor "koş emrah ananı zikiyolar" dense forumda yaşadıkları kadar psikolojisini bozmuyor
"Hani repim!!? Bakıyomdaa NazliCan'a komik fıkralarda açtığı hiçte komik olmayan konu için 1000 rep verenler, benim torrentle indirip açtığım, yağlayıp geri ziplediğim, upload edip eklediğim Adobe Reader 35CC 788090 proğramıma bir rep bile vermiyor!!!" yazıp kayıplara karışıyor üç gün ekmekten aştan kesilip telefonlara bakmıyor.
Konusu altına atılan teşekür sayısını az bulup veya beklediği kişinin (yüksek ihtimalle hoşlandığı forum admininin) teşekürünü bulamayıp küsen, avatarını siyah.jpg yapıp bir müddet şiir konusu bile açmayarak kırıldığının farkedilmesini umuyor.
Çünkü forum eğlenmek için hiçde iyi bir yer değil.
Oyun oynarken eğleniyoruz desem.. Online oyunların reele dökülen kanlı hasımlıklarından başlayıp 3. katta oturan komşumuz erdoğan abinin çiftçilik oyununda koyunlarının yerini değiştirdiği için kızına bastığı paparaya varırız. Adam öldürüyorlar sandık.
Msn de eğleniyor muyuz? Belki çok samimi arkadaşla bazen vuku buluyor, oda bazen. Valla ben orda da sinirleniyorum. Nasılsın? sorusuna verilecek cevabın "iiiiii" olması ihtimali bile beni delediyor. Bu cevaptan sonra daha bişey yazasım gelmediği gibi ağzının ortasına depik indirmeyi dünya'daki herşeyden çok arzuluyorum. (dünya'daki herşeyden? bak gör nasıl içim geçmiş buralarda) İnternet insanlarının yüzde/89 unun msn'deki aşkı/meşki uğruna nete girdiğini, bir "Pelin oturum açtı" pencereciği için 24 saat yol gözlediğini, beklerken ihtiyarladığını nasıl görmezden geliriz? O pelin orospusu kendini ağırdan satmak için günlerce çevrimdışı takılıyor bilesin.
Friendfeed, twitter, formspring, sözlükler ve belkide bloglar bile "acayip eğleniyoruz varyaa"lık değil, şimdi yemeyelim birbirimizi. Mahşer yeri gibi biriktiğimiz bu muğagodum egosantrik dingillikler sabrımızı, neşemizi, tadımızı tuzumuzu eğer çok bağlanırsak işimizi, gücümüzü, sağlığımızı kötü etkileyebilecek binlerce sebeple çaka çaka dolu.Yeryüzüne sığdıramadığımız egomuzu html'lere sığdırmaya çalışıyoruz. Belliki burası daha dar, ego izdihamından anlaşılıyor.
.......
Bknz: "Takip Edilmemin En Belirgin Nedenleri: Kıvrak Bir Zeka, Hiciv Yeteneği Ve Gözlem Gücü"
Bu cümleyi kim söylemiş olabilir?
A) Hülya Avşar
B) Nihat Doğan
C)Atatürk
D) Siminya
Malesef ben söyledim :/ Bi saniye hemen gitme, açıklamamı bir dinle! Valla çok utandım okurken. Çünkü ben iddialı konuşan insanlara çok pis bakarım, gözlerimle kemiririm. Popülerim popüler, şu kadar takipçim var, ay bu kadar birinciyim herkesi peşimden sürüklüyorum, şu benim lafım, bu benim fikrim, orjinalim, farklıyım, sıradışıyım ve buna benzer ne kadar iddialı cümle varsa bunları söyleyen insanın tesadüfen olmadığını, dersine çalışmış olduğuna kanaat getiririm. Belki benim önyargım, günah almam olabilir zaten istisnalar başım gözüm üstüne. Bu kadar nefret ettiğim bir tarzın en piç halini yapmış olmak koydu lan. Doğrusu böyle değildi tabiki konuşma ordan car car!
Aktüel dergisi bir kaç arkadaşla konuşmuş banada blogum hakkında soru sormak için mail atmış ama mail spama düşmüş. Geri döndüm ama çok geçti..yazı bitmişti. Nihan saolsun kırmadı ve twitter ile ilgili tüyolar sordu bende twitırda ki popüler kişilerin yazdıklarını düşündüm ona göre hızlı bir cevap yazdım. Ama dergiye nasıl basılmış? "Takip Edilmemin En Belirgin Nedenleri: Kıvrak Bir Zeka, Hiciv Yeteneği Ve Gözlem Gücü" hahah:fşfşfşşf.
Aha cevabımın aslı (görmemişin röportajı olmuş çekmiş tekz-ipini koparmış)
Böyle işte. Konuyu buraya bağlamayacaktım ama konu egoya gelince aklıma kendim geldi, bağlayıverdim hemencecik. Eğer tekzip etmeseydim Amerikanın wikiliks belgelerinden sonra diplomasisinin kısıtlanması gibi olacaktım, övüngeçlere sövemeyecektim dilim bağlanacaktı lan!
İnternet populizmi ile ilgili başka bir yazı var aklımda orada daha küfürlü kelimelerde buluşmak üzere.
imza: kıvrak zekalı hiciv gücü
Perşembe, Şubat 25, 2010
Az daha görüntüle
İnternet müfettişinin biri prensiplerini sıralamıştı "bir siteye girince önce o kişinin hakkımda bölümü var mı ona bakarım, eğer hakkındası yoksa derhal çıkar giderim!!!!" Az kalsın elin sitesinin hakkında bölümü yok diye kendi bilgisayarını balkondan atacak, o kadar içlenmiş, ünlemlerle bezenmiş.
Tıpkı "last fm üyeliği yoksa yüzüne bile tükürmem, linkemind'e gelmezse polise ihbar ederim, finlandiya usulü barbeküde balina yememişse muhatabım olamaz" diyen öteki etiketci ucubeler bigi. Bigi yada gibi, detaylara takılmasak.
Dahi anlamına gelen "de" yi yazamıyorum çıkıp gidiyorlar, ise anlamına gelen "ki" yi yazamıyorum çıkıp gidiyorlar, hakkında bölümü yok çıkıp gidiyorlar, "hey canın cehenneme tamammı kahrolası beyaz adam" anlamına gelen "hassittiri" yazıyorum durup duruyola.
NAH HAKKIMDA
Şebnem Ferah şarkıları gibiyim, gırtlağına kadar birinci tekil şahıslara bulanmışım. Bir şey anlatacaksam "ben bi gün gidiyodum" "ben bi gün geliyodum" "ben ben idim ben idim" diye başlıyorum anlatmaya. Görmemişin iyelik eki olmuş linkleri görebilmek için iye olmuş. Halbuki hep orhan gencebay gibi çoğul, turkcell gibi kapsama alanı geniş olmak istedim, lakin ki bir avea boyu yol gidemedim.
Kendi hakkımda bu kadar çok konuşmama rağmen hakkımda hiç birşey anlatmıyorum, kendimden bahsetmeyi sevmem, kendimi yazmayı sevdiğim kadar. Bana sorular hazırlıyorum, cevaplarını önceden avucuma yazıyorum, kopya çektiğimi bana asla söylemiyorum.
Saçlarımın neden pembe olduğunu kendime sorarsam, şöyle cevaplarım diye planlıyorum; Bak şimdi olay çook eski zamanlara dedelerimin dna dizilimlerinde ki ufak bir sapmaya dayanıyor, aşırı kızılcık şerbeti ve koyun yoğurdu tüketmenin sonucunda gelişen keratinel reaksiyonun oksidasyonu falanı filanı. Kendi teorime kendim bayılıyorum, ortada pembe saçlı bir türk soyu olmasada olur, teori var, üzüm var.
Kişilik bölünmesi dedikleri şeyi kendime çok yakıştırıyorum. Üzerimde güzel duruyor, modası geçse bile giyerim diye düşünüyorum. Hiç dayanağı olmayan ve asla somutlaşmayacak halüsinasyon planlar yapıyorum, mesela "önümüzdeki ay peru işi oldu olacak, yarın suşi yiyim, haftaya enriko iglesyas bize gelince saten nevresimleri sererim" diyebiliyorum. Asla yapamayacağım şeyleri hayal etmek bana yetmiyor birde bunları anlatmam, resmetmem gerekiyor. Bilirimki asla ciddiye alınmıyorum. Hı hı büyük insan olacaksın, ya evet ruj reklamlarına çağıracaklar, tabi tabi erzurum'a vali olarak atandın...ciddiye alınmamaktan da zevk alıyorum. Yukarı tükürsen de güzel, aşağı tükürsen de güzel, yüzüne tükürsende. Tükürmek ne güzel.
Hep ne işle meşgul olduğumu soruyorlar, nedenini biliyor musun? Biliyor musun, bilmiyor musun bilemeyeceğim bende bilmiyorum. Bazen "gayfeye çaycı aranıyo" yazan bir cama saniyelerce baka kalıyorum. Bıyıklı adamlara çay servisi yaparken humarda karısını kızını ütülen oluyor, o dakka kafasına çay tepsisini indirip kulağını ısırmaya başlıyorum, ellerimle burun deliklerinin ikisine birden çay kaşığı sokuyorum, şarapsızlar üstüme çullanıp hem dayak atıyor hemde işten atıyorlar, bi bakmışım hala çaycı aranıyor ilanına baktığım yerdeyim. Bu işte olmadı..İşiniz başınıza çalınsın!
( yarın marketten bir kilo "ben kulun değilmiyim" alınacak, can çekti)
Heralde bir siminya için en kaymaklı dedikodu; kendisi sokak süprüntüsü gibi gezinirken, orada, burada onun hakkında "bir sanat sitesinde editörmüşşş, bilişimciymiş, jurnalistmişş, tıravelist, mıravelistmişş, fakirden asla almaz zengine seve seve verirmişş" denmesidir. Sen ilkokul 7 den terk ol, saman pazarından giyin, iş ararken CV istediklerinde "inşallah pahalı bişey değildir" diye düşün ama tutup seni telaffuzu bile zor yerlere layık görsünler, kaymağın hakikisi burdaa, gel dayı gel.
Bu büyüyü bozmak istemem ama bozayım lan anasını satayım, eğer bir ay içinde kenya'da bir dinazor fosili kazısına davet edilmezsem gündeliğe giden ablamla takılacağım. Gayette iyi kazanıyor, üç tane kapı silip yaz tatilini türkbükü'nde kum bükücülükle geçiriyor (bak:cnbce-avatar) Sosyete temizlikçisi o; afilli, cakalı, fiyakalı. Dizilerde gördüğümüz saftirik emine tiplemeleri gözünün önüne gelmesin onlar sadece, alt sınıf halkı en fazla temizlikçiliğe layık gören türk dizilerinde olur. Emineler Bihterlerle aynı katta çay içemez, gelecek sezon kanal yumuşak ğede..
Bu iş olmazsa son çırpınışımı yapıp kutsal bir amaç uğruna bir dizi seyahata çıkacağım. Ülkede ne kadar 70 yaşını aşkın azgın dede varsa toplayıp ikinci sünnetlerini yapacağım, biraz derinden olacak bu ikincisi..(babamla aynı yaşta olmaları yeterli bir sebep) Kurtarıcıları olacağım ama onlar bunu bilmeyecek. Hatalı ve aşırı kullandığı için errör veren bir sıracalıya sahip olan babam gibi pijama koymayıp batırmaktan, izdivaç proğramlarında "geceler çoh zor oluyo" yakarışlarından tamamen kurtulacaklar. "Gençliklerinde dünya'yı döndüren parçanın şimdi contası eskimiş musluktan sadece madde olarak farklı olduğunu öğreteceğim onlara" Ve bi bakmışın bu işin duayeni olmuşum. Piyangocu nimet abla gibi şubelerim açılacak "tarihteki ilk kökten sünnetçi" olarak hafızalarda yer edineceğim, hayırla yad edileceğim, bittabi. Kendimle daha şimdiden gurur duydum..gözlerimden bi çok damla yaş süzüldü..bayraklar göndere çekildi
Keşke marketten biraz daha mehter marşı alsaydım..
Tıpkı "last fm üyeliği yoksa yüzüne bile tükürmem, linkemind'e gelmezse polise ihbar ederim, finlandiya usulü barbeküde balina yememişse muhatabım olamaz" diyen öteki etiketci ucubeler bigi. Bigi yada gibi, detaylara takılmasak.
Dahi anlamına gelen "de" yi yazamıyorum çıkıp gidiyorlar, ise anlamına gelen "ki" yi yazamıyorum çıkıp gidiyorlar, hakkında bölümü yok çıkıp gidiyorlar, "hey canın cehenneme tamammı kahrolası beyaz adam" anlamına gelen "hassittiri" yazıyorum durup duruyola.
NAH HAKKIMDA
Şebnem Ferah şarkıları gibiyim, gırtlağına kadar birinci tekil şahıslara bulanmışım. Bir şey anlatacaksam "ben bi gün gidiyodum" "ben bi gün geliyodum" "ben ben idim ben idim" diye başlıyorum anlatmaya. Görmemişin iyelik eki olmuş linkleri görebilmek için iye olmuş. Halbuki hep orhan gencebay gibi çoğul, turkcell gibi kapsama alanı geniş olmak istedim, lakin ki bir avea boyu yol gidemedim.
Kendi hakkımda bu kadar çok konuşmama rağmen hakkımda hiç birşey anlatmıyorum, kendimden bahsetmeyi sevmem, kendimi yazmayı sevdiğim kadar. Bana sorular hazırlıyorum, cevaplarını önceden avucuma yazıyorum, kopya çektiğimi bana asla söylemiyorum.
Saçlarımın neden pembe olduğunu kendime sorarsam, şöyle cevaplarım diye planlıyorum; Bak şimdi olay çook eski zamanlara dedelerimin dna dizilimlerinde ki ufak bir sapmaya dayanıyor, aşırı kızılcık şerbeti ve koyun yoğurdu tüketmenin sonucunda gelişen keratinel reaksiyonun oksidasyonu falanı filanı. Kendi teorime kendim bayılıyorum, ortada pembe saçlı bir türk soyu olmasada olur, teori var, üzüm var.
Kişilik bölünmesi dedikleri şeyi kendime çok yakıştırıyorum. Üzerimde güzel duruyor, modası geçse bile giyerim diye düşünüyorum. Hiç dayanağı olmayan ve asla somutlaşmayacak halüsinasyon planlar yapıyorum, mesela "önümüzdeki ay peru işi oldu olacak, yarın suşi yiyim, haftaya enriko iglesyas bize gelince saten nevresimleri sererim" diyebiliyorum. Asla yapamayacağım şeyleri hayal etmek bana yetmiyor birde bunları anlatmam, resmetmem gerekiyor. Bilirimki asla ciddiye alınmıyorum. Hı hı büyük insan olacaksın, ya evet ruj reklamlarına çağıracaklar, tabi tabi erzurum'a vali olarak atandın...ciddiye alınmamaktan da zevk alıyorum. Yukarı tükürsen de güzel, aşağı tükürsen de güzel, yüzüne tükürsende. Tükürmek ne güzel.
Hep ne işle meşgul olduğumu soruyorlar, nedenini biliyor musun? Biliyor musun, bilmiyor musun bilemeyeceğim bende bilmiyorum. Bazen "gayfeye çaycı aranıyo" yazan bir cama saniyelerce baka kalıyorum. Bıyıklı adamlara çay servisi yaparken humarda karısını kızını ütülen oluyor, o dakka kafasına çay tepsisini indirip kulağını ısırmaya başlıyorum, ellerimle burun deliklerinin ikisine birden çay kaşığı sokuyorum, şarapsızlar üstüme çullanıp hem dayak atıyor hemde işten atıyorlar, bi bakmışım hala çaycı aranıyor ilanına baktığım yerdeyim. Bu işte olmadı..İşiniz başınıza çalınsın!
( yarın marketten bir kilo "ben kulun değilmiyim" alınacak, can çekti)
Heralde bir siminya için en kaymaklı dedikodu; kendisi sokak süprüntüsü gibi gezinirken, orada, burada onun hakkında "bir sanat sitesinde editörmüşşş, bilişimciymiş, jurnalistmişş, tıravelist, mıravelistmişş, fakirden asla almaz zengine seve seve verirmişş" denmesidir. Sen ilkokul 7 den terk ol, saman pazarından giyin, iş ararken CV istediklerinde "inşallah pahalı bişey değildir" diye düşün ama tutup seni telaffuzu bile zor yerlere layık görsünler, kaymağın hakikisi burdaa, gel dayı gel.
Bu büyüyü bozmak istemem ama bozayım lan anasını satayım, eğer bir ay içinde kenya'da bir dinazor fosili kazısına davet edilmezsem gündeliğe giden ablamla takılacağım. Gayette iyi kazanıyor, üç tane kapı silip yaz tatilini türkbükü'nde kum bükücülükle geçiriyor (bak:cnbce-avatar) Sosyete temizlikçisi o; afilli, cakalı, fiyakalı. Dizilerde gördüğümüz saftirik emine tiplemeleri gözünün önüne gelmesin onlar sadece, alt sınıf halkı en fazla temizlikçiliğe layık gören türk dizilerinde olur. Emineler Bihterlerle aynı katta çay içemez, gelecek sezon kanal yumuşak ğede..
Bu iş olmazsa son çırpınışımı yapıp kutsal bir amaç uğruna bir dizi seyahata çıkacağım. Ülkede ne kadar 70 yaşını aşkın azgın dede varsa toplayıp ikinci sünnetlerini yapacağım, biraz derinden olacak bu ikincisi..(babamla aynı yaşta olmaları yeterli bir sebep) Kurtarıcıları olacağım ama onlar bunu bilmeyecek. Hatalı ve aşırı kullandığı için errör veren bir sıracalıya sahip olan babam gibi pijama koymayıp batırmaktan, izdivaç proğramlarında "geceler çoh zor oluyo" yakarışlarından tamamen kurtulacaklar. "Gençliklerinde dünya'yı döndüren parçanın şimdi contası eskimiş musluktan sadece madde olarak farklı olduğunu öğreteceğim onlara" Ve bi bakmışın bu işin duayeni olmuşum. Piyangocu nimet abla gibi şubelerim açılacak "tarihteki ilk kökten sünnetçi" olarak hafızalarda yer edineceğim, hayırla yad edileceğim, bittabi. Kendimle daha şimdiden gurur duydum..gözlerimden bi çok damla yaş süzüldü..bayraklar göndere çekildi
Keşke marketten biraz daha mehter marşı alsaydım..
Perşembe, Şubat 18, 2010
Amcaya blogunu göster çocuum
Kaç yıldır blog yazıyorum..kaç yıldır blog yazıyorum? Baya oldu işte. Ee böyle yaza yaza bir nevi blogculugun kitabını yazmaya hakkın oldugunu falan söylüyor içindeki Alişan.
Hep kodamanlar mı ahkam kesecek? Banada kestireceksiniz! En çok ben keseceğim! Beeen siminya büyükburç'um!!!
Bakalım benim "genelleme" biçimime göre blog ahalisi nasıl beslenir, ne biçim bi sapıktır, kimdir onlar? kimsin sen?
Blog türü: Marksist, lenininst, stalinist, gomunist, gelinist, gidinist
Blog teması: 3 Kolonlu, siyah arka plan, beyaz, gri ve kırmızı takviyeli
Aksesuarlar: Karanfil, havaya kalkmış yumruk, puşi, das kapital, barış amblemi
Olmazsa olmaz: Hrant Dink fotosu, Sevan Nişanyan linki, devrimci kitap kapağı fotoları, Nazım Hikmet şiirleri, eylem çağrıları.
Yazar tipi:Nadir olarak genç genelde 35 üstü, iyi eğitimli. Hapis rutubeti çekmiş yada er geç çekecek, buna hazır. Polislerden ebesinin kırığını görmüş gibi gıcık kapar, narsist, ateist, doğasever, denizden kızıl renk çıksa yer. Derdini kısa anlatamaz uzun ve belgelere dayalı konuşmayı yeğler, halkını ölesiye sever, kendini geberesiye.
Yorumcu tipi: Okur yazar, isyankar, erken çökmüş, görmüş geçirmiş, el örgüsü kazak sever, dişleri sorunlu, taraf gazetesi okur okumasada beğenir, kelime dağarcığı olağanüstü karmaşık, tiryaki, özgüveni yüksek, deniz aşığı
Yorum kalıbı: Grev şart! Günümüz faşizm öğeleri, oluşagelmiş toplum bilincini dışavurum sentezinde ötelemektedir. Bu durum kapitalizmin diyalektik içeçöküm varoluşunda geleğenden gidegendir.
Örnek blog: http://cengizchefikir.blogspot.com
Blog türü: Dini bütün, muhafazakar, islami
Blog teması: Siyah arka plan, yeşil ve kırmızı yazılar.
Aksesuarlar: gif güller, simli kuşlar, kanat çırpan ibibikler
Olmazsa olmaz: Altın varaklı Allah ve Muhammed ismi, namaz vakitleri sayacı, ilahi playlist (sami yusuf'lu), dua eden eller, Gazze ağlıyor
Yazar tipi: Tek renk gömlek ve pantolon kombinasyonlarını sever, eli yüzü ıpıp ıpıl parlar, cuma namazını kaçırmaz, sakin, kendini ifade güçlüğü çeker, çabuk aldanır, davası uğruna ölebileceğine inanır, erkekleri kadınlarla yakınlaşmakdan kaçar, kadınları daha kolay sosyalleşir, yotube sever.
Yorumcu tipi: Huzurlu ama insanlığın geleceğinden umutsuz, isyankar, önyargılı, milliyetçi, çekingen, zaman gazetesi okur, doğan medya grubundan hoşlanmaz, doğasever, az yazar çok dua eder, duygusal, ikna eder, ikna edilir.
Yorum kalıbı: Allah razı olsun kardeş, gönüller güle güller bülbüle yandığı müddetçe umut kesilmez, Allah (cc) yar ve yardımcın olsun. Adı güzel kendi güzel Muhammed (ra) şefaatcin olsun. Ve aleykümüsselam velhakkılmelekütül bismillah.
Örnek blog: http://islamcokguzel.blogspot.com
Blog türü: Erotizm, seks, gay, +18
Blog teması: Beyaz veya açık tonlarda arka plan, turuncu veya siyah yazılar.
Aksesuarlar: Gay ise; yanlarda alt alta dizili, adonis kası yürek hoplatan, döşü gılsız ve baklava desenli erkek fotoları. Siyah beyaz, çıplak, iri memeli sarışın hatunlar, dilini parmaklayan kızlı header
Olmazsa olmaz: "Pornomo dokunma" banner ve 5 posta bağlantısı
Yazar tipi: Reel hayatı boğucu, cinsel kimliğini saklamak veya istediği gibi gösterememekten şikayetçi, eğitimli, hayal gücü yüksek, seks konusunda sınır tanımaz, sosyal, renkli giyinir, paranoyak, megoloman, dini ve vicdani gel gitler yaşar, alkol alır, kavgacı, aktivist, duygusal, ukala ve kıvrak zekalıdır.
Yorumcu tipi: Geniş bir yaş aralığı 15-60, biz giderken mersin'e o geliyor tersine yani zikimden aşaa kasımpaşa edalısı işvelisi, seks hayatı kötü, internet bağımlısı, alaycı, arsız, mizah dergisi okur, metal müzik ve demet akalın arasında turlar, fantağzilerde yaşar, espirili, bloglarda adsız dolanır, youtube ve facebook sever
Yorum kalıbı: ahahahahah puhahahaha zuhahahaha, harikasın o yeaaa beybii fuck me, bence sen çirkinsin bu yazdıkların hep hayal ürünü madem güzelsin göstersene a.q, seni seviyorummm çok pis hayranınım, ibne!!!, o. çocuğu cesaretin yok senin ah sen bi elime düşsen varya yürüyemeyecek hale gelene kadar....
Örnek blog: http://cokdasikimde.blogspot.com
Blog türü: Teknoloji, download, google, bok, belek
Blog teması: Genelde 4 kolonlu, beyaz arka plan, mavi yazılar.
Aksesuarlar: Son çıkan alet edavat fotoları, sağa sola giden gelen yazılar, üstten inen bir yazı, tıkla diyen bişey, zıpla diyen öteki şey, donate butonu, yabancı teknoloji blog linkleri, slayt
Olmazsa olmaz: adsense reklamları, sosyal medya linkleri, bize e mail atın, bize abone olun, bize ulaşın zımbırtıları.
Yazar tipi: İlk blogu, aradığını bulamayınca başlamış, genç, sportif, elektronik müzik ve rock dinler, kilo sorunu vardır, genelde hetero ve maço, kadınları küçümser, romantizmden anlamaz, kendine güveni yüksek, çevresi geniş, becerikli, eğitimli, masabaşı iş yapar, agresif, kendine "biz" der içinde bir çok teknoloji sever adam vardır onlarla birlikte yazar.
Yorumcu tipi: Üstünlük kompleksli, zeki, meraklı, google'dan gelir, yorum yazmayı sevmez, link kırıksa küfretmek için yazar, kıskanç, hiperaktif, translate'i hep açık, kendisininde blogu olabilir, kanka, okuldan tanıdık
Yorum kalıbı: Denedim olmadı, ben aldım iyi çıkmadı, yaptım güzel oldu, ellerine sağlık kardeş, Teknosa'da gördüm burada göründüğü gibi değil, link kırık!!!!, adamlar neler yapıyo hayret
Örnek blog: http://istblacken.blogspot.com/ veya http://tekno-max.blogspot.com
Blog türü: Yemek, elişi, moda
Blog teması: 2 kolonlu, beyaz, pembe
Aksesuarlar: Yanlarda daha önce yapılmış elişi, yemek, börek, makrome ne varsa hepsinin fotoları, saat, neonlu hoşgeldiniz, görümcenin bloguna geçiş kolaylığı için "görümcemin blogunada bakın" yazısı.
Olmazsa olmaz: adsense, eş dost blog linkleri, sayaç, kelebek, hello kity, türkan şoray, chat box, blogcu.com, papatya
Yazar tipi: Bayadır evli veya boşanmış, ev hanımı, tv izlemeyi sever, kilo sorunlu, msn simgelerine zaafı vardır her kelimesinin sonuna bol bol smiley ekler mesela ":))))" ":D:D:D:D", gezmeyi sever, eğlenceli, cana yakın, öğrenmeye açık, utangaç, becerikli, yaptıklarını göstermek yerine göstermek için yapar haliyle blog bir süre sonra onu zorla çalıştıran patrona dönüşür.
Yorumcu tipi:Yeni evli, kocası yemeklerinden dolayı ishal, beceriksiz, internetle alakası az, kolay oltaya gelir, iyi kalpli, pıtırcık bir gonca gibi açılmamış, bilgisayara virüs girince ağlar, yemek yanınca ağlar, haroşa model öremeyince ağlar, benden nefret eder.
Yorum kalıbı: Ellerine sağlık şekerim süpersin çok şahane görünüyor, ne kadar yakışmış nazocuğum maşallah pu pu pu manken gibisin, yaptım çok güzel oldu beyim beyendi, yapamadım olmadı sanırım pirinç ununu az katmışım :((((, bu Konya'nın değil Malatya'nın yemeği!!!!
Örnek blog: http://httpayfersultanblogspotcom.blogspot.com/ (adrese dikkat)
Hep kodamanlar mı ahkam kesecek? Banada kestireceksiniz! En çok ben keseceğim! Beeen siminya büyükburç'um!!!
Bakalım benim "genelleme" biçimime göre blog ahalisi nasıl beslenir, ne biçim bi sapıktır, kimdir onlar? kimsin sen?
Blog türü: Marksist, lenininst, stalinist, gomunist, gelinist, gidinist
Blog teması: 3 Kolonlu, siyah arka plan, beyaz, gri ve kırmızı takviyeli
Aksesuarlar: Karanfil, havaya kalkmış yumruk, puşi, das kapital, barış amblemi
Olmazsa olmaz: Hrant Dink fotosu, Sevan Nişanyan linki, devrimci kitap kapağı fotoları, Nazım Hikmet şiirleri, eylem çağrıları.
Yazar tipi:Nadir olarak genç genelde 35 üstü, iyi eğitimli. Hapis rutubeti çekmiş yada er geç çekecek, buna hazır. Polislerden ebesinin kırığını görmüş gibi gıcık kapar, narsist, ateist, doğasever, denizden kızıl renk çıksa yer. Derdini kısa anlatamaz uzun ve belgelere dayalı konuşmayı yeğler, halkını ölesiye sever, kendini geberesiye.
Yorumcu tipi: Okur yazar, isyankar, erken çökmüş, görmüş geçirmiş, el örgüsü kazak sever, dişleri sorunlu, taraf gazetesi okur okumasada beğenir, kelime dağarcığı olağanüstü karmaşık, tiryaki, özgüveni yüksek, deniz aşığı
Yorum kalıbı: Grev şart! Günümüz faşizm öğeleri, oluşagelmiş toplum bilincini dışavurum sentezinde ötelemektedir. Bu durum kapitalizmin diyalektik içeçöküm varoluşunda geleğenden gidegendir.
Örnek blog: http://cengizchefikir.blogspot.com
Blog türü: Dini bütün, muhafazakar, islami
Blog teması: Siyah arka plan, yeşil ve kırmızı yazılar.
Aksesuarlar: gif güller, simli kuşlar, kanat çırpan ibibikler
Olmazsa olmaz: Altın varaklı Allah ve Muhammed ismi, namaz vakitleri sayacı, ilahi playlist (sami yusuf'lu), dua eden eller, Gazze ağlıyor
Yazar tipi: Tek renk gömlek ve pantolon kombinasyonlarını sever, eli yüzü ıpıp ıpıl parlar, cuma namazını kaçırmaz, sakin, kendini ifade güçlüğü çeker, çabuk aldanır, davası uğruna ölebileceğine inanır, erkekleri kadınlarla yakınlaşmakdan kaçar, kadınları daha kolay sosyalleşir, yotube sever.
Yorumcu tipi: Huzurlu ama insanlığın geleceğinden umutsuz, isyankar, önyargılı, milliyetçi, çekingen, zaman gazetesi okur, doğan medya grubundan hoşlanmaz, doğasever, az yazar çok dua eder, duygusal, ikna eder, ikna edilir.
Yorum kalıbı: Allah razı olsun kardeş, gönüller güle güller bülbüle yandığı müddetçe umut kesilmez, Allah (cc) yar ve yardımcın olsun. Adı güzel kendi güzel Muhammed (ra) şefaatcin olsun. Ve aleykümüsselam velhakkılmelekütül bismillah.
Örnek blog: http://islamcokguzel.blogspot.com
Blog türü: Erotizm, seks, gay, +18
Blog teması: Beyaz veya açık tonlarda arka plan, turuncu veya siyah yazılar.
Aksesuarlar: Gay ise; yanlarda alt alta dizili, adonis kası yürek hoplatan, döşü gılsız ve baklava desenli erkek fotoları. Siyah beyaz, çıplak, iri memeli sarışın hatunlar, dilini parmaklayan kızlı header
Olmazsa olmaz: "Pornomo dokunma" banner ve 5 posta bağlantısı
Yazar tipi: Reel hayatı boğucu, cinsel kimliğini saklamak veya istediği gibi gösterememekten şikayetçi, eğitimli, hayal gücü yüksek, seks konusunda sınır tanımaz, sosyal, renkli giyinir, paranoyak, megoloman, dini ve vicdani gel gitler yaşar, alkol alır, kavgacı, aktivist, duygusal, ukala ve kıvrak zekalıdır.
Yorumcu tipi: Geniş bir yaş aralığı 15-60, biz giderken mersin'e o geliyor tersine yani zikimden aşaa kasımpaşa edalısı işvelisi, seks hayatı kötü, internet bağımlısı, alaycı, arsız, mizah dergisi okur, metal müzik ve demet akalın arasında turlar, fantağzilerde yaşar, espirili, bloglarda adsız dolanır, youtube ve facebook sever
Yorum kalıbı: ahahahahah puhahahaha zuhahahaha, harikasın o yeaaa beybii fuck me, bence sen çirkinsin bu yazdıkların hep hayal ürünü madem güzelsin göstersene a.q, seni seviyorummm çok pis hayranınım, ibne!!!, o. çocuğu cesaretin yok senin ah sen bi elime düşsen varya yürüyemeyecek hale gelene kadar....
Örnek blog: http://cokdasikimde.blogspot.com
Blog türü: Teknoloji, download, google, bok, belek
Blog teması: Genelde 4 kolonlu, beyaz arka plan, mavi yazılar.
Aksesuarlar: Son çıkan alet edavat fotoları, sağa sola giden gelen yazılar, üstten inen bir yazı, tıkla diyen bişey, zıpla diyen öteki şey, donate butonu, yabancı teknoloji blog linkleri, slayt
Olmazsa olmaz: adsense reklamları, sosyal medya linkleri, bize e mail atın, bize abone olun, bize ulaşın zımbırtıları.
Yazar tipi: İlk blogu, aradığını bulamayınca başlamış, genç, sportif, elektronik müzik ve rock dinler, kilo sorunu vardır, genelde hetero ve maço, kadınları küçümser, romantizmden anlamaz, kendine güveni yüksek, çevresi geniş, becerikli, eğitimli, masabaşı iş yapar, agresif, kendine "biz" der içinde bir çok teknoloji sever adam vardır onlarla birlikte yazar.
Yorumcu tipi: Üstünlük kompleksli, zeki, meraklı, google'dan gelir, yorum yazmayı sevmez, link kırıksa küfretmek için yazar, kıskanç, hiperaktif, translate'i hep açık, kendisininde blogu olabilir, kanka, okuldan tanıdık
Yorum kalıbı: Denedim olmadı, ben aldım iyi çıkmadı, yaptım güzel oldu, ellerine sağlık kardeş, Teknosa'da gördüm burada göründüğü gibi değil, link kırık!!!!, adamlar neler yapıyo hayret
Örnek blog: http://istblacken.blogspot.com/ veya http://tekno-max.blogspot.com
Blog türü: Yemek, elişi, moda
Blog teması: 2 kolonlu, beyaz, pembe
Aksesuarlar: Yanlarda daha önce yapılmış elişi, yemek, börek, makrome ne varsa hepsinin fotoları, saat, neonlu hoşgeldiniz, görümcenin bloguna geçiş kolaylığı için "görümcemin blogunada bakın" yazısı.
Olmazsa olmaz: adsense, eş dost blog linkleri, sayaç, kelebek, hello kity, türkan şoray, chat box, blogcu.com, papatya
Yazar tipi: Bayadır evli veya boşanmış, ev hanımı, tv izlemeyi sever, kilo sorunlu, msn simgelerine zaafı vardır her kelimesinin sonuna bol bol smiley ekler mesela ":))))" ":D:D:D:D", gezmeyi sever, eğlenceli, cana yakın, öğrenmeye açık, utangaç, becerikli, yaptıklarını göstermek yerine göstermek için yapar haliyle blog bir süre sonra onu zorla çalıştıran patrona dönüşür.
Yorumcu tipi:Yeni evli, kocası yemeklerinden dolayı ishal, beceriksiz, internetle alakası az, kolay oltaya gelir, iyi kalpli, pıtırcık bir gonca gibi açılmamış, bilgisayara virüs girince ağlar, yemek yanınca ağlar, haroşa model öremeyince ağlar, benden nefret eder.
Yorum kalıbı: Ellerine sağlık şekerim süpersin çok şahane görünüyor, ne kadar yakışmış nazocuğum maşallah pu pu pu manken gibisin, yaptım çok güzel oldu beyim beyendi, yapamadım olmadı sanırım pirinç ununu az katmışım :((((, bu Konya'nın değil Malatya'nın yemeği!!!!
Örnek blog: http://httpayfersultanblogspotcom.blogspot.com/ (adrese dikkat)
(dediğim gibi genelledim herkes böyle olcak demedik fifti fifti dedik. blogları rastgele seçtim türünün en iyileri gibi bi şey yok hatta bir kaçını google'dan buldum, inşallah sahipleri gelip kafamı gözümü dağıtmaz, daha bir kaç tane tür varda bunlar yeter da )
FotoPazartesi, Eylül 28, 2009
Sevilay nasıl öldürüldü?

Başlığı boşver sevilay ölmedi fantaazilerde yaşıyor, taş gibi de yaşıyor. Sevilay kim asıl soru bu? kim bu sevilay nedir yani? Madem durup dururken kafadan sevilay kim diye sordun meraklı şey seni, anlatayım.
Bazı bazı bilirsin bi palazlanırız biz; pucca olsun, ben olayım, esther olsun, delininbiri'de olsun işte tüm hatun blogcular."Ay canım kadınlara bi rahat yüzü yok, blogda yazdırmıyorlar, rahatta azdırmıyorlar regl yazsak; orkid'in olayım anam diyorlar, bakireyim desek; müessesemizde tüm bakirelik çeşitleri bozulur, dikilir, onarılır yazıyorlar, sekiz desek dokuz diyorlar nedir bu çektiğimiz yeter yıaa" isyanı patlatıyoruz.
Haklı bir isyan bu, zayıf damarımızdan giriyorlar mevzuya, gıdıklanan yerimizi hedef alıyor, tüylerimizi tütsülüyorlar kardeşimm!!
Düşündüm daha biz sanal dünyanın şu kadarcık kahrını kaldıramıyorken acaba aysu kayacı, hadise, beren saat gibi kasesi, portakalları, marulu, maydonozu bilumum nebatatı meydanda, vücudundaki ben sayısı bile resmi kayıtlara geçmiş hatunlara ne laflar ediliyordur? Güzel vatanımın sınırlarında boylu boyunca uzanan karakollar, taburlar, birlikler, bölükler, bölünmeyikler sabah akşam bu hatunların fotoğraflarıyla gusül tazeliyor, ne hissediyorlardır bu gusül konusunda? Düşüncelerini merak ettim-- merakımı daha hayırlı işlerde kullansaydım şimdi nerede olurdum bunuda şu an merak ettim, merak aralarında başka şeyleri merak ediyorum-- Fışkılar bi blog yazmazlar ki okuyup anlasak hislerini.
İşim neyse artık aklıma bir fikir geldi. Fikirin iyisi kötüsü olmaz, kötü bir fikir ama sonuçta oda bir fikir, onunda canı var, oda gelmek istiyor.
Fikir şu: Seksi fotoğraflarını kullanarak sanal alemde arkadaş edinmek isteyen kızların hislerini anlarsam, o zaman hadise'yi yada aysu kayacı'yı anlarım. Kim aysu kayacı'nın blog yazmasını bekleyecek ki?
Dün av mevsiminin startını verdim.
Friendfeed sitesi; bataklıklarıyla, meşe ve kayın ağaçlarının sıklığıyla, yumurtlama mevsimi gelmiş türlü çeşit börtüsüyle, böceğiyle eşi bulunmaz bir avlanma sahası. Bir adres aldım adı sevilay. Fotoğraf olarakta rusların meşhur sitesi fishki'de 800 bin kez görüntülenen dolgun kalça, çıtır parça Jessica'nın fotolarını kullandım. Zehirli fotoğraflarını profilime yükleyip pusuya yattım. İlk dakikalarda pek ses seda çıkmadıysa da üye olmamdan yarım saat sonra düşman cephe kahraman birlikleriyle karşı atağa geçti. Sevilay derhal püskürtülmeli akabinde mümkünse o müthiş girintili çıkıntılı topraklar ele geçirilmeliydi!
FF milleti gözüpek, külyutmaz ve gergindir. Sevilay'a şüpheyle baktılar, bir yanları "fake bu" desede, aşağı yanları (bilinçaltı canım) "böyle fakeye can gurban, sus bi sen" dedi.
Ben sevilay'ı aptal bir kız olarak tanıtmayacaktım. Az beynimi zorlar hazır cevap biri yaparım, kitap, film özetleri anlatırım, haber sitelerinde dolanır linkleri paylaşırım "aaa bak savcı bilmemkim general bilmemkimle gizli gizli buluşmuş cık cık cık" diye yazarım, zeki gösterecek ne kadar done varsa hepsini kullanıp, gözlerine girerim diye planlamıştım. Ama önce vucutumla, bacaamla, jennifır lopez kalçalarımla gözlerine gireyim dediydim, iyi dememişim. On dakikada onlarca işkilli, küçümser ve her türlü gideri var bunun yorumuyla sevilay'ın ağzına sıçtılar. Bir saat sürmeden eleğini eleyip duvara zımbaladılar. Fotograf kaynağımı bile buldular, larda lar.
İstemiyorum ama empati yaparsam bende doğru birşey yapmadım zaten, onların yalnış yaptığını söylersem tam adil olmuş olmam. Daa olayın birde sosyolojik, fizyolojik, meteorolojik gerçekleri var efenim lütfen lütfen. Malum bu bir deneydi bilimsel bir deney, sonucunda bir fiyasko yaşasamda yinede istediğimi elde ettim.
1. Eğer güzel bir vücudun var ve onu teşhir ediyorsan arkandan konuşulanları duymamak için sağır olman iyi olur.
2.Kalçan güzelse sen güzelsin.
3. Zekanı görebilmeleri için çirkin olmalısın.
4. Erkekler seksi göründüğün için zekanı küçümseyebilir ama daha acı olanı kadınların küçümsemesi.
5.İnternette fotograflarını yayınlamadan önce iyi bir yer edinmen gerekiyor. Yayınlayanlarda ise derviş sabrı olmalı.
6.Hadise ve diğer kızlar asla sosyal medyada dolaşmasın.
7. Saygı iyi bişey.
8. Güzelliğiyle bir yere geldi deyimi tartışılmalı.
Pazartesi, Ağustos 10, 2009
istesem o dakka blog yazmayı bırakırım !
diye az dayılanmazdım ama işin aslı öyle değilmiş. Blog yazmadığım daha doğrusu yazamadığım günlerde gece gündüz sayfa sayfa blog yazmaya devam ettim, beynimin A4 lerine. Ama sabah kalktığımda elde ne yazı vardı ne bişey, kaldım öyle öğsüzler gibi. Bu işi bırakmak her dayının harcı değil güzelim, bırakılmıyor, bırakılamıyor. Kafelerde yasaklansa kapının önüne iskemle atar orada tüttürürüz bloğu valla.
Şu anda bırak kadınları dişi sandalyenin bile giremediği bir internet kafede, ensemde kantır oynayan erkeklerin arasındayım. Arada banada ateş ediyor "fire in the hole" diye bağırıyor bu ismail yk klanı osuruk ahalisi.(umarım bu yana bakmıyordur az önce yanımdaki osurdu haliyle tüm kafe cemaatini osuruklu olarak damgalamama o sebebtir. bir laf var "bir tırkı dana bir nahırı boklar" diye o hesap)
Nerede olduğuma gelince; şehir sembolü "turp" olan bir kasabadayım (deminki osuruk hadisesini yeterince açıklayan bir sebze) Burada senede bir kere turp festivali düzenleniyor "turup gibiyim turup" yarışmasında kasabanın güzeli falan seçiliyor. Yedikleri turpların gazını da boşa israf etmemişler bir takım tesisler kurmuşlar; kaplıca, değirmen, şeker fabrikası gibi tesislerin enerjisini bizzat turp yiyenlerden temin ediyorlar, geğirmek ve bilimum gaz salgısı hiç bu kadar ülke ekonomisine fayda sağlamamıştı.
Aman be ne anlatıyorum ben ? şimdi konu niye turp? bu mu yani bir aydır blog yazmama nedenim? turp mu??? Değil yav değil işte beni bilirsin bi çene bi çene, açıldımıydı parkta oturan neneler gibi; kuyruğuna kurt düşen koyunlar kurtlardan nasıl kurtarılıra kadar giderim.
(internet cafedeki son 20 dakikam)
Almanya'dan kesin dönüş yapan dayım ve "bu köy niçin köy gibi kokuyor şahin!??" diyerek bana kendinden eğlencelik malzemeler veren karısıyla medeniyet denen tek dişi kalmış canavarın hiç uğramadığı orta anadolu'da şamatalı bir gezi halindeyim. (sosyete neden tibet'e gider ki? işte türkiye'nin tibet'i buralar, çok vakte kalmaz buda'ya ulaşmazsanız biraz sonra aşağıdaki satırda adı geçecek armut ağacında yorum onaylamak nasip olmasın)
Yani evimizde değilim, internetim yok, cep telefonum sadece yosma teyzenin (adı yosma olan bir teyzeye şaşırma burada adı hafiye, eşe ve köşe olan başka teyzelerde var) armut ağacının 3. dalında çekiyor. Kaç insan armut ağacının tepesinde blog yorumu onaylarsa ben o kadar insanım, ben o kadar armutum ama bu sene armutlar hiç iyi değil. Hazır küçük emrah dramına düşmüşken aklıma geldi, sahi paramda yok benim! Köy köy dolaşıp eşek ölüsü arıyorum ki nalını mıhını sökerde pazarda satarım diye. Te o kadar eşeğim!
Daha anlatacak yazacak çok şey var, buraya anlatmasam bile sabaha kadar pireli itler gibi debelene debelene duvarlara anlatıyorum zaten. Şimdi gideyim kafedeki tek güzel şey olan hatta bir aydır gördüğüm en güzel şey olan kasadaki çocuk "bitti bitiyor" bakışı atıyor, ee hadi siminya' da gitti gidiyor zaten...
Perşembe, Temmuz 02, 2009
Fakenizi fakeyim!
Küccük onur siminya kederlere düçar olur (düçar 5 aydır kullanayım diye beklettiğim janjanlı kelime, kaldı 34 kullanılmamış kelimem daha) alır dümbeleğini eline dümbürdetir.
Benim doğum günüm yok, bizimkiler beni kola kutusunda bulmuşlar. Babam adı "zencefil" olsun demiş annemin zencefile alerjisi olduğu için kabul etmemiş. Ablam "jale" olsun demiş babam ablamı eşek hoşaftan anlayana kadar dövmüş. Jale babamın ve gave ahalisinin en sevdiği türk porno yıldızının adıymış. Annem anamın adı olsun demiş anneanemin adı "hatun ana"ymış. Aylarca, melül bakışlı el kadar sabiye hatun ana demişler. Hiç hatun analar altına sidikleyip, omuzlara kusar mı? Benim bildiğim hatun analar savaşlara cephane taşır, elinde orak, sırtında sıpa erkeğine "bre koç yiğidim" der durur. Nihayet babamın avcı arkadaşlarından biri beşikteki hatun anayı fazla iddialı bulup adımı değiştirmiş "bıldırcın gibi kız maşallah adı bıldırsu olsun" demiş, türkiye'nin ilk tiky adı bana konmuş. İnanmayan mamak nüfus idaresinden öğrenebilir.
İnanmadın değil mi? tamam o halde buna inan.
Laleli'de yaşayan bir travestiyim. Adım önceden hüseyin'di şimdi damla. Geçen gece leğen kemiğimin 2 cm sağından bıçaklandım arkadaşım şahin beni bir kaç esnaf'ın yardımıyla acile yetiştirdi saolsun. Acildekiler artık bizi eskisi gibi yadırgamıyorlar, nüfusumuz çoğaldı hatta internet sitemiz, derneğimiz buluştuğumuz cafelerimiz var, daha iyi günlerimiz olacak, bizden başbakan bile çıkacak. Annem geçen yıl reflü asidinin ses tellerini yakması sonucu konuşma yeteneğini kaybetti. Üzülmüyorum çünkü konuşabilirken hep bana bağırıp, beddua ediyordu. Babam zaten yok, neden olmadığını anlatmak istemiyorum, benim için özel...
Buna benzer işkembe-i büşra'dan kırk tane "hayatım roman" hikayesi sıkar, sanalın sonsuz yalan kaldırma potansiyelinde kulaçlar atabilirim. Kendimi birilerine kanıtlamak için sertap erener'in mümtaz bir soysal site olan fefe'de yaptığı gibi, dakka başı fotolarımı yollamama gerek yok, çünkü ben sertap erener değilim, dimi? Ben nickgiller familyasının 1 milyarıncı üyesiyim, anonymousum. Seviyorum; reklamcı ağzıyla "viral" netin klişe ağzıyla "fake" kabul edilmeyi.
Ne iştir anlamadım sanalın evlatları; sanalda, sanal olanlara takmışlar kafayı. Akşama kadar o sanal benim, bu sanal senin dolaşıp sanal biriyle karşılaşınsa "sen sanalsın ben değil" diye bir garip iddialaşmaya düşmüşler. Bu sayın işkilciklilerle aynı ortamda bulunma inatçılığı gösteren biz nickgilcikler, tahmin edileceği gibi daha ağzımızı açmadan mağlupuz. Niye olmayalım? ad soyad onlarda, sıtarbıkta "frappiççuno" yudumlarken 32 diş tekmili birden galeyana gelmiş pozlar onlarda. Bebeğimmm sana aldığım kolyeyi takmamışannnn muhabbetiyle "nahada bak o kadar gerçeğizki somut delillerle konuşuyoruz boru falan değiliz" göndermesi onlarda. Görenleri var, duyanları var, dokunanları var hatta koklayanları.
Bizim gibi sahte profillerle, sahte isimlerle, sahte diplomalarla çıkmamışlar görücüye. Nereye gitsek nah diye çarpıyorlar yüzümüze civilerini, linkedinlerini, kariyerlerini, iş yerinde beni satın alacak leptoplarıyla çektirdikleri sırıtkan fotograflarını. O kadar gerçek ve mutlular ki oturdukları sandalyeler, önlerindeki dosyalar, kalem kutuları bile uzatsan elini dokunacakmışsın hissi veriyor, çok hislendim bak, ağlıycam bu sahicilik karşısında.
Bak siminya sana söylüyorum siminya sen anla! Millet reeli bırakıp internetin gerçeği olmuş sen daha sanal gerçekliğinin geyiğini çeviriyorsun. Burda salak salak tripler, cılk cılk evhamlar, kokuşmuş endişeler sergiliyor "ay gizemli olayım, kırk yıl uğraşılsam bile çözülemeyim heyhat! kimse bana ulaşamasın bak perihan mağden'e ulaşılamıyomuş banada ulaşılamasın, hii nete fotoğraf düşmesin arada düşer gibi olsun korkmuş gibi yapayım. ailem beni önce kızılırmak'a boğar, yuvarlar, sonra oltayla avlar, kılçığımdan kravat iğnesi yapıp, artıklarımı çiçek gübresi olarak kullanır valla yaparmılarmı yaparlar" diye ahmak ahmak yazılar yazıyorsun. Düşündümde galiba sana iyi ediyorlar. Bu zenci ağzıyla "kahrolası beyazlar" edebiyatıyla en fazla 3 yıl daha sebeplenirsin, söylemiştim ceza şarkılarını fazla kaçırdın.
Belki gidip sıtarbıkta "gerçektende gerçekim" fotoğrafları çektirmeliyim? Her diploması alnına yapışık, tavangöt elitin orada paççinolu, puççinolu bir içeceği yudumlarken fotosu var, benimde olsun. Geçen bi özsüt'e gittim o sayılır mı acaba? Adı türkçe olunca bilirim fazla süksesi yoktur, üstelik öz kahramanoğulları, öz bakliyat ticaret, öz bursalı kardeşler diye diye yıllardır soğuttular bizi öz'ümüzden. Belki menüsü türkçe değildir, inşallah değildir diye umutla baktım. Eh arza göre yapmış adamlar bir dolu yabancı isimli tatlı. Ama gözüme ürkütücü ürkütücülükte bir türkçe isim çarptı "kazandibi" !! İşte o an soğudum özsüt'ten. İnsan şunu italyancaya çevirir ( translate çevirdi: kazandibi=vincere inferiore della) mammamia!
Neyse ya sedata geleyim diyorum, ne kadar sahici olduğunu ispatlamak için kıçını yırtma, senin gerçekliğinle hiç ilgilenmiyorum. Kelimelerimden fallar tutup "bunları yazan bir kadın olamaz bu erkek" medyumluğuna memişliğine hacet yok. Aha burada sapına kadar fake siminya. Sen gerçek ol, ben yalan. Çok ırgalamıyor beni yalanlar, gerçeklerin bu kadar yalan olduğu hayatta. Eğer ıspatlar arıyorsan hadi benim kola kutusundan çıkmadığımı ispatla, yapabilir misin?
Benim doğum günüm yok, bizimkiler beni kola kutusunda bulmuşlar. Babam adı "zencefil" olsun demiş annemin zencefile alerjisi olduğu için kabul etmemiş. Ablam "jale" olsun demiş babam ablamı eşek hoşaftan anlayana kadar dövmüş. Jale babamın ve gave ahalisinin en sevdiği türk porno yıldızının adıymış. Annem anamın adı olsun demiş anneanemin adı "hatun ana"ymış. Aylarca, melül bakışlı el kadar sabiye hatun ana demişler. Hiç hatun analar altına sidikleyip, omuzlara kusar mı? Benim bildiğim hatun analar savaşlara cephane taşır, elinde orak, sırtında sıpa erkeğine "bre koç yiğidim" der durur. Nihayet babamın avcı arkadaşlarından biri beşikteki hatun anayı fazla iddialı bulup adımı değiştirmiş "bıldırcın gibi kız maşallah adı bıldırsu olsun" demiş, türkiye'nin ilk tiky adı bana konmuş. İnanmayan mamak nüfus idaresinden öğrenebilir.
İnanmadın değil mi? tamam o halde buna inan.
Laleli'de yaşayan bir travestiyim. Adım önceden hüseyin'di şimdi damla. Geçen gece leğen kemiğimin 2 cm sağından bıçaklandım arkadaşım şahin beni bir kaç esnaf'ın yardımıyla acile yetiştirdi saolsun. Acildekiler artık bizi eskisi gibi yadırgamıyorlar, nüfusumuz çoğaldı hatta internet sitemiz, derneğimiz buluştuğumuz cafelerimiz var, daha iyi günlerimiz olacak, bizden başbakan bile çıkacak. Annem geçen yıl reflü asidinin ses tellerini yakması sonucu konuşma yeteneğini kaybetti. Üzülmüyorum çünkü konuşabilirken hep bana bağırıp, beddua ediyordu. Babam zaten yok, neden olmadığını anlatmak istemiyorum, benim için özel...
Buna benzer işkembe-i büşra'dan kırk tane "hayatım roman" hikayesi sıkar, sanalın sonsuz yalan kaldırma potansiyelinde kulaçlar atabilirim. Kendimi birilerine kanıtlamak için sertap erener'in mümtaz bir soysal site olan fefe'de yaptığı gibi, dakka başı fotolarımı yollamama gerek yok, çünkü ben sertap erener değilim, dimi? Ben nickgiller familyasının 1 milyarıncı üyesiyim, anonymousum. Seviyorum; reklamcı ağzıyla "viral" netin klişe ağzıyla "fake" kabul edilmeyi.
Ne iştir anlamadım sanalın evlatları; sanalda, sanal olanlara takmışlar kafayı. Akşama kadar o sanal benim, bu sanal senin dolaşıp sanal biriyle karşılaşınsa "sen sanalsın ben değil" diye bir garip iddialaşmaya düşmüşler. Bu sayın işkilciklilerle aynı ortamda bulunma inatçılığı gösteren biz nickgilcikler, tahmin edileceği gibi daha ağzımızı açmadan mağlupuz. Niye olmayalım? ad soyad onlarda, sıtarbıkta "frappiççuno" yudumlarken 32 diş tekmili birden galeyana gelmiş pozlar onlarda. Bebeğimmm sana aldığım kolyeyi takmamışannnn muhabbetiyle "nahada bak o kadar gerçeğizki somut delillerle konuşuyoruz boru falan değiliz" göndermesi onlarda. Görenleri var, duyanları var, dokunanları var hatta koklayanları.
Bizim gibi sahte profillerle, sahte isimlerle, sahte diplomalarla çıkmamışlar görücüye. Nereye gitsek nah diye çarpıyorlar yüzümüze civilerini, linkedinlerini, kariyerlerini, iş yerinde beni satın alacak leptoplarıyla çektirdikleri sırıtkan fotograflarını. O kadar gerçek ve mutlular ki oturdukları sandalyeler, önlerindeki dosyalar, kalem kutuları bile uzatsan elini dokunacakmışsın hissi veriyor, çok hislendim bak, ağlıycam bu sahicilik karşısında.
Bak siminya sana söylüyorum siminya sen anla! Millet reeli bırakıp internetin gerçeği olmuş sen daha sanal gerçekliğinin geyiğini çeviriyorsun. Burda salak salak tripler, cılk cılk evhamlar, kokuşmuş endişeler sergiliyor "ay gizemli olayım, kırk yıl uğraşılsam bile çözülemeyim heyhat! kimse bana ulaşamasın bak perihan mağden'e ulaşılamıyomuş banada ulaşılamasın, hii nete fotoğraf düşmesin arada düşer gibi olsun korkmuş gibi yapayım. ailem beni önce kızılırmak'a boğar, yuvarlar, sonra oltayla avlar, kılçığımdan kravat iğnesi yapıp, artıklarımı çiçek gübresi olarak kullanır valla yaparmılarmı yaparlar" diye ahmak ahmak yazılar yazıyorsun. Düşündümde galiba sana iyi ediyorlar. Bu zenci ağzıyla "kahrolası beyazlar" edebiyatıyla en fazla 3 yıl daha sebeplenirsin, söylemiştim ceza şarkılarını fazla kaçırdın.
Belki gidip sıtarbıkta "gerçektende gerçekim" fotoğrafları çektirmeliyim? Her diploması alnına yapışık, tavangöt elitin orada paççinolu, puççinolu bir içeceği yudumlarken fotosu var, benimde olsun. Geçen bi özsüt'e gittim o sayılır mı acaba? Adı türkçe olunca bilirim fazla süksesi yoktur, üstelik öz kahramanoğulları, öz bakliyat ticaret, öz bursalı kardeşler diye diye yıllardır soğuttular bizi öz'ümüzden. Belki menüsü türkçe değildir, inşallah değildir diye umutla baktım. Eh arza göre yapmış adamlar bir dolu yabancı isimli tatlı. Ama gözüme ürkütücü ürkütücülükte bir türkçe isim çarptı "kazandibi" !! İşte o an soğudum özsüt'ten. İnsan şunu italyancaya çevirir ( translate çevirdi: kazandibi=vincere inferiore della) mammamia!
Neyse ya sedata geleyim diyorum, ne kadar sahici olduğunu ispatlamak için kıçını yırtma, senin gerçekliğinle hiç ilgilenmiyorum. Kelimelerimden fallar tutup "bunları yazan bir kadın olamaz bu erkek" medyumluğuna memişliğine hacet yok. Aha burada sapına kadar fake siminya. Sen gerçek ol, ben yalan. Çok ırgalamıyor beni yalanlar, gerçeklerin bu kadar yalan olduğu hayatta. Eğer ıspatlar arıyorsan hadi benim kola kutusundan çıkmadığımı ispatla, yapabilir misin?
Çarşamba, Haziran 24, 2009
Blogunu denk al kadın!
Bazen bazı şeyleri 3-5 defa tekrar edip yerini sağlama almak gerekli. Babam sürekli söylendiği halde anlaşılmayan, kafaya işlemeyen cümleler için "akşam bakla sabah bakla allahım sen beni sakla" der. Duymaktan, okumaktan, yazmaktan bıkarsın ama yine söylemen gerekir, yine konuşman gerekir, yine bakla pişirmen gerekir taki bülbüller "dutumu yedim bekliyorum" mesajını atana kadar. Bu yazının ilk bölümü sayılabilecek yazım blog yazarı kızın hazin mücadelesi
Bütün psikopatların fiks cümlesi "beni sizler bu hale getirdiniz" dir. Kurbanını iyi bi keser, biçer, kıyma makinesinden geçirir, nihayet enselenince kirden logar kapağına dönmüş yüzünü kameralara dönüp, burnunu fırtlatır ve üstteki bingo cümleyi kurar.
O işsizken işi olanları, o fasfakirken kızarmış gövel ördek yiyenleri, eski sevgilisine, annesine benzeyenleri kıtır kıtır doğramıştır ama kabahat kurbanındır, yemeselerdi, benzemeselerdi olmayacaktı, tahrik vardı.
Yakında dedektifler tarafından yakalandığım gün bende bu mazarete sığınacağım, provalar tamam. Bol bol kısık bakış ve burun deliği titretme çalıştım, aynaya baktım tam bir manyak gibi görünüyorum.
(bir laf söylersinde, beklersinya birisi sorsada devamını anlatsam diye? baktım kimse sormuyor bende kendime hayali bir muhabir peydahladım o sordu)
Hayali muhabir Bizdenk Açmaz mikrofon uzatır:
- Haydi söyle siminya seni kimler bu hale getirdi?
- Beni bu hale tdk'ya işe alsalar ilk değiştireceğim kelime olan "erkekler" getirdi. Bu kelimeyi yazarken en az bir kabız insanı kadar zorlanıyorum ( err.. yok tekrar.. eriik.. of olmuyor, olduramıyorum.. hadi son bir kez daha.. erkekkkler..oh yazdım) Eğer bir hata yapıpta beni tdk bünyesine alırlarsa bu kelimenin yerine "sallangaçlar, kıllangaçlar, görmemişinşeyi, feodelikseverler" gibi günümüze uygun, imalı bir isimle değiştireceğim.
Ne istediklerini bilmeyen; tutarsız, didaktik, ikiyüzlü bu herifleri nasıl yapsamda yaşadığına pişman etsem? Kaburga kemiklerini söküp kendime şezlong mu yapsam? Yoksa üzerlerinden önce dozer geçirip güneşte kurutsam, kuruyunca delgiyle birer santim aralıklarla delikler delip mutfakta makarna süzgeci olarak mı kullansam? Kanlarını at sütüyle karıştırıp kımız yapsam bim markette "le kımız" diye mi satsam? Bu projeler üzerinde daha fazla kafa yormalıyım.
Kankam bana "sürekli kendini savunma halindesin" diyor. Neydi şu bizim psişik slogan? "beni sizler bu hale getirdiniz" de ondan. Yıllardır ne kadar erkek işi diye ayrılmış erkek işi varsa hepsini kimseye ağız eğmeden yapmak için ne salak hallere düştüm sen biliyor musun? Yeri geldi inşaatlarda çalıştım, yeri geldi şehirlerarası otobüs şöförlüğü yaptım, yeri geldi cenaze namazı kıldırdım desem inanmazsın tabii, demem zaten sadece desem mi diye düşündüm. Ama sıkı gaz verilirse yaparım, bir gazına bakar tek bi gazına.
Yapamazsın sen çekil! bu erkek işi, dendiği zaman "anneni samanlıkta muhtar ve ihtiyar heyetiyle görmüşler" gibi bir mesaj alıyorum, kulağıma eminem şarkıları geliyor
"and get a new plan momma's got a new man,
tell my mother ı love her, kiss baby sister goodbye" Anlamı; anam başka heriflerle samanlıklarda birdirbir oynuyor, bari buralardan gidem tutem ben seni, giderken yinede bacımı ve annemi bi öpeyim hey hey.
Bana "çekil git sen yapaman" diyenin dilini ağzında peynirli dürüm yapıp yemek istiyorum. Beni böyle ayıklamaları, bir köşeye biriktirmeleri kendimi tarlanın ayrık otu gibi hissetmeme neden oluyor, ben ayrık otu değilim! bizzat tarlanın mahsülüyüm anladın mı? anlamadıysan bana ulaş düello için yer düşünelim.
Beni ayrık otu diye temizlemeye çalışıp, bloğumdaki yazılardan tek cümle dahi okumadan oraya buraya koyduğum kız fotograflarından dolayı beni hor görürsen, bende sana sorular sorarım, anlamadığım için, öğrenmek için.
Erkek çifte standardıyla ilgili lafı gediğine iyi bir oturtmuş deran'ın yazısı.
Bütün psikopatların fiks cümlesi "beni sizler bu hale getirdiniz" dir. Kurbanını iyi bi keser, biçer, kıyma makinesinden geçirir, nihayet enselenince kirden logar kapağına dönmüş yüzünü kameralara dönüp, burnunu fırtlatır ve üstteki bingo cümleyi kurar.
O işsizken işi olanları, o fasfakirken kızarmış gövel ördek yiyenleri, eski sevgilisine, annesine benzeyenleri kıtır kıtır doğramıştır ama kabahat kurbanındır, yemeselerdi, benzemeselerdi olmayacaktı, tahrik vardı.
Yakında dedektifler tarafından yakalandığım gün bende bu mazarete sığınacağım, provalar tamam. Bol bol kısık bakış ve burun deliği titretme çalıştım, aynaya baktım tam bir manyak gibi görünüyorum.
(bir laf söylersinde, beklersinya birisi sorsada devamını anlatsam diye? baktım kimse sormuyor bende kendime hayali bir muhabir peydahladım o sordu)
Hayali muhabir Bizdenk Açmaz mikrofon uzatır:
- Haydi söyle siminya seni kimler bu hale getirdi?
- Beni bu hale tdk'ya işe alsalar ilk değiştireceğim kelime olan "erkekler" getirdi. Bu kelimeyi yazarken en az bir kabız insanı kadar zorlanıyorum ( err.. yok tekrar.. eriik.. of olmuyor, olduramıyorum.. hadi son bir kez daha.. erkekkkler..oh yazdım) Eğer bir hata yapıpta beni tdk bünyesine alırlarsa bu kelimenin yerine "sallangaçlar, kıllangaçlar, görmemişinşeyi, feodelikseverler" gibi günümüze uygun, imalı bir isimle değiştireceğim.
Ne istediklerini bilmeyen; tutarsız, didaktik, ikiyüzlü bu herifleri nasıl yapsamda yaşadığına pişman etsem? Kaburga kemiklerini söküp kendime şezlong mu yapsam? Yoksa üzerlerinden önce dozer geçirip güneşte kurutsam, kuruyunca delgiyle birer santim aralıklarla delikler delip mutfakta makarna süzgeci olarak mı kullansam? Kanlarını at sütüyle karıştırıp kımız yapsam bim markette "le kımız" diye mi satsam? Bu projeler üzerinde daha fazla kafa yormalıyım.
Kankam bana "sürekli kendini savunma halindesin" diyor. Neydi şu bizim psişik slogan? "beni sizler bu hale getirdiniz" de ondan. Yıllardır ne kadar erkek işi diye ayrılmış erkek işi varsa hepsini kimseye ağız eğmeden yapmak için ne salak hallere düştüm sen biliyor musun? Yeri geldi inşaatlarda çalıştım, yeri geldi şehirlerarası otobüs şöförlüğü yaptım, yeri geldi cenaze namazı kıldırdım desem inanmazsın tabii, demem zaten sadece desem mi diye düşündüm. Ama sıkı gaz verilirse yaparım, bir gazına bakar tek bi gazına.
Yapamazsın sen çekil! bu erkek işi, dendiği zaman "anneni samanlıkta muhtar ve ihtiyar heyetiyle görmüşler" gibi bir mesaj alıyorum, kulağıma eminem şarkıları geliyor
"and get a new plan momma's got a new man,
tell my mother ı love her, kiss baby sister goodbye" Anlamı; anam başka heriflerle samanlıklarda birdirbir oynuyor, bari buralardan gidem tutem ben seni, giderken yinede bacımı ve annemi bi öpeyim hey hey.
Bana "çekil git sen yapaman" diyenin dilini ağzında peynirli dürüm yapıp yemek istiyorum. Beni böyle ayıklamaları, bir köşeye biriktirmeleri kendimi tarlanın ayrık otu gibi hissetmeme neden oluyor, ben ayrık otu değilim! bizzat tarlanın mahsülüyüm anladın mı? anlamadıysan bana ulaş düello için yer düşünelim.
Beni ayrık otu diye temizlemeye çalışıp, bloğumdaki yazılardan tek cümle dahi okumadan oraya buraya koyduğum kız fotograflarından dolayı beni hor görürsen, bende sana sorular sorarım, anlamadığım için, öğrenmek için.
- Çekici kadın fotografı kullanan kadınları bırakalım şuraya; internete akşama kadar milyarlarca çıplak kadın fotografı postalayan, aramalarda "cıbıldak garı getir" diye arayan, duvarlarına yapıştıran, öpüp bağrına basan erkekleri kaç taneniz yadırgıyor? Yoksa üryan kadın resimlerine bakmak, sevmek, asmak, koklamak normal, üryan kelimelerle blog yazan kadın anormal mi?
- Şu mankenle ah bir yatsaydım, keşke gisele, kate, adriana, angelina hepsiyle birden asansörde fantezi yapsam yazan bir adama; şu işareti ":D" veya şu cümleyi "yürrü koççum yakışırr babaya" normalce yapıştıran biri; bir kadının gerçek zaaflarını, hatalarını, kadınca duygularını yazmasını neden "ergen avı" olarak görür?
- Erkek blogcular gündeme alakalı alakasız ne düşerse, haber sitelerinden önce davranıp google sıralarında üst sıralara çıkmaya çalışmıyor mu? Bilmiyor muyuz seo için denizden babaları çıksa yiyeceklerini? sizinki ne avı?
Erkek çifte standardıyla ilgili lafı gediğine iyi bir oturtmuş deran'ın yazısı.
Pazartesi, Haziran 08, 2009
9 öğünlü mayıs
Blog yazarı kızlara bi haller geldi hangi bloğu tıklasam; sağım, solum edeleli, baksırlı erkek fotosu, etrafta ana fikri "erkkeeeyykkkkkkkkk" olan canhıraş yazılar uçuşuyor.
Annem diyorki; yedikleriniz size dokunuyor yavrum, yemeyin o at sütünden yapılan dondurmaları, at sütünden yapılan dondurma yediğinizden beri beygir gibi kişniyonuz"
Magnum reklamlarını izlerken " öyle dondurma mı olur anam tokaç gibi, gızın ağzıda dozer ağzından az küccük, allah etmeye kafamı soksam girer, onuda yutar bu gudurmuş " diye söylenir.
(tokaç: köylerde yün yıkamak için kullanılan, şekli magnum dondurma gibi ama boyutu nah bacağam kadar olan bir alet edavat, gerçi magnum dondurmayı bacağam kadar yapsalar onuda çatır çatır yer genede doymayız)
Daha geçen yıla kadar abazan erkekleri yerden yere vurduk. Olmadık laflar ettik çocuklara, haklarında fıkralar anlatıp, karikatürler çizdik. "Hahaha sapa bak sapa nasılda duvara tırmanıyo beter ol emi ayı, yuh allah gözünü doyursun ömründe hiç mi karı görmedin lan mapushane kaçkını, ah ah bi doyamadınız karıya kıza bi doyuramadık o çıkasıca gözünüzü" diye çemkir çemkir çemkirdiydik. Ama gel gör ki devran döndü adamların ahı tuttu, vahı pişirdi, tuhu yedi, kızlarada "hani bana hani bana" demek kaldı.
Sadece blog yazan kızların zülfü yarine çuvaldız sokmak haksızlık olur. Televizyon proğramları, dizileride böyle. Bir tarafta her yaştan talipleri tarafından paylaşılamayan remayözcü memet, hangi hatunu koynuna alacağını düşüne dururken (en sevdiğim cümle kalıplarından biri "düşüne durmak"... "düşeyazmak" "hüzüne vurmak" "hazana çalmak" falan bunlardan çok kullanılınca kendiliğinden şiir oluşuyor) bir başka tarafta tek bir murat boz'un üstüne tırmanan etek giymeyi unutmuş, hepsi paso aynı kalıptan çıkmış 139 adet azgın dansçı kız, öte yanda evin içinde bulunan behlül, adnan ve beşir adlı üç erkeşşek türünü köşe bucak kovalayan bir malikane dolusu memeli. Düşünen bir hayvan olsam daha bir dolu azgın kız-fakir oğlan filmi veya proğramı düşünür çıkarırdım. Ama gerek yok bu örnekler yediklerimizin (gıda, o yediğimiz şey kes apık sıpık düşünmeyi edepsiz!) bünyemize dokunduğunu ispatlıyor zaten.
Bu durum en çok erkeklerin işine geldi. Bir zamanlar kızların elini tutmak için bile muhtardan ikametgah belgesi alan canına yandığımın şaplıları, artık bir kızın karşısına geçip armut piş ağzıma düş bakışı atsalar yeterli, armut tirink sepette. İşte armutlara fazla tarım ilacı verildiği için böyle patır patır dökülüyorlar.
Bu aylara annem "9 öğünlü mayıs" diyor. İnsan ne yemek yemeye nede başka hiç hiç hiç birşeye doymazmış. Kanı fıngır fıngır kaynar, gözleri yuvalarından fırlar önüne geleni, gelmeyeni bir lokmada yutarmış. Ver ver ver ver, ver allahım ver şarkısı mayıs ayında yazılmış (bunu attım) Mayıs girince bize ne oluyosa oluyor; hem aşne fişne, hem yeme içme, hemde yakıp yıkma tavan yapıyormuş Bak: dedektif müge anlı ve partneri arif verimli'nin proğramı "benimleöldürürmüsün.com
Annem bazen gerçekten çok bilimsel, gizemli, handeli şeyler söylüyor. Her masalda mutlaka rol verilen, dağda tek başına yaşayıp gaipten haberler veren yaşlı neneler gibi. Acaba kapının önüne uyduruktan bir türbe yaptırıp, ağaçlara bez mez bağlayıp "soyka nene dergahı" adında bir mekan mı açsak diyorum.
kadınlara
-kafan köpürmüş, popon kabarmış, için dışarlamış deriz
kızlara
-üç vakte kadar eline erkek eli değecek, duan kabul olacak zorla ırzına geçecekler, bir batında 7 kocalı hürmüz olacaksın, deriz, bitiririz.
Bu işlerin püf noktası ocağına düşmüş olanların zayıf noktasını bilmek, onları anlıyormuş gibi yapıp melül melül bakmak ve sık sık "ah canım canım" demektir. Önceden o dağdaki yaşlı neneden nasihat dinlemeye gitmiştim gitmişken olayı kaptım. Bu plan iş yapmazsa babamı aniden çıkıp çıkıp gelen ak sakallı dede yapacağım. Adıda "uçkur baba" olur. Rüyalara girer, kapıları tıklatır, milletin bahcesinde dolanıp viagra bırakır. O aşk meşk işlerine el atınca memlekette bir tane abaza erkek kalmaz, kalırsa ben "abazan bacı dergahı" olayım.
-kadın erkek muhabbetinden sıtkım sıyrıldı yettiniz be diyen için çok eğlendiğim bir video, ilaç isimlerinden ilahi yapan adam teramisin
Annem diyorki; yedikleriniz size dokunuyor yavrum, yemeyin o at sütünden yapılan dondurmaları, at sütünden yapılan dondurma yediğinizden beri beygir gibi kişniyonuz"
Magnum reklamlarını izlerken " öyle dondurma mı olur anam tokaç gibi, gızın ağzıda dozer ağzından az küccük, allah etmeye kafamı soksam girer, onuda yutar bu gudurmuş " diye söylenir.
(tokaç: köylerde yün yıkamak için kullanılan, şekli magnum dondurma gibi ama boyutu nah bacağam kadar olan bir alet edavat, gerçi magnum dondurmayı bacağam kadar yapsalar onuda çatır çatır yer genede doymayız)
Daha geçen yıla kadar abazan erkekleri yerden yere vurduk. Olmadık laflar ettik çocuklara, haklarında fıkralar anlatıp, karikatürler çizdik. "Hahaha sapa bak sapa nasılda duvara tırmanıyo beter ol emi ayı, yuh allah gözünü doyursun ömründe hiç mi karı görmedin lan mapushane kaçkını, ah ah bi doyamadınız karıya kıza bi doyuramadık o çıkasıca gözünüzü" diye çemkir çemkir çemkirdiydik. Ama gel gör ki devran döndü adamların ahı tuttu, vahı pişirdi, tuhu yedi, kızlarada "hani bana hani bana" demek kaldı.
Sadece blog yazan kızların zülfü yarine çuvaldız sokmak haksızlık olur. Televizyon proğramları, dizileride böyle. Bir tarafta her yaştan talipleri tarafından paylaşılamayan remayözcü memet, hangi hatunu koynuna alacağını düşüne dururken (en sevdiğim cümle kalıplarından biri "düşüne durmak"... "düşeyazmak" "hüzüne vurmak" "hazana çalmak" falan bunlardan çok kullanılınca kendiliğinden şiir oluşuyor) bir başka tarafta tek bir murat boz'un üstüne tırmanan etek giymeyi unutmuş, hepsi paso aynı kalıptan çıkmış 139 adet azgın dansçı kız, öte yanda evin içinde bulunan behlül, adnan ve beşir adlı üç erkeşşek türünü köşe bucak kovalayan bir malikane dolusu memeli. Düşünen bir hayvan olsam daha bir dolu azgın kız-fakir oğlan filmi veya proğramı düşünür çıkarırdım. Ama gerek yok bu örnekler yediklerimizin (gıda, o yediğimiz şey kes apık sıpık düşünmeyi edepsiz!) bünyemize dokunduğunu ispatlıyor zaten.
Bu durum en çok erkeklerin işine geldi. Bir zamanlar kızların elini tutmak için bile muhtardan ikametgah belgesi alan canına yandığımın şaplıları, artık bir kızın karşısına geçip armut piş ağzıma düş bakışı atsalar yeterli, armut tirink sepette. İşte armutlara fazla tarım ilacı verildiği için böyle patır patır dökülüyorlar.
Bu aylara annem "9 öğünlü mayıs" diyor. İnsan ne yemek yemeye nede başka hiç hiç hiç birşeye doymazmış. Kanı fıngır fıngır kaynar, gözleri yuvalarından fırlar önüne geleni, gelmeyeni bir lokmada yutarmış. Ver ver ver ver, ver allahım ver şarkısı mayıs ayında yazılmış (bunu attım) Mayıs girince bize ne oluyosa oluyor; hem aşne fişne, hem yeme içme, hemde yakıp yıkma tavan yapıyormuş Bak: dedektif müge anlı ve partneri arif verimli'nin proğramı "benimleöldürürmüsün.com
Annem bazen gerçekten çok bilimsel, gizemli, handeli şeyler söylüyor. Her masalda mutlaka rol verilen, dağda tek başına yaşayıp gaipten haberler veren yaşlı neneler gibi. Acaba kapının önüne uyduruktan bir türbe yaptırıp, ağaçlara bez mez bağlayıp "soyka nene dergahı" adında bir mekan mı açsak diyorum.
kadınlara
-kafan köpürmüş, popon kabarmış, için dışarlamış deriz
kızlara
-üç vakte kadar eline erkek eli değecek, duan kabul olacak zorla ırzına geçecekler, bir batında 7 kocalı hürmüz olacaksın, deriz, bitiririz.
Bu işlerin püf noktası ocağına düşmüş olanların zayıf noktasını bilmek, onları anlıyormuş gibi yapıp melül melül bakmak ve sık sık "ah canım canım" demektir. Önceden o dağdaki yaşlı neneden nasihat dinlemeye gitmiştim gitmişken olayı kaptım. Bu plan iş yapmazsa babamı aniden çıkıp çıkıp gelen ak sakallı dede yapacağım. Adıda "uçkur baba" olur. Rüyalara girer, kapıları tıklatır, milletin bahcesinde dolanıp viagra bırakır. O aşk meşk işlerine el atınca memlekette bir tane abaza erkek kalmaz, kalırsa ben "abazan bacı dergahı" olayım.
-kadın erkek muhabbetinden sıtkım sıyrıldı yettiniz be diyen için çok eğlendiğim bir video, ilaç isimlerinden ilahi yapan adam teramisin
Çarşamba, Mayıs 13, 2009
İnternet beni bozdu
İki aydır yeni bir intihara teşebbüs etmemiş olmam garip. Akşam yokladım kendimi; hani niye hala durup duruyom? bi ilaç, bi bilmem roket atar, nitrojen bombası yada bi başka kesici, delici aleti dayamıyom tahtaya? diye. Gidişattan acayip işkillendim. Yoksa yoksa ben mutlu falan mıyım lan?? musmutlu muyum yoksa? yook yok bu işte bir kertenkele var.
Annemin huzuruna varıp kertenkeleyi sordum dediki;
-gızım senin ne derdin varkii, daha anayın goduğu adla duruyon.
Anladığım kadarıyla ilerde bana birisi, başka ad koyacak. Bari metrekareye 3 tane düşen; merve, tuğçe, ayça, ça ça ça gibi isimler koymasalar, tek şahabettin'e bile razıyım. En azından "adım şahabettin" deyince millet bi durur, anlam vermeye çalışır, veremeyince travesti heralde der bu vesileyle üstümde kafa yorup teori geliştirmiş olur, ülke kalkınır. Oysa adım "merve" desem "yerim seni" den başka bir üretim olmayacak, yazıktır günahtır su yakmıyor bu memleket.
O'nu diyodum bu internet beni bozdu abi. Böyle miydi bu gül gibi, bülbül gibi kız. Ne hanımmm, ne söz dinleyennn, ne mülayim birisiydim. Getir derlerdi getirirdim, götür derlerdi götürürdüm. Bir yıldır ağzımda küfürün, argonun bini bir para (ağzımdan konuşmadığım zamanlarda var, onun için ağızı vurguladım) ihtiyar bir amcayla bile konuşurken " lan lun, hayt höynkk, alooo, yavaşşş koçum" gibi kelimelerle iletişim kurabiliyorum.
Bunların yerlerine ne gelecekti, unuttum. Galiba lan ve lun'un yerine "afedersiniz" geliyordu. Ondan sona haytt ve höynk'ün yerine "bir dakika" alooooo nun yerinede "kandilin mübarek olsun" olacaktı.
Şimdi biri bana seni seviyorum dediğinde ( erkek değil hemen kafanda baloncuk yapma, bizim sokağın kedisi "topak" dedi onu)
-Ne sevmesi, ne sap sup konuşuyon sen aslanım?? hadee naş naş anca seversin, diyorum. Bide kık puu diye ardından tükürdüm mü, hah ohh dünya varmış. Aşkmış, sevmekmiş, pıtırcıkmış, pötürcükmüş kafam kaldırmaz benim o süreci. İnsan bir titanik'i bin defa izlerse ne olur? her sahnesini ezbere bilir, dahada izlemez. Ve koca kıçlı başrol oyuncusu kıza bi soru sorar "ee madem çok aşıktın, buruş buruş olana kadar denizlere bakıp durdun, gemi battığında ne diye cancazım oğlanı, o çıktığın zımbırtının üstüne çekmedin? ööyle baka baka okyanusa gömüldü gitti yavrucak" diye. İşte aşk bu, sonu ezberlenmiş bir titanik hikayesi. Ya dibi boylayacak olan hödük ben olursam??
Nerden geldim ben aşk mevzusuna ya? Konumuz "internetin insan üzerindeki olumsuz etkisi, argonun hayatımızdaki yeri ve önemi, ek olarak merve, ayça,tuğçe" olacaktı. Ahaa daha mühim bir sorunumun kaynağını şu dakka buldum varya!!
Benim yazılarım böyle rus romanları gibi; betimlemeydi, örneklendirmeydi, uzundu, upuzuncanaydı gidiyorya tee ebemin kütüğüne kadar. Hah bana girişten sonra bi anda şavk kayması geliyor (bilgisayarı açarken hemen yanındaki kapıya tosladığım için olabilir) ve neden burdayım, ne yazacaktım, konu neydi, üzerimde ne var unutuyorum. Bilinmeyen bir rotaya doğru hızla sürükleniyorum.
Sonra bir bakmışım; kendimi toplumun parmaklarına yara basarken bulmuşum, fabrika kızlarının alpay'ı , kimsesizlerin kim besincır'ı, ölmüşlerinin canına değsini olmuşum. Millet hep bana "uzun yazıyosun, okurken gözlüğümün numarası artıyor, babam doktora da götürmüyor ne olcak şimdi" gibi şikayetlerle geliyor. Bak benim kabahatim yokmuş, tüm suç hemen bilgisayarımın dibinde cebellah gibi dikilen kapıdaymış. Ne yazıyodum ne keşfettim, bu iyi oldu. Dur ben şu kapıyı sökeyim, bilahere bozulan ağzımı dikerim.
anafikir: Hafta sonu otobüsle giderken tam önümdeki koltukta bir kadın, habire; bir kadının habire konuştuğunu anlatıyordu. Hiç susmadan çok konuşan o kadından şikayet etti, haklıydı.
Annemin huzuruna varıp kertenkeleyi sordum dediki;
-gızım senin ne derdin varkii, daha anayın goduğu adla duruyon.
Anladığım kadarıyla ilerde bana birisi, başka ad koyacak. Bari metrekareye 3 tane düşen; merve, tuğçe, ayça, ça ça ça gibi isimler koymasalar, tek şahabettin'e bile razıyım. En azından "adım şahabettin" deyince millet bi durur, anlam vermeye çalışır, veremeyince travesti heralde der bu vesileyle üstümde kafa yorup teori geliştirmiş olur, ülke kalkınır. Oysa adım "merve" desem "yerim seni" den başka bir üretim olmayacak, yazıktır günahtır su yakmıyor bu memleket.
O'nu diyodum bu internet beni bozdu abi. Böyle miydi bu gül gibi, bülbül gibi kız. Ne hanımmm, ne söz dinleyennn, ne mülayim birisiydim. Getir derlerdi getirirdim, götür derlerdi götürürdüm. Bir yıldır ağzımda küfürün, argonun bini bir para (ağzımdan konuşmadığım zamanlarda var, onun için ağızı vurguladım) ihtiyar bir amcayla bile konuşurken " lan lun, hayt höynkk, alooo, yavaşşş koçum" gibi kelimelerle iletişim kurabiliyorum.
Bunların yerlerine ne gelecekti, unuttum. Galiba lan ve lun'un yerine "afedersiniz" geliyordu. Ondan sona haytt ve höynk'ün yerine "bir dakika" alooooo nun yerinede "kandilin mübarek olsun" olacaktı.
Şimdi biri bana seni seviyorum dediğinde ( erkek değil hemen kafanda baloncuk yapma, bizim sokağın kedisi "topak" dedi onu)
-Ne sevmesi, ne sap sup konuşuyon sen aslanım?? hadee naş naş anca seversin, diyorum. Bide kık puu diye ardından tükürdüm mü, hah ohh dünya varmış. Aşkmış, sevmekmiş, pıtırcıkmış, pötürcükmüş kafam kaldırmaz benim o süreci. İnsan bir titanik'i bin defa izlerse ne olur? her sahnesini ezbere bilir, dahada izlemez. Ve koca kıçlı başrol oyuncusu kıza bi soru sorar "ee madem çok aşıktın, buruş buruş olana kadar denizlere bakıp durdun, gemi battığında ne diye cancazım oğlanı, o çıktığın zımbırtının üstüne çekmedin? ööyle baka baka okyanusa gömüldü gitti yavrucak" diye. İşte aşk bu, sonu ezberlenmiş bir titanik hikayesi. Ya dibi boylayacak olan hödük ben olursam??
Nerden geldim ben aşk mevzusuna ya? Konumuz "internetin insan üzerindeki olumsuz etkisi, argonun hayatımızdaki yeri ve önemi, ek olarak merve, ayça,tuğçe" olacaktı. Ahaa daha mühim bir sorunumun kaynağını şu dakka buldum varya!!
Benim yazılarım böyle rus romanları gibi; betimlemeydi, örneklendirmeydi, uzundu, upuzuncanaydı gidiyorya tee ebemin kütüğüne kadar. Hah bana girişten sonra bi anda şavk kayması geliyor (bilgisayarı açarken hemen yanındaki kapıya tosladığım için olabilir) ve neden burdayım, ne yazacaktım, konu neydi, üzerimde ne var unutuyorum. Bilinmeyen bir rotaya doğru hızla sürükleniyorum.
Sonra bir bakmışım; kendimi toplumun parmaklarına yara basarken bulmuşum, fabrika kızlarının alpay'ı , kimsesizlerin kim besincır'ı, ölmüşlerinin canına değsini olmuşum. Millet hep bana "uzun yazıyosun, okurken gözlüğümün numarası artıyor, babam doktora da götürmüyor ne olcak şimdi" gibi şikayetlerle geliyor. Bak benim kabahatim yokmuş, tüm suç hemen bilgisayarımın dibinde cebellah gibi dikilen kapıdaymış. Ne yazıyodum ne keşfettim, bu iyi oldu. Dur ben şu kapıyı sökeyim, bilahere bozulan ağzımı dikerim.
anafikir: Hafta sonu otobüsle giderken tam önümdeki koltukta bir kadın, habire; bir kadının habire konuştuğunu anlatıyordu. Hiç susmadan çok konuşan o kadından şikayet etti, haklıydı.
Çarşamba, Mayıs 06, 2009
Hayal ürünü bir yazar, kendini nasıl bitirir?
Bir "bana inanmıyorlar anne" yazısıyla daha karşında değilim. Artık inanılmak yada inanılmamak kaygısından karnıma ağrılar girmiyor, napak, neydek.
Hala bana "bu anlattığın ankara, hakkari'de mi" diye soranlar oluyor.
Misal bir kaç gün önce birisine "ben şimdi varya ankara'lıyım tamam mı, ilkokul terkim, 5 kardeşiz, abim çulsuzun teki ezcanede çalışıyo ama bence çok çulsuz, kardeşim sabıkalı duymasın beni, bi dur.. hey kim var orda??, babam kapkara bir kıl yumaa ilk insan homonebiçiens, ablamın biri sanırım kocasını aldatıyor, öteki ana rahmine düştüğümden beri bana kıl oluyor, annem günde 44 dizi izliyor ve galiba kendini bihter sanıyor, şu anda domates yiyorum"
diye kaptırmış anlatırken karşımdaki şunu dedi
" tamam sakin sakin hadi baştan alalım, bana şimdi doğruyu anlat "
Artık beni zorla, cürümle yalancı olmaya sürüklüyor bu düşünce. Gece gündüz çok pis planlar yapıyorum, yalana yalan demeyim, oynatmadığım, süründürmediğim adam kalmasın istiyorum. Biriside çıkar "bir siminya'dan bir mistır hayd nasıl yapılır" diye yazı döşer artık.
Yazmaya ara verip yeniden döndüğümde, başka bir blogta o "yalancı, düzenbaz, adi pisliği" hayata geçirmeye niyetim var, bakalım bakalım.
Önümüzdeki Ocak- Şubat gibi esrarengiz bir blogta;
-Ben emine. s. beder'im yemek yapmak dışında çok seksi, fetiş, kelepçeli fantezilerim var, diyen birini görürsen, üstüne git oku onu oku.
Durumu kendi eksenimden derhal çıkartıyorum. Konu blog dünyasını sarsan bir olay. Bizler günlük, aşk, meşk, şiir yazılarına dalıp gitmiş zevat, spor bloglarında şu sıralar yaşanan sansasyonel bir olayı gözden kaçırıyoruz.
Özetle: J.J.A adında bir yazar aylardır kendisini; ingiltere'de yaşayan, sıkı futbol taraftarı, holigan pataklayan biri olarak öyle güzel, öyle ayrıntılı anlatıyorki yüzlerce okuru ve hayranı oluyor, bir çok kişiyle msn'de görüşüp sohbet ediyor, bazıları ingiltere'ye gidip onunla tanışmak için hayaller kuruyor (bu hayalcilerden birisini tanıyorum :) hala şokta)
İşte bizim bu hınzır, herkesi arkasına takmış haydaaa holaa diye sürüklerken birden pattadanak ölüveriyor. Acılı ailesi durumu sevenlerine bir maille bildiriyor (hımm bunu bende yapıcam)
Olayın içyüzüde öldüğüne inanmayan arkadaşının (bu saatten sonra artık değiller yani) araştırmalarıyla ortaya çıkıyor. Böyle birisinin hiç yaşamadığı, velhasıl ölmediği, ölmediği içinde herhangi bir mezarlığa gömülmediği, verdiği isimlerin hepsinin sahte olduğu, tüm detayların yalan allah yalan olduğu ortaya çıkıyor.Yazılarından bir kaçını okudum sokak sokak, isim vererek ingiltere'de ki maceralarını anlatıyor ama araştırmalar sonucu kendisinin türkiye'den yazdığı ortaya çıkmış.
Herif öyle bir oyun oynamışki ne diyor haberciler "akıllara durgunluk veren" bir oyun. Şu anda kendisi hakkında ekşi sözlükte, spor forumlarında ve bizzat yazdığı blogta muhabbet dönmekte. Üstelik kendi hakkındaki yazının altına yorum yapan adsızların o olduğu söyleniyor.
Vay vay vay işte buyur sende yat kalk benden kuşkulan! Yok işte ben aslında şırnak'ta askermişimde, yok kayseri'de sucukmuşumda yok efendim şuymuşumda, buymuşumda geeett gözüm görmesin! Yazıma Deran arkadaşımın tamda bu durum için yazdığı şiirle son verirken, haftaya trt ankara radyosundan Mihriban Diyaframıkalın'ı konuk edeceğimi hatırlatıyor, esenlikler diliyorum, sağlıcakla, mağlıcakla:
Herşey yalandı / baştan ayağa yalandı / hikayedendi kimliğim, kişiliğim, bütün hikayem / hikayeden.../Tut ki deneysel bir çalışmaydı / Tut ki acıklı bir romanın / estirik, serseri, açık alanda ahlaka mugayir karalamasıydı / Mecburdum / ''sırtını gösterme! '' demişti anneannem... / Hakikatler... / Anla işte hakikatler aslında hep yalanmış / hakikat, prensi kurbağa kılanmış / Hadi şimdi git / başa sar / ve hep bana aşık kal.../
Hala bana "bu anlattığın ankara, hakkari'de mi" diye soranlar oluyor.
Misal bir kaç gün önce birisine "ben şimdi varya ankara'lıyım tamam mı, ilkokul terkim, 5 kardeşiz, abim çulsuzun teki ezcanede çalışıyo ama bence çok çulsuz, kardeşim sabıkalı duymasın beni, bi dur.. hey kim var orda??, babam kapkara bir kıl yumaa ilk insan homonebiçiens, ablamın biri sanırım kocasını aldatıyor, öteki ana rahmine düştüğümden beri bana kıl oluyor, annem günde 44 dizi izliyor ve galiba kendini bihter sanıyor, şu anda domates yiyorum"
diye kaptırmış anlatırken karşımdaki şunu dedi
" tamam sakin sakin hadi baştan alalım, bana şimdi doğruyu anlat "
Artık beni zorla, cürümle yalancı olmaya sürüklüyor bu düşünce. Gece gündüz çok pis planlar yapıyorum, yalana yalan demeyim, oynatmadığım, süründürmediğim adam kalmasın istiyorum. Biriside çıkar "bir siminya'dan bir mistır hayd nasıl yapılır" diye yazı döşer artık.
Yazmaya ara verip yeniden döndüğümde, başka bir blogta o "yalancı, düzenbaz, adi pisliği" hayata geçirmeye niyetim var, bakalım bakalım.
Önümüzdeki Ocak- Şubat gibi esrarengiz bir blogta;
-Ben emine. s. beder'im yemek yapmak dışında çok seksi, fetiş, kelepçeli fantezilerim var, diyen birini görürsen, üstüne git oku onu oku.
Durumu kendi eksenimden derhal çıkartıyorum. Konu blog dünyasını sarsan bir olay. Bizler günlük, aşk, meşk, şiir yazılarına dalıp gitmiş zevat, spor bloglarında şu sıralar yaşanan sansasyonel bir olayı gözden kaçırıyoruz.
Özetle: J.J.A adında bir yazar aylardır kendisini; ingiltere'de yaşayan, sıkı futbol taraftarı, holigan pataklayan biri olarak öyle güzel, öyle ayrıntılı anlatıyorki yüzlerce okuru ve hayranı oluyor, bir çok kişiyle msn'de görüşüp sohbet ediyor, bazıları ingiltere'ye gidip onunla tanışmak için hayaller kuruyor (bu hayalcilerden birisini tanıyorum :) hala şokta)
İşte bizim bu hınzır, herkesi arkasına takmış haydaaa holaa diye sürüklerken birden pattadanak ölüveriyor. Acılı ailesi durumu sevenlerine bir maille bildiriyor (hımm bunu bende yapıcam)
Olayın içyüzüde öldüğüne inanmayan arkadaşının (bu saatten sonra artık değiller yani) araştırmalarıyla ortaya çıkıyor. Böyle birisinin hiç yaşamadığı, velhasıl ölmediği, ölmediği içinde herhangi bir mezarlığa gömülmediği, verdiği isimlerin hepsinin sahte olduğu, tüm detayların yalan allah yalan olduğu ortaya çıkıyor.Yazılarından bir kaçını okudum sokak sokak, isim vererek ingiltere'de ki maceralarını anlatıyor ama araştırmalar sonucu kendisinin türkiye'den yazdığı ortaya çıkmış.
Herif öyle bir oyun oynamışki ne diyor haberciler "akıllara durgunluk veren" bir oyun. Şu anda kendisi hakkında ekşi sözlükte, spor forumlarında ve bizzat yazdığı blogta muhabbet dönmekte. Üstelik kendi hakkındaki yazının altına yorum yapan adsızların o olduğu söyleniyor.
Vay vay vay işte buyur sende yat kalk benden kuşkulan! Yok işte ben aslında şırnak'ta askermişimde, yok kayseri'de sucukmuşumda yok efendim şuymuşumda, buymuşumda geeett gözüm görmesin! Yazıma Deran arkadaşımın tamda bu durum için yazdığı şiirle son verirken, haftaya trt ankara radyosundan Mihriban Diyaframıkalın'ı konuk edeceğimi hatırlatıyor, esenlikler diliyorum, sağlıcakla, mağlıcakla:
Herşey yalandı / baştan ayağa yalandı / hikayedendi kimliğim, kişiliğim, bütün hikayem / hikayeden.../Tut ki deneysel bir çalışmaydı / Tut ki acıklı bir romanın / estirik, serseri, açık alanda ahlaka mugayir karalamasıydı / Mecburdum / ''sırtını gösterme! '' demişti anneannem... / Hakikatler... / Anla işte hakikatler aslında hep yalanmış / hakikat, prensi kurbağa kılanmış / Hadi şimdi git / başa sar / ve hep bana aşık kal.../
(JJA dün kendi bloğuna bir açıklama yazmış burada)
Pazartesi, Nisan 06, 2009
Blog yazarı kızın hazin mücadelesi
Alttaki yazının ruh halinden kurtulmak için yine cem karaca'dan gelsin;
Ben feleğin tekerine çomak sokarım" Birde "avradını" diye küfürlü bir şarkısı var ama o kadar asabiyete gerek yok, sonuçta kendi ruh halim, kendi yazım.
Blog yazan kızların dramı diye bir film çekmeyi düşünüyorum, sanırım benden iyi bir dişi Mahsun Kırmızıgül olur. Kırroluksa, damarlarımda ki dağlı kanında mevcut. Arabesk bir geçmiş dersen, o biçim. Sağ gösterip sol vurma denir Mahsun Kırmızı Kubrick'in yaptığına, ee bayılırım öyle hedef şaşırtmaya zaten. Neyse işte blog yazan kızların dramı diye bir film yapacağım, tutarsa seri çekerim; Blogcu kızın intikamı, Blogu tamamen kapalı, Blogcu nenenin kehribar tesbihi, diye gider. İzleyiciden gelen talebe göre bir yaprak dökümü kısır döngüsüne çevirebilirim. Kimin, kiminle, kaç kez çiftleştiğini hesaplamaktan izleyicinin beyni eleğe döner malı götürürüm.
Bu film fikrimin nedeni, blog yazan kızların hafife alındığı düşündüğüm için. Ne kadar götünü yırtarsan yırt asla erkek blogcular kadar saygın yer edinemiyorsun, hatanı yakaladıklarında anında indirirler, örnekleri kesin vardır. İsterdimki elimde dosyalarla, belgelerle geleyim ama malesef bir ön çalışma yapmadım, sadece son günlerde bir yerlerde okuduğum "blogcu kızları küçük gören" yorumlar var onlarda bende kalsın.
Erkek blogcu dediğimde; öyle firefox eklentisi, tv dizisi, hadise resimlerini bloğuna doldurup doldurup "biz yaptık, temamızı yeniledik, sitemiz ilk sıralarda, mutluyuz, mesutuz" jargonunu kullanan, kendine çoğul erkek bilogcular değil. Yıllardır buraları avucunun içi gibi bilen, burnunun sümüğünü yuvarladığı gibi kod yuvarlayan, halk kahramanı, üstün şahsiyet, blogların TBMM'sini, G8'ini, voltranını vs. gibi, oluşturulabilen herşeyi oluşturan erkek blogcuları kastediyorum.
O'nlar öyle bir İbrahim Tatlıses'ki onları eleştirebilmek, Yıldız Tilbe gibi kuyruğuna teneke bağlanmasını kabul etmek demek.
Reel hayatta ne kadar kadınsan sanalda da o kadar kadınsın. Her ikisinde de "Orospu" damgası yemek işte o yazımdaki örnekler kadar basit. Sadece şiir yazsan adın pesimist olur. Teknoloji yazsan elinin hamuru falan filan. Bacağını, saçını, dudağını yazsan hay seni doğuran anaya. Seks hayatını yazsan "kaşar,motor,bip bip,mozaik"
Peki ne yapacaksın? Kıracaksın ağdası taze yapılmış dizini; dizinin fan külübüne üye olacak (iki eş sesli kelimeyi bilerek yan yana koydumki böyle ağızdan çıkan ahenkli tınının egzotik tadını hissedebilesin diye) ahşap boyayıp, takı yapacak, kremalı mantar çorbası tarifi vereceksin, işte sana gül gibi hatun bloğu. Neyine güvenipte meclise girmeye kalkışıyorsun bakiim?
Ben feleğin tekerine çomak sokarım" Birde "avradını" diye küfürlü bir şarkısı var ama o kadar asabiyete gerek yok, sonuçta kendi ruh halim, kendi yazım.
Bir yazım var orospulukla ilgili, tee Onpunto'da yazmıştım buraya arşivliyordum. O yazı tıpkı içinde "seks, kız, kızlık, çiş, popo" geçen her yazı gibi en çok okunan yazım. Sabahın köründe yularından boşanmış gibi orospu aramaya başlayan google milletinin abazaları, kendini o yazıda buluyor ama şöyle ağız tadıyla bir orospu resmi, bir msn adresi bile bulamadan 5 saniye içinde bloğumu terkediyorlar, giderken allah bilir ne sövüyorlardır.
Yok aman asla "aramaya inanıyorum" "google'dan amanda kimler gelmiş kimler" "ara beni boya beni" gibi başlıklarla, google analitiks yazısı yazacağımı sanma. Sanırım mim yazılarından sonra en haz etmediğim ikinci yazı familyası "arama" yazıları.
Yazacağım şey orospu kavramıyla ilintili, bir yerden başlamak gerekiyordu böyle oldu bakalım toparlayabilecekmiyim.
Yok aman asla "aramaya inanıyorum" "google'dan amanda kimler gelmiş kimler" "ara beni boya beni" gibi başlıklarla, google analitiks yazısı yazacağımı sanma. Sanırım mim yazılarından sonra en haz etmediğim ikinci yazı familyası "arama" yazıları.
Yazacağım şey orospu kavramıyla ilintili, bir yerden başlamak gerekiyordu böyle oldu bakalım toparlayabilecekmiyim.
Bu film fikrimin nedeni, blog yazan kızların hafife alındığı düşündüğüm için. Ne kadar götünü yırtarsan yırt asla erkek blogcular kadar saygın yer edinemiyorsun, hatanı yakaladıklarında anında indirirler, örnekleri kesin vardır. İsterdimki elimde dosyalarla, belgelerle geleyim ama malesef bir ön çalışma yapmadım, sadece son günlerde bir yerlerde okuduğum "blogcu kızları küçük gören" yorumlar var onlarda bende kalsın.
Erkek blogcu dediğimde; öyle firefox eklentisi, tv dizisi, hadise resimlerini bloğuna doldurup doldurup "biz yaptık, temamızı yeniledik, sitemiz ilk sıralarda, mutluyuz, mesutuz" jargonunu kullanan, kendine çoğul erkek bilogcular değil. Yıllardır buraları avucunun içi gibi bilen, burnunun sümüğünü yuvarladığı gibi kod yuvarlayan, halk kahramanı, üstün şahsiyet, blogların TBMM'sini, G8'ini, voltranını vs. gibi, oluşturulabilen herşeyi oluşturan erkek blogcuları kastediyorum.
O'nlar öyle bir İbrahim Tatlıses'ki onları eleştirebilmek, Yıldız Tilbe gibi kuyruğuna teneke bağlanmasını kabul etmek demek.
Reel hayatta ne kadar kadınsan sanalda da o kadar kadınsın. Her ikisinde de "Orospu" damgası yemek işte o yazımdaki örnekler kadar basit. Sadece şiir yazsan adın pesimist olur. Teknoloji yazsan elinin hamuru falan filan. Bacağını, saçını, dudağını yazsan hay seni doğuran anaya. Seks hayatını yazsan "kaşar,motor,bip bip,mozaik"
Peki ne yapacaksın? Kıracaksın ağdası taze yapılmış dizini; dizinin fan külübüne üye olacak (iki eş sesli kelimeyi bilerek yan yana koydumki böyle ağızdan çıkan ahenkli tınının egzotik tadını hissedebilesin diye) ahşap boyayıp, takı yapacak, kremalı mantar çorbası tarifi vereceksin, işte sana gül gibi hatun bloğu. Neyine güvenipte meclise girmeye kalkışıyorsun bakiim?
Pazartesi, Ekim 27, 2008
Hocam kime görüneyim kime görünmeyeyim ?
Yeni bir küçük Emrah filmiyle karşındayım.Bu yazımda yine bakkal anama tecavüz edecek, beyaz pitikare elbiseli şeker kız candy bacım vitrinde gördüğü kızarmış tavuğu yiyemediği için verem olacak, bense ırz düşmanı bakkalın ve yetimleri düşünmeyen tavukçunun karnını deşip mapushaneye düşeceğim.İster misin ? aman be istemezsen isteme !
Ama ben çok talihsizim ya harbiden yukardaki filmden kırtik farkı yok hayatımın.Bundan bir önceki bölgem Onpunto'nun tozunu attırmış ve Hürriyet'e transfer olmama az bişey kalmıştı "Aha bu sabah Ertuğrul Özkök beni cepten arayacak valla billa içime doğuyor kızz" diye hayaller kurarken Çekirge'sini kovaladığım Onpunto bizi depükleyip kapı dışarı etti.Göçebe yazarlar toplanıp blogger'a yerleştik " Buraya bişii olmaz bura devlet gapısı emekli olana kadar yazak, çızak" dedik hay şom ağzına tükürdüğüm sümüyna galdın mı ortada lor peyniri gibi ?
Şimdi dns kardeşliği, Ktünelin sonunda ışık görüyorum tesellileriyle ayakta kalmaya çalışıyorum.Bloğumu kim görüyor, kim göremiyor onuda bilmiyorum. Nasrettin hoca fıkrası gibi, türk hukukuna görünmeyeyim de kime görünürsem görüneyim.
Vayhh vayhh vakti zamanında fokur fokur kaynayan bloğum, cancağızım şimdi terkedilmiş bir kovboy kasabası gibi.Rüzgarın ıslığını duyuyor musun ? dokunabiliyormusun yasağını sattıımın sessizliğine ? Uyuz bir köpek kalmış gitmeyen, sabahtan beri uyuyor headerin altında.
Blogger'ın kapandığı yetmedi bilgisayarıma bir trojan sızdı allah allah hiç böyle ballı bir trojan görmedim ömrü bayağı-tımda. Bir siteye bağlıyor beni tro, o sitede "genel virüs kuralları" gereği porno sitesi. Bağlanmamla beraber ne kadar erotik video varsa bilgisayarımda açtığı bir klasöre inmeye başlıyor.İnsanlar; adult video nasıl indirilir ? abi yutuptaki videoyu bilgisayarıma nasıl indiricem ? diye çırpına dursun benim virüsüm kendi kendine otomatik toplayıp toplayıp getiriyor ! Adamlar yapmış bee virüs dediğin böyle amme hizmeti yapmalı işte.İsteyen olursa maille virüsü yollarım şu anda regeditteki dişi anahtarları kandırmakla meşgul.
Bende bir çelişkili nörötik fizolettik aspara zottiriği vardır.Taşıdığım yeraltı teşkilatı genlerinden dolayı olacak iki zıt prensip geliştirdim "bir yerde esas adın öğrenilince, bütün kirli çamaşırların ortaya çıkıp deşifre olunca orayı derhal terket" prensibi ve bunun tam tersi " bir yere emek verip köküne kadar bağlanınca, içindeki unsurları sevince, oradan ayrılma ! sonra dizini döversin" Bu ikisinin birbiriyle uyum sağlayamamasından dolayı; burada kalsam mı ? yazsam mı ? gitsem mi ? silsem mi ? kaçsam mı ? kararsızlığı içinde şaşkın domuzlar gibi bakınıyorum, nolcak bakalım, he nolacak sana diyorum körolmayasıca ?
Ama ben çok talihsizim ya harbiden yukardaki filmden kırtik farkı yok hayatımın.Bundan bir önceki bölgem Onpunto'nun tozunu attırmış ve Hürriyet'e transfer olmama az bişey kalmıştı "Aha bu sabah Ertuğrul Özkök beni cepten arayacak valla billa içime doğuyor kızz" diye hayaller kurarken Çekirge'sini kovaladığım Onpunto bizi depükleyip kapı dışarı etti.Göçebe yazarlar toplanıp blogger'a yerleştik " Buraya bişii olmaz bura devlet gapısı emekli olana kadar yazak, çızak" dedik hay şom ağzına tükürdüğüm sümüyna galdın mı ortada lor peyniri gibi ?
Şimdi dns kardeşliği, Ktünelin sonunda ışık görüyorum tesellileriyle ayakta kalmaya çalışıyorum.Bloğumu kim görüyor, kim göremiyor onuda bilmiyorum. Nasrettin hoca fıkrası gibi, türk hukukuna görünmeyeyim de kime görünürsem görüneyim.
Vayhh vayhh vakti zamanında fokur fokur kaynayan bloğum, cancağızım şimdi terkedilmiş bir kovboy kasabası gibi.Rüzgarın ıslığını duyuyor musun ? dokunabiliyormusun yasağını sattıımın sessizliğine ? Uyuz bir köpek kalmış gitmeyen, sabahtan beri uyuyor headerin altında.
Blogger'ın kapandığı yetmedi bilgisayarıma bir trojan sızdı allah allah hiç böyle ballı bir trojan görmedim ömrü bayağı-tımda. Bir siteye bağlıyor beni tro, o sitede "genel virüs kuralları" gereği porno sitesi. Bağlanmamla beraber ne kadar erotik video varsa bilgisayarımda açtığı bir klasöre inmeye başlıyor.İnsanlar; adult video nasıl indirilir ? abi yutuptaki videoyu bilgisayarıma nasıl indiricem ? diye çırpına dursun benim virüsüm kendi kendine otomatik toplayıp toplayıp getiriyor ! Adamlar yapmış bee virüs dediğin böyle amme hizmeti yapmalı işte.İsteyen olursa maille virüsü yollarım şu anda regeditteki dişi anahtarları kandırmakla meşgul.
Bende bir çelişkili nörötik fizolettik aspara zottiriği vardır.Taşıdığım yeraltı teşkilatı genlerinden dolayı olacak iki zıt prensip geliştirdim "bir yerde esas adın öğrenilince, bütün kirli çamaşırların ortaya çıkıp deşifre olunca orayı derhal terket" prensibi ve bunun tam tersi " bir yere emek verip köküne kadar bağlanınca, içindeki unsurları sevince, oradan ayrılma ! sonra dizini döversin" Bu ikisinin birbiriyle uyum sağlayamamasından dolayı; burada kalsam mı ? yazsam mı ? gitsem mi ? silsem mi ? kaçsam mı ? kararsızlığı içinde şaşkın domuzlar gibi bakınıyorum, nolcak bakalım, he nolacak sana diyorum körolmayasıca ?
Perşembe, Ekim 23, 2008
Soykanız başınıza çalınsın
Yazı yazanların rahatsız, hasta ve problemli tipler olduğu su götürmez.Hele blog yazarları komple kayışı kopuk.Sürekli bir deveran; bir yazmaca, bir fokurdamaca, okuyacak birşeyler bulmak için komşu blogları tıklayıp "bir manininiz yoksa sizi okumaya geleceğim" gezmeceleri, zümreten Arif Verimli'lik vakayız.Geçen bi düşündüm (salı günü cumbada oturmuş kaşlarımı alıyorken düşünmüştüm) devlet bizi kimyasal silah olarak kullanabilir.Misal, toplasa bizi Kıbrıs Rum kesiminin üstüne boşaltsa iki günde Kıbrıs bizimdir yahut bloglarımızın altına doğalgaz borusu döşese bu kış Rusya'ya orta parmak gösterebiliriz.
Sağlıklı adam blog yazmazda ne biliyim gider forumlara "beni güldürdün allahta seni güldürsün, çok iyisin biliyomusuun" " teşekürü ve repi çok görme, vicdansız gaddar" " bir saattir üyelikle uğraştım link kırık çıktı allah belanı versin" filan yazıp dolanır.Sonra sağ kaşımı bitirip solu almaya başladığımda başka bişey daha düşündüm ben büyük bir düşünürüm, esasında blog yazarları kafa vidalarını ilk olarak forumlarda düşürmeye başlıyorlar, forumda yeterince cozutturunca da blog yazmaya başlıyorlar, sorun bi beni tanıdık bildik forum adminlerinden.
Bizim büyük sultan ablamda, sürekli beni bir foruma davet edip duruyor.
-Küçük emrah'ın dişisi sümünümmm gel katıl bize çok eğleniyoruz seni ortaya sürer üstünden nemalanırım ehe ehe.
Höynn! bu cümleyi kuran, geçen sene Durmuş abinin evine baskına gittiğimizde bilgisayardan cimcik kadar anlamayan zıbıklı zekiye mi ?
-Yok abla gelemem, interneti hiç sevmiyorum inan ayda bir yada bilemeden üç ayda bir bilgisayarı açıyorum gerzek bir icat.
-Yalanın kurusunn üçkağıtçı geçen seni teyzemin oğlu Kazım feysbukta görmüş, arkasına bakmadan kaçtı dedi ne iş ?!'!?
-Yok yav benzetmiştir, bana benzeyen bir milyonu adanalı olmak üzere en az beş miyon kız var.
Ne dediysem inanmadı gittim forumuna üye oldum.Allahh o ne bee! Noluyo abii napıyonuz siz burada oynak karılarr ! Bir forum kurmuşlar artık kim akıl ettiyse Playboy'un fikir babası bile olabilir, üyeler açmış ağızlarını vajinadan kapatmışlar vajinadan.Bütün topikler, soykamızın; poroblemlerini, sıkıntılarını, mutlu günlerini anlatmak adına açılmış (soyka, bizim jargonda cinsel organda dahil pek çok şeye verilen bir isim, genelde kadınlar sinirlenince herşeye "soyka" derler)
-ya şeyim iki gündür çok gıdıklanıyoooorrrr.
-kaşıntıdır o, gıdıklanma diye bişey duymadım, benimki şahsen hiç gıdıklanmaz.
-yok ya kaşıntı için olan kutumux merheminden sürdüm hala gıdıklanıyooorrrrr.
-sende gıdıkla o zaman ne güzel işte kikir kikir.
Muhabbet hemen hemen böyle, ablamın evinin bahcesindeki konuşmaların internet versiyonu.Bu mıntıka varya en acıklı hallerinde bile sohbeti aşne fişneye vurup dertleri ört bas ediyorlar.Daha bahce kapısından bir kadın girer girmez "kızzz kaltakkk ne parlıyon öyle yıkandın mı yoksa" gıt gıt gıt gıt gıt. Onlara göre Dünya yassı bir bir poponun üzerinde duruyor, her derdi muzurluk yaparak çözmek mümkün.Soyu tükenmekte olan bir hayvan mı duydular hemen müstehcen bir fıkra patlatıyorlar,bitti gittiii.Boğazda uzak doğu bandıralı tanker mi batmış yolla ordan bi belden aşşaa espiri ohh mis.Akşam kocası eve gelmemiş mi topla kudurmuşları donuna kaçırana kadar kikirde.Eğer yakından tanımış olmasam bu ekibin lezbiyen vakfı üyeleri olduklarını düşüneceğim, birbirleriyle oynaştıkları kadar kocalarıyla oynaşsalardı Haydar Dümen Bodrum'a yerleşirdi.
O kadar alışmışlarki muzur neşriyata, yaptığım; ukala, güldürürken geometri öğreten espirilerde, hepsi susup birbirine bakıyor.Onların arasında hiç komik değilim, adım " şu senin sopsoğuk kızkardeş"
Ablam geçen sene bilgisayardan anlamıyordu banada habire kulp takıyordu"Abla internetten para kazandım" dediğimde "nereni açtında gösterdin kimbilir püfff" demişti.Şimdi maşallah kendisinin şeyi dile gelmiş konuşuyor.
Bak yine nerden vurdum nerden çıktım.Şikayetçiyim birbiriyle alakasız konuları birbirine bağlamaya çalışıpta yapamayınca sap gibi ortada kalmaktan!
Cuma, Eylül 26, 2008
Bize ne tavsiye edersin abıla
Gece gündüz blog okuyoruz ey ehli blog profesörleri! Bu gidişle gözlerimiz bozulacak, bir sponsor dünya göz hastanemiz bile olmayacak.Gidip balık tutalım, meclisin önüne şişme kadın bırakalım, desti izdivaça katılıp kabarık cüzdan arayalım, kanepeye uzanıp Esra ile Ceyda'nın ne kadar aptal olduğunu düşünelim.Nedir bu yazı okuma merakımız Muhittin ? Bunları önce kendim başarabilmeliyim ki size çemkireyim dimi ? Malesef yapabileceğimiz fazla birşey yok ! Hastayı eve götürün blognevrüğü olmuş nevri kıl dönmüş.Saklama söyle ne kadar ömrüm kaldı civanım Mehmet Öz'üm ?
Baktımda blog seçiminde belli bir şartım yok her türe her teklife açığım.Bir tek elişi bloglarında derin düşüncelere dalıyorum, kadının yaratılışını sorguluyorum tee yasak meyveye kadar gidiyor büyüleyici diyojen duruşum.Derya Baykal gibi bir hatunun silgiden küpe, klozet kapağından tencere yapması aklıma geldiğinde kişneyerek çifte atıyor, bloğu tırısla terkediyorum.Böyle böyle blog bayır gezerken okuduğum blog yazılarını tavsiye etme dürtüsü geldi aniden, tam anlamıyla aniden diyemem usul usul şekerpareye benzeyen ayak baş parmağımdan sızdı.İçim bi hoş oldu edeleli fenteziler kurdum.
İlk yazı Malın gözü bloğundan, İsmael's yazdı: Arabeskçinin feysbukta külbastısını bulma mücadelesi:
Bende feysbuka üye oldum nartanem..
bir o yana, bir bu yana futursuzca savruldum..
profile dedim, home dedim
account dedim, wall dedim
search dedim, gadın dedim
117 kişi ekledim hemen.2 kişi kabul etti
saolsunlar bebek, saolsunlar giderayak..
bir o yana, bir bu yana futursuzca savruldum..
profile dedim, home dedim
account dedim, wall dedim
search dedim, gadın dedim
117 kişi ekledim hemen.2 kişi kabul etti
saolsunlar bebek, saolsunlar giderayak..
Yazarın adının teleffuzu fotograf çekinirken dudağınıza seksi bir ifade verebilir.Godsyndrome evlerine gelen akraba kızdan arzu ile bahsediyor:
Adı Arzu.Hakikaten insanda bir arzu uyandıyor.Yok bu sefer fazla salaklık yapmadım.Kızı ilk gördüğümde “ben sana gülüm demem,gülün ömrü az olur” lafını meraba/hoşgeldinize çevirene kadar canım çıktı gerçi kırkayak..
3.Gideneksel Hülya'da buluşalım şenlikleri başladı.Buluşma yeri Hülya'nın kafasındaki çiçekli, kelebekli, böcekli mesire alanı.Konuşmacı tabiki çok bilmiş Hülya:
1934 yılında soyadı kanunu çıktı,
her türk kendine bir soyadı alacaktı.
Dünyanın en cimrileri 'eli açık',
dünyanın en korkakları 'yürekli',
dünyanın en tembelleri 'çalışkan' gibi soyadları aldılar bu ne ayak..
Nesnel ileti Ceren'ini arıyor peki bulabilecek mi ?
Ceren var, teeeğ ortaokuldan. O zamanlar pek samimi değildik. Yani nasıl deyim böyle birlikte pek takılmazdık. Korkardım ben o kızdan korkanayak...
Mörff ayaklarının resmini çekip header yapmış.Benimkilere benziyor ne demeye header yaptın onları a kızım.Takıntı yaptığı bir kaç eşyadan bahsediyor:
kotondaki sarı palto! sana sesleniyorum! ya benim olursun, ya da seni çalar toprağa gömerim kimse giyemez! lafını bil oğa göre konuş! arama beni bidaha! gelme peşimden! fena olur!) yani ileriki zamanlarda da sarı palto almaya çıkıp 3 kg patlıcan ile dönme ihtimalim yüksek kocaayak...
Deliname'ye tafra yapmak istiyordum ama afrada kaldım ileri gidemedim.Bloğuna yorum yapmak için üye olmanız gerekiyor, bende giriş yapamıyorum tez vakit ümüğü sıkılacak.Şifrelikli üyelikli kalbur üstü bir muhit yani.Msn'de Kadir İnanır'lık yapanlara verip veriştiriyor.
Adam yazmış msn' de iletisine: Sakın rahatsız etmeyin canı cok sıkkın... Çok yoğunum bana hiç bir şey yazmayın... Hiç bu kadar meşgul olmamıştım kesinlikle geri dönmeyecem...Bazıları o kadar ileri gidiyor ki Çok sinirliyim, bana bulasmayın yemin ederim kalbinizi kırarım ayaklandım..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum
Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...
-
Aynaların düşkünü sinirli olur kış günü.Kasım ayı, bak adı üstünde " ayı " manikürlü pençelerimdeki pembe ayının ortaya çıkma...
-
Çıktı o çıktı. Bugünden itibaren (çarşamba gününden) tüm İnkılap Kitabevi mağazalarında, D&R, İdefix, Kitap yurdu kısacası tü...
