hadi git asıl sevdiğine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hadi git asıl sevdiğine etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Pazartesi, Mayıs 11, 2009

Seni aldattım ama bi sor niye

Ahmet abinin mağazaya ne zaman uğrasam "gel otur gel gel, ne iyi ettinde geldin" diye oturtup biriktirdiği ne kadar derdi varsa üstüme döker. O kadar hemcinsi, yaşıtı dururken neden bana içini döker anlamışta değilim. Tutar bana maliyedeki sorunlarını, muhasebecinin iş bilmediğini, müşterilerin pintiliğini falan şikayet eder dinliyormuş gibi görünürüm da malum çok sıkılırım.

Bir derin derdi varki onu anlatmasını severim, eski sevgilisi, tek sevdiği, unutamadığı...
Aile zoruyla evlenmiş ahmet abi 15 yıllık evli, karısı çocuklarının anası, evinin hanımı, saygısı sonsuz, falan filan bildik geyik. Gerçek sevdiği kadın ise hala buralarda yaşıyor oda başka biriyle evli fakat kalpleri birbirlerine ait.
-siminyam onu kaldırımda bi gördüm anadınmı, ayaamın altından bir kılıç girdi te geldi geldi gafamın ortasında yardı çıktı, allah seni inandırsın direğe dutunmasaydım yola boylu boyunca devrildiydim anadınmı.Böyle anlatıyor bitmeyen aşkını.

Az değil, evli olduğu kişiyi değilde eski aşkını seven insan sayısı. Tıpkı çoğunluğumuzun istediği okulu okuyamaması, istediği işe girememesi gibi, sevilen başkasının olmuş, seven başkasının.Mesela ablam kendinden 10 yaş büyük dazlak eniştemle istemeye istemeye evlendiğinde, cebinde üniversitedeki sözlüsünün resmini saklıyordu. Eniştem olacak dürzü gününü fahişelerle, ablamın arkadaşlarıyla sevişerek geçirirken ablam oturur "ah keşkem ah keşkem" türküsünü söylerdi.

Son msn konuşmamızda her zamanki gibi kestiği tırnağa kadar benimle paylaşıyordu. Bişey anlatıcam, beni bir tek sen anlarsın dedi ve başladı.. eski sevgilisi ablamı görmeye gitmiş buluşmuşlar, görüşmüşler, aşkları hortlamış.. belki bilmiyorum ama sevişmiş bile olabilirler.
Duyunca ablama çok tepki gösterdim, sustum; msn'i titreştirdi, hey gittin mi, konuşsana ne oldu? diye çırpındı durdu. O çırpınırken ben sindirim sistemime geçiş izni isteyen bu sert maddeyi, gümrüğe soksam mı sokmasam mı? kararını veriyordum.

Erkeğin başka kadınlarla; homini gırtlak, pofidi kandil, tumba yatak ekşinlarına, elinin kirinin üstüne yeni kirler katmasına, kerane hikayelerini ballandıra ballandıra anlatmasına, tee Köln'de bile cici anne yapmasına, kaytan bıyıklarını elin kadınlarının nerelerine nerelerine sürmesine babam gibiler sayesinde öyle aşinayız ki büyük bir tepki göstermiyoruz. Bu konuda bir refleks geliştirememişiz, vardıysa bile zamanında oğlunu elinden tutup geneleve götüren babalar sayesinde refleksler evrim geçirmiş, normalleşmiş. Şimdi kendi ellerimle babama manita arıyorum, evin içinde karı, kız meseleleri bir fıkra tadında anlatılıp, kahkahalar havada uçuyor. Adam gelip bugün gördüğü kadınların bacaklarının, baldırlarının tarifini yapıyor. Kurban olurum gız içinde acik daha dursun diye türküler yazıyor ve bu türküsünü düğünlerde söylüyor, alkışlıyoruz.

Ama evli bir kadın eski sevgilisini yeniden sevdiğini söyleyince, ve eşini onunla aldatmış olduğunu ima edince..devrelerim yandı. Kuduz köpek suya karşı ne hissediyorsa ablama karşı onu hissetttim. Her sorununda yanına koştuğum ablamın yanına, bu sefer üstüne atlamak için koşayım dedim, varayım saçından sürüyeyim, çekmece gölünde boğayım dedim, şerefsiz eniştemle bir olup onu istanbul'un yedi tepesinden yuvarlayayım dedim..dedimde dedim..
Bilinçli değilim, mantıkla hiç işim olmaz aklımdan o an bunların geçmesini engelleyemedim, sanki ilahi bir emir gibiydi, sonra düşününce utandığım emirler.
Oysa bende bir kadınım hemde aşka, aşıklara baktıkça içi eriyen, sevenler ne pahasına olursa olsun kavuşsun isteyen biri. Ne olduda böyle törekeşler gibi nöbet geçirdim? Bu erkek beynine ait düşünceler benim beynimde ne arıyor? Annemin kehaneti doğru galiba;
-çekmez olasıca nasılda babasına çekmiş, der benim için.

Arkadaşlarımda var; evli kadın seven, evli adam seven, evliyken hem sevgilisini hem kocasını seven, evli bir kadını sevip onun başka sevgilisi olduğunu öğrenen, çocukluk aşkının eşinden ayrılıp kendisine döneceği günü bekleyen, beklemeye dayanamayıp sevdiğine koşan, hem kendini, hem karşısındakini, hemde eşini aldatan. Onlara dönüp "ah kıyamam inşallah birgün kavuşursunuz" diyorum ama içim içimi yiyor, kendimle çelişmek hiç bu kadar çelişkili olmamıştı. Evlen kurtul proğramlarının bolluğuna, bereketine rağmen şu evlilik denen şahıs sahtekarın, düzenbazın teki. MFÖ'nün "mecburen mecburen" şarkısının nakaratından başka birşey değil.

Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum

     Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...