122. anasının koyduğu adla gururla yazanlar ve anonim kimliklerin arkasında her boka bulaşanlar münakaşaları geçtiğimiz günlerde herhangi bir yerde yaşandı ve bitti saygısızca. Kazanan yok, kaybeden yok, zayiat yok, adı ile yazanların tam olarak ne demek istediğini anlayan yok, yok baba yok..tırtlık içinde tırtlık..İnternete girince bu "oha anonim" tepkisini sadece biz mi veriyoruz yoksa ecnebilerde bu kimlikliler anonimleri döver tartışmalarını gevişliyorlar mı? Bence hatta kesinlikle bence bu yine bize has bir özellik. Gidişatını beğenmediği siteleri yasaklayan bir millet elinden gelse internete girişi vizeli, pasaportlu, ilmuhaberli, parnak imzalı, sperm örnekli hale getirecek yeteneklerle donatılmıştır. Eğer interneti biz bulsaydık yandıydı gülüm keten helvamız!
Kafama takılan sorular oluyor örneğin ben siminya adı ile yazmasamda izzet yıldızhan veya belinda karlays yada minür nurettin selçuk ve fekat henıbıl lektır diye yazsam daha güvenilir biri mi olacaktım? Kimlikli abiler yazılarımı okurken "lan lan lan lan güvenmekten geberiyom lan lan üzerime doğru bi güven geliyo lan" diye bir heyecana bir coşkuya mı kapılacaktı? Tc kimlik numaramı yazılarımın altına imza diye eklesem daha çok riğdırım olur mu? İç çamaşırı çekmecemi halka açsam viktorya sikrıt'a manken olur muyum? Babam böyle pasta yapamamayı nerden öğrendi? Bunların cevabının tez zamanda "adı sanı" olan biri tarafından danışmaya getirilmesi rica olunur.
Adıyla soyadıyla yazanların 3 köpürüş maddesi var, başkada yok he.
-ama o anonim kimliğiyle herkese küfrediyoo (adıyla her türlü şerefsizliği yapanlar ciciii ciciii)
-anonim olmasının nedeni çok çirkin olması, güzel olsa telefonunu verirdi benimle kahve içerdi -nerden bilcez erkek mi, dişi mi? ha nerden? ya biz blog yazan kızın hayalini kuruyorsak? böyle yaparak bize kıllı bi erkeğin hayalini kurdurmuş oluyo böylece ibne olmuş oluyoz, olmuyo
Anonim kimlik kullananlar keyfimce küfredeyim, gerçekte değiştiremiyom bari nette cinsiyetimi değiştireyim, ayh çok çirkinim gidip nette güzel olayım diye "kedigibiyim, dallarkirazhavasıcak, gizemligüzel" isimlerini almıyo ki ah benim nüfus kaadı kıçında yapışık gezen kardeşim! Aynı senin akrabalarının da yaptığı gibi tüm akrabalar reelde ne yapsan kınıyor; sus ayıp, sen konuşma daha küçüksün, öyle deme baban kızar, bacak bacak üstüne atma, büyüklerinin yanında sakız çiğneme diye diye insanı kocaman bir yalan haline getiriyorlar oda gidip internette gerçek olmaya çalışıyor, yakınlarının değil yabancıların vurmasına razı oluyor. Bütün mesele billahi tillahi bu kadar basit. Altında çapanoğlu aranacak kadar gizemli bir olay değil, üstünde konuşulmaya değmeyecek kadar püfüdük bi mesele. Hatta konuyu bu kadar yazdığıma bile değmez ama dur bir yere bağlıycam..onun için debeleniyom bi saattir bi anlayın insan halinden ya!
......................
İş bu anonim başıyla blog yazanların başında gelen Pucca'yı bilmiyorum duymayan kalmış mıdır? Kaldıysa onları da danışmaya getirin, danışmanın camları sildirecem.
Pucca 3 yıl önce blog yazmaya başlamış, ben o'nu 2 yıl önce bloxoo sitesinde götünden kelebekler fırlayan hello kiti gibi dolanıp herkese "selammm ben siminya, bu blogum buda sevgi pıtırcığım öyle şirinimki ehe" diye zıplar iken tanıdım. O vakitler saftık, içimizdeki götüboklu çocuk hayvan gibi büyümemişti, sen daha o zamanlar yoktun babanla da orada tanıştık bak buda nikah şekerimiz...
Pucca'nın blogunu; okuduğu yazıda resmiyet, övgü, şişiklik, yunmuş yıkanmışlık aramayan herkes gibi çok beğendim oda beni beğendi ama tercihlerimiz karşı cinsten yanaydı, sustuk...Sonra günler günleri, aylar ayları, yıllarda yılları yıllardır kovaladıkları gibi kovaladılar bu güne geldik. Pucca hayalindeki turnayı gözünden öyle bi vuruş vurduki kaleminin sesini duymayanı yine danışmaya getirin, yerleri sildirecem. 3 yıldır blogunda yazdıklarının üstüne bide 1 yıl uğraşarak bir kitap yazdı hayırlısıyla yarın tüm seçkin bakkallar (bizim niyazi bakkalda bile) kuruyemişciler ve çeyiz mağazalarında satışa sunulacak.
Beni en çok şaşırtan pucca'nın kitap yazması değil, pucca'nın kitap yazma süreci oldu. Yazarları kafamda bir sahneye oturturken şöyle bir set kurarım.
* Loş, havasız bir oda. Atmosferde jan antonyo bahtıgaraue den "la bohemia ne ayagsıan" çalıyor, kenarları fareler tarafından dişlenmiş yığılı kitaplar arasında devrik viski şişeleri, kornişte düğmeleri kopmuş sarımsı perdeler niyeyse ara ara yanmış, dağınık paççoz bir yatak.. ortasında kirli bir don göze çarpıyor, kaçışan iri kıyım hamam böcekleri, artan yemekleri kitabın başından kalkıp mutfağa kim götürecek hayvan yesin diye beslenen en az oda kadar pasaklı evcil bir hayvan.Tam merkezde ise saçı sakalı bir birine karışmış halde kitabıyla cebelleşen, gözleri kan çanağı, belki kafası bitli pireli, sosyal hayattan ve insanlardan nefret eden, arkadaşlarına kapıyı göstermiş, internete zamanı olmayan, asosyal, acayip tipli bir insan yazarı, yazar insanı.
Senaryoya göre böyle olması gerekirken pucca hem blog yazmaya devam etti, hem internette takipçileriyle iletişimini koparmadı, hem işe gitti, hem işsiz kaldı, hem ev taşıdı, olimpiyatlarda güreş madalyası kazandı, şehirlerarası özniğdeliler otobüsünde kaptan şöförlük yaptı bi ara aya bile gitti. Şu reklamdaki kız çocuğu var ya benim annem hem aşçı, hem işçi, hem dişçi diye giden on gibi, forrest gump gibi bişeyler oldu orada. Nitekim yazmayı anlatmayı seven biri için olabileceklerin en güzelini kazandı, kendi mis kokulu kitabını. Bir açıdan da anonimlerin adlısanlılar karşısındaki ilk zaferine imza attı. Belkide adı sanı apaçık arkadaşların apandisitlerinin patlaması bundan kaynaklandı. "Ben o kadar adımı verdim, dayım defterdar, babam ekipler amiri ama bir kitabım bile yohh anlıyomoson" ağlaması bunlar.Satardı satmazdı okunurdu okunmazdı tartışması o kadar gereksiz ki. Amaç para olsaydı pucca blogundan toplardı parsayı. Kapitalis kafası bunlar amerikan mallarını boykut edip bloguna amerikan bayraklı reklam koyan erkek bloglarına yaraşır cümleler. (hoş hangimiz bi ucumuzdan kapitalist değiliz bilmem) Kitabını yarın almayı teoride hesaplamıştım ama pratikte o işler öyle olmuyo. En son bir liram vardı onunla da karşı caddeye yeni bir dondurmacı açıldı oradan karışık dondurma almak istedim ama çocuk bir iki muhabbetten sonra dondurmayı bana bedava verdi 1 liralık servetim bana kaldı, param olunca alıcam yeter vurmayın!
kitapla ilgili herşeyi blogundan okuyabilirsin
Dibe gelirken: Pucca'nın bu başarısının günahını bana yüklemeye çalışanlarda türedi bu arada. Rastgele bir yazımı seçip "hahah göt oldun hahah kıskanıyokii kıskanıyokiii" yazıp kaçıyorlar. yo yo yo sandığınız gibi değil açıklayabilirim izah edebilirim..: aslında titanik'te oynama teklifi ilk önce bana geldi ama ben senaryoyu beğenmedim "amann kim uğraşacak bir yıl world aç, yaz çız, kamburun çıksın, kaydet, kapa.. pucca uğraşsın nihohoho" diyerek pucca'ya yükledim angaryayı :şf) İşte o buz dağının görünmeyen kısımları bunlar, en az tarihin arka odaları kadar pelin batu. Konuyu bir şekilde bana bağlayacaklar ne hikmetse? hayırlısı, kısmet, hayat komple garip zaten. Aşağıya bu yorumlardan bir örnek koyayım. Blogların kadrolu bok atıcısı hand solo buyurur ki:

SSAY = Salaklıklara Sünepeliklere Adımı Yazabilirsiniz
-anonim olmasının nedeni çok çirkin olması, güzel olsa telefonunu verirdi benimle kahve içerdi -nerden bilcez erkek mi, dişi mi? ha nerden? ya biz blog yazan kızın hayalini kuruyorsak? böyle yaparak bize kıllı bi erkeğin hayalini kurdurmuş oluyo böylece ibne olmuş oluyoz, olmuyo
Anonim kimlik kullananlar keyfimce küfredeyim, gerçekte değiştiremiyom bari nette cinsiyetimi değiştireyim, ayh çok çirkinim gidip nette güzel olayım diye "kedigibiyim, dallarkirazhavasıcak, gizemligüzel" isimlerini almıyo ki ah benim nüfus kaadı kıçında yapışık gezen kardeşim! Aynı senin akrabalarının da yaptığı gibi tüm akrabalar reelde ne yapsan kınıyor; sus ayıp, sen konuşma daha küçüksün, öyle deme baban kızar, bacak bacak üstüne atma, büyüklerinin yanında sakız çiğneme diye diye insanı kocaman bir yalan haline getiriyorlar oda gidip internette gerçek olmaya çalışıyor, yakınlarının değil yabancıların vurmasına razı oluyor. Bütün mesele billahi tillahi bu kadar basit. Altında çapanoğlu aranacak kadar gizemli bir olay değil, üstünde konuşulmaya değmeyecek kadar püfüdük bi mesele. Hatta konuyu bu kadar yazdığıma bile değmez ama dur bir yere bağlıycam..onun için debeleniyom bi saattir bi anlayın insan halinden ya!
......................
İş bu anonim başıyla blog yazanların başında gelen Pucca'yı bilmiyorum duymayan kalmış mıdır? Kaldıysa onları da danışmaya getirin, danışmanın camları sildirecem.
Pucca 3 yıl önce blog yazmaya başlamış, ben o'nu 2 yıl önce bloxoo sitesinde götünden kelebekler fırlayan hello kiti gibi dolanıp herkese "selammm ben siminya, bu blogum buda sevgi pıtırcığım öyle şirinimki ehe" diye zıplar iken tanıdım. O vakitler saftık, içimizdeki götüboklu çocuk hayvan gibi büyümemişti, sen daha o zamanlar yoktun babanla da orada tanıştık bak buda nikah şekerimiz...
Pucca'nın blogunu; okuduğu yazıda resmiyet, övgü, şişiklik, yunmuş yıkanmışlık aramayan herkes gibi çok beğendim oda beni beğendi ama tercihlerimiz karşı cinsten yanaydı, sustuk...Sonra günler günleri, aylar ayları, yıllarda yılları yıllardır kovaladıkları gibi kovaladılar bu güne geldik. Pucca hayalindeki turnayı gözünden öyle bi vuruş vurduki kaleminin sesini duymayanı yine danışmaya getirin, yerleri sildirecem. 3 yıldır blogunda yazdıklarının üstüne bide 1 yıl uğraşarak bir kitap yazdı hayırlısıyla yarın tüm seçkin bakkallar (bizim niyazi bakkalda bile) kuruyemişciler ve çeyiz mağazalarında satışa sunulacak.
Beni en çok şaşırtan pucca'nın kitap yazması değil, pucca'nın kitap yazma süreci oldu. Yazarları kafamda bir sahneye oturturken şöyle bir set kurarım.
* Loş, havasız bir oda. Atmosferde jan antonyo bahtıgaraue den "la bohemia ne ayagsıan" çalıyor, kenarları fareler tarafından dişlenmiş yığılı kitaplar arasında devrik viski şişeleri, kornişte düğmeleri kopmuş sarımsı perdeler niyeyse ara ara yanmış, dağınık paççoz bir yatak.. ortasında kirli bir don göze çarpıyor, kaçışan iri kıyım hamam böcekleri, artan yemekleri kitabın başından kalkıp mutfağa kim götürecek hayvan yesin diye beslenen en az oda kadar pasaklı evcil bir hayvan.Tam merkezde ise saçı sakalı bir birine karışmış halde kitabıyla cebelleşen, gözleri kan çanağı, belki kafası bitli pireli, sosyal hayattan ve insanlardan nefret eden, arkadaşlarına kapıyı göstermiş, internete zamanı olmayan, asosyal, acayip tipli bir insan yazarı, yazar insanı.
Senaryoya göre böyle olması gerekirken pucca hem blog yazmaya devam etti, hem internette takipçileriyle iletişimini koparmadı, hem işe gitti, hem işsiz kaldı, hem ev taşıdı, olimpiyatlarda güreş madalyası kazandı, şehirlerarası özniğdeliler otobüsünde kaptan şöförlük yaptı bi ara aya bile gitti. Şu reklamdaki kız çocuğu var ya benim annem hem aşçı, hem işçi, hem dişçi diye giden on gibi, forrest gump gibi bişeyler oldu orada. Nitekim yazmayı anlatmayı seven biri için olabileceklerin en güzelini kazandı, kendi mis kokulu kitabını. Bir açıdan da anonimlerin adlısanlılar karşısındaki ilk zaferine imza attı. Belkide adı sanı apaçık arkadaşların apandisitlerinin patlaması bundan kaynaklandı. "Ben o kadar adımı verdim, dayım defterdar, babam ekipler amiri ama bir kitabım bile yohh anlıyomoson" ağlaması bunlar.Satardı satmazdı okunurdu okunmazdı tartışması o kadar gereksiz ki. Amaç para olsaydı pucca blogundan toplardı parsayı. Kapitalis kafası bunlar amerikan mallarını boykut edip bloguna amerikan bayraklı reklam koyan erkek bloglarına yaraşır cümleler. (hoş hangimiz bi ucumuzdan kapitalist değiliz bilmem) Kitabını yarın almayı teoride hesaplamıştım ama pratikte o işler öyle olmuyo. En son bir liram vardı onunla da karşı caddeye yeni bir dondurmacı açıldı oradan karışık dondurma almak istedim ama çocuk bir iki muhabbetten sonra dondurmayı bana bedava verdi 1 liralık servetim bana kaldı, param olunca alıcam yeter vurmayın!
kitapla ilgili herşeyi blogundan okuyabilirsin
Dibe gelirken: Pucca'nın bu başarısının günahını bana yüklemeye çalışanlarda türedi bu arada. Rastgele bir yazımı seçip "hahah göt oldun hahah kıskanıyokii kıskanıyokiii" yazıp kaçıyorlar. yo yo yo sandığınız gibi değil açıklayabilirim izah edebilirim..: aslında titanik'te oynama teklifi ilk önce bana geldi ama ben senaryoyu beğenmedim "amann kim uğraşacak bir yıl world aç, yaz çız, kamburun çıksın, kaydet, kapa.. pucca uğraşsın nihohoho" diyerek pucca'ya yükledim angaryayı :şf) İşte o buz dağının görünmeyen kısımları bunlar, en az tarihin arka odaları kadar pelin batu. Konuyu bir şekilde bana bağlayacaklar ne hikmetse? hayırlısı, kısmet, hayat komple garip zaten. Aşağıya bu yorumlardan bir örnek koyayım. Blogların kadrolu bok atıcısı hand solo buyurur ki:
SSAY = Salaklıklara Sünepeliklere Adımı Yazabilirsiniz