Ankara'nın çankaya ilçesine kapıcılık yapmak için yerleşen iremzi abim ve ailesinin hikayesi çevre semtlerde bile konuşulan bir kapıcılar kralı hikayesidir. Köyden geldiğinde yanında; benim yaşlarımda "saçları bitlidir banane" diye oynamadığım üç kızı, "bubamın evine giderim baak" derken tam orda takılı kalmış sinirli karısı ve 1.45 boyunda, nefes alırkan burnundan klarnet sesi gelen erkek kardeşi vardı.
Babam remzi abiye ve ailesine iş bulmak için meclisteki tüm imkanlarını seferber etti ve hepsinde de kıçına tekmeyi yedi. Biliyorumki bizim palanın mecliste ne imkanı nede seferberi var, yıllardır hepimizi bu masalla uyuttuğunu biliyoruzda işte adamın cakası bu ellemiyoruz.
(o bazı bazı sizi bodrum'da ki yazlığımıza, mısır'da ki piramitlerimize götüreceğimde der)
Neyse en fazla kapıcılık işi bulabildi onada şükür, ya kahvede okeye dördüncü yapıp adamı kendi gibi kelayanağa çevirseydi?
Remzi abim zamanla bildik hikayeyi gerçekleştirmiş; öteki apartmanlara da gitmiş, para biriktirmiş, karısı gündelikçilik yapıp çevre edinmiş, kızları komşuların eskilerini giymiş büyümüş, başlarındaki bitler döküleli yıllar olmuş. Mesafe ve yaşam kargaşasından fazla görüşmemiştik. Burnundan her nefeste klarnet sesi geldiği için, burnuna "hüsnü şenlendirici" adını vermekte sakınca olmayan kardeşine köyden bir kız almış, bu vesileyle bir araya geldik.
Bunlar görmeyeli bi palazlanmış, bi palazlanmış aklımız hayalimiz durdu. Demekki anlatılan efsane gerçekmiş. Lan o kızlar meğer ne güzellermiş! Bembeyaz tenleri, simsiyah saçları, uzun kirpikleri, pembe pembe dudakları... görünce çenemi havaya kaldırıp, saçımı tokatlarcasına arkaya savurdum ve yırtık bir "hıııııh" çektim. Bi kere onlar benim için hala bitli, hep bitli, daima bitli, bitliler işte! (yo ııh tırnaklarımı yemiyoriyorum)
Kızlardan biri ünlü bir cafenin sahibiyle sözlenmiş, evlenince annesinin deyimiyle "tiripileks" dairede oturacakmış, kızın altında pahalı arabası, kıyafetler o biçim....
vahh vah vah anam vah, nenem gibi karılara düşesin babaaaa sana demiştik çankaya'da kapıcı ol, bizi gündeliğe yolla, orada zenginlerin evinin parkelerini silerken bacağımız açılsın, evin oğlanı koridordan rötröşambırıyla gelirken bizi görsün, üstümüze atlasın, biz bağıralım "namusumuz gidiyoooo gitiiiii yetişinn komşular" diye sonra oğlan senin manalı manalı titreyen bıyığının ve fötr şapkanın korkusuyla mecbur kalıp bize nikahı bassın, dememişmiydik babaa?? neden bize bunları yaşatmadın? ne biçim sorumsuz bir babasın sen ne biçim???
Remzi abinin karısıda gıdık üstüne gıdık eklemiş beyaz beyaz 4 tane gıdık, bak aralara para saklayabilir. Bir kurbaa türü varya çenesinin altını şişirip birden bırakıyor ona benzettim. Tam benzetirken pufupufuşufuşufufufu diye gülünce çok pis süzdü beni. Kız yengemizin yakınıymış yıllardır almanya'daymış adı güldane (hepside birbirinden merdane) Kızı gören, sesini duyan yok. Öyle haybeye, gıdıklı yengenin organizasyonuyla yapılan bir etkinlik. Zaten damadın burnundaki ses yüzünden talihi yokmuş, yaşıda bi hayli, karısızlıktan kurum kurum kurumuş, bundan sonra ne bulursa koynuna alacak bir abazanlık mertebesinde.
Ankara'nın bir köyünde tepede tek başına duran bir evden davul sesi geliyor. Hah galiba bizim gelin bu evde hadi bismillah dedik gittik. Aşağıda ağlaşanlar, halay çekenler, kavga edenler, elinde küstüm yastığı para isteyenler, meleşen koyunlar kediler, tam düğün.
Gelin ve damat nihayet evin merdivenlerinden gördündü ve işte o an; hani dururya görüntüler, etrafındaki ışıklar çizgi çizgi olur? hani sesler kulağına dolar, bir sen olur senden içerü? işte o oldu bende.
Gelinin boyu 1.90, kilo 190 gıdık sayısı aynı yengeninki, belki bir adet fazla. Damat 1.45 kilo 45 bırak gıdığı yüzü bile yok. Adam geline bakarken arka üstü düşecekti, kız isterse onu omuzuna alıp adda götürür.
Herşey bittiğinde ben bir köşede oturmuş, engin ufuklara dalmış dünyamızın iklim dengesizliğini düşünmüyordum tabiki! ikisinin gerdek gecesini gözümde canlandırmaya çalışıyordum. Nasıl olduda olduki? Damat aşağıda durayım dese kafası gelinin göbeğine gelir, yukarı tırmanıyım dese bu seferde ayağı göbeğe gelir?! Cıks bence bu ikisi hala çabalıyordur, kesin kesin. Keşke adetlerimiz arasında gerdeği izlemekte olsaydı, bi kere daha çeyrek altın takardık, nolcak. En az babam kadar sorumsuzsunuz atalar!
küstüm yastığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
küstüm yastığı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazartesi, Mayıs 04, 2009
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
Bi arkadaşa bakıp çıkıyorum
Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...
-
Uzun zaman ara verince nasıl başlanır bilirsin "bloguma uzun zamandır yazmıyordum bir uğrayayım dedim, özlemişim..." f...
-
*İş arkadaşımın kocasının tacizleri yüzünden çelişkili günler geçiriyorum. Aslında bu taciz konusu da ince iş, n...