Küresel Keriz

20090511

Seni aldattım ama bi sor niye

Ahmet abinin mağazaya ne zaman uğrasam "gel otur gel gel, ne iyi ettinde geldin" diye oturtup biriktirdiği ne kadar derdi varsa üstüme döker. O kadar hemcinsi, yaşıtı dururken neden bana içini döker anlamışta değilim. Tutar bana maliyedeki sorunlarını, muhasebecinin iş bilmediğini, müşterilerin pintiliğini falan şikayet eder dinliyormuş gibi görünürüm da malum çok sıkılırım.

Bir derin derdi varki onu anlatmasını severim, eski sevgilisi, tek sevdiği, unutamadığı...
Aile zoruyla evlenmiş ahmet abi 15 yıllık evli, karısı çocuklarının anası, evinin hanımı, saygısı sonsuz, falan filan bildik geyik. Gerçek sevdiği kadın ise hala buralarda yaşıyor oda başka biriyle evli fakat kalpleri birbirlerine ait.
-siminyam onu kaldırımda bi gördüm anadınmı, ayaamın altından bir kılıç girdi te geldi geldi gafamın ortasında yardı çıktı, allah seni inandırsın direğe dutunmasaydım yola boylu boyunca devrildiydim anadınmı.
Böyle anlatıyor bitmeyen aşkını.

Az değil, evli olduğu kişiyi değilde eski aşkını seven insan sayısı. Tıpkı çoğunluğumuzun istediği okulu okuyamaması, istediği işe girememesi gibi, sevilen başkasının olmuş, seven başkasının.Mesela ablam kendinden 10 yaş büyük dazlak eniştemle istemeye istemeye evlendiğinde, cebinde üniversitedeki sözlüsünün resmini saklıyordu. Eniştem olacak dürzü gününü fahişelerle, ablamın arkadaşlarıyla sevişerek geçirirken ablam oturur "ah keşkem ah keşkem" türküsünü söylerdi.

Son msn konuşmamızda her zamanki gibi kestiği tırnağa kadar benimle paylaşıyordu. Bişey anlatıcam, beni bir tek sen anlarsın dedi ve başladı.. eski sevgilisi ablamı görmeye gitmiş buluşmuşlar, görüşmüşler, aşkları hortlamış.. belki bilmiyorum ama sevişmiş bile olabilirler.
Duyunca ablama çok tepki gösterdim, sustum; msn'i titreştirdi, hey gittin mi, konuşsana ne oldu? diye çırpındı durdu. O çırpınırken ben sindirim sistemime geçiş izni isteyen bu sert maddeyi, gümrüğe soksam mı sokmasam mı? kararını veriyordum.

Erkeğin başka kadınlarla; homini gırtlak, pofidi kandil, tumba yatak ekşinlarına, elinin kirinin üstüne yeni kirler katmasına, kerane hikayelerini ballandıra ballandıra anlatmasına, tee Köln'de bile cici anne yapmasına, kaytan bıyıklarını elin kadınlarının nerelerine nerelerine sürmesine babam gibiler sayesinde öyle aşinayız ki büyük bir tepki göstermiyoruz. Bu konuda bir refleks geliştirememişiz, vardıysa bile zamanında oğlunu elinden tutup geneleve götüren babalar sayesinde refleksler evrim geçirmiş, normalleşmiş. Şimdi kendi ellerimle babama manita arıyorum, evin içinde karı, kız meseleleri bir fıkra tadında anlatılıp, kahkahalar havada uçuyor. Adam gelip bugün gördüğü kadınların bacaklarının, baldırlarının tarifini yapıyor. Kurban olurum gız içinde acik daha dursun diye türküler yazıyor ve bu türküsünü düğünlerde söylüyor, alkışlıyoruz.

Ama evli bir kadın eski sevgilisini yeniden sevdiğini söyleyince, ve eşini onunla aldatmış olduğunu ima edince..devrelerim yandı. Kuduz köpek suya karşı ne hissediyorsa ablama karşı onu hissetttim. Her sorununda yanına koştuğum ablamın yanına, bu sefer üstüne atlamak için koşayım dedim, varayım saçından sürüyeyim, çekmece gölünde boğayım dedim, şerefsiz eniştemle bir olup onu istanbul'un yedi tepesinden yuvarlayayım dedim..dedimde dedim..
Bilinçli değilim, mantıkla hiç işim olmaz aklımdan o an bunların geçmesini engelleyemedim, sanki ilahi bir emir gibiydi, sonra düşününce utandığım emirler.
Oysa bende bir kadınım hemde aşka, aşıklara baktıkça içi eriyen, sevenler ne pahasına olursa olsun kavuşsun isteyen biri. Ne olduda böyle törekeşler gibi nöbet geçirdim? Bu erkek beynine ait düşünceler benim beynimde ne arıyor? Annemin kehaneti doğru galiba;
-çekmez olasıca nasılda babasına çekmiş, der benim için.

Arkadaşlarımda var; evli kadın seven, evli adam seven, evliyken hem sevgilisini hem kocasını seven, evli bir kadını sevip onun başka sevgilisi olduğunu öğrenen, çocukluk aşkının eşinden ayrılıp kendisine döneceği günü bekleyen, beklemeye dayanamayıp sevdiğine koşan, hem kendini, hem karşısındakini, hemde eşini aldatan. Onlara dönüp "ah kıyamam inşallah birgün kavuşursunuz" diyorum ama içim içimi yiyor, kendimle çelişmek hiç bu kadar çelişkili olmamıştı. Evlen kurtul proğramlarının bolluğuna, bereketine rağmen şu evlilik denen şahıs sahtekarın, düzenbazın teki. MFÖ'nün "mecburen mecburen" şarkısının nakaratından başka birşey değil.

49 körolmayasıca durur mu:

1fk1p dedi ki...

taktir ettim ablanı...cesaret edip hayat boyu her aklına gelişinde tebessümle anabileceği bir gün yaşamış...

perikizi dedi ki...

aman siminyam bunlar hep var neleri var hatta,niye bekarız zannediyorsun dualarımız o yellozlarla çakışıyor.Bırak kim kimi seviyorsa onunla olsun,sen kıçını bile yırtsan hem akacak kan damarda durmaz kalır öyle.Sen kendi kahramanının düğününe yetişmede,diğerlerini boşver:D

onemsiziletilerim dedi ki...

estafurulla efendim o nasıl söz. eğer geriden takip eden biri varsa oda benim sizi gibi değerli bir kalemi çok geç fark ettiğim için..afff..

bu arada o yaznın altında bulunan video kahraman tazeoğlu ve kendi seslendirdiği şiir..

yorum bırakma nezaketinde bulunduğunuz için teşekkür ederim efendim..

krsnsk dedi ki...

:s

HMERT dedi ki...

Aşık Veysel geldi aklıma http://www.hmert.com/p/430

Adsız dedi ki...

ayh bende aldatma itirafı yapıyosun sandım :D katılıyorum aldatılıyorsak eğer ne diye evleniyoruz??

Kültür Mantarı dedi ki...

bence, bu buluşmaya senin cesaretin yokken, sen yapamıyorken ablanın yapıyor oluşuna kızmışsın sen. ama kızarken toplum ve töre değerlerini kullanıyor aklın.

Siminya dedi ki...

ben nelere kızmıyorumki, mesela ablamın yüzlerce flörtü varken benim tek tük olurdu ve ben ablamı çok kıskanırdım, hatta ilk yazılarımdan biri ablama ithaf ettiğim "sürtük" yazımdır :))

krsnsk dedi ki...

Haklı Ahmet abi. Sevdiceği, hayatını verdiğin insanı görmek sonra tek kelime etmeden çekip gitmek.
Elini uzatsan dokunacağın kadar yakın ama yapamazsın sarılamazsın. O sana yasak, günah. En kötüsü hiç bir çözüm yok. En iyisi en kısa yoldan ölmek, sevdiceği başka kollarda daha fazla görmeden. Yazma böyle şeyler simin. Üzme beni :s.

Kültür Mantarı dedi ki...

okumuştum "sürtük"'ü ama "abla" olunca bişey diyemedim. :)

bi dost dedi ki...

öyle düşünmenn erkek beyniyle değil de ahlak-namus anlayışınla alakalı olduğunu düşünüyorum ben.. umarım doğru düşünüyorumdur

Orijinal Delikanlı dedi ki...

Şimdi erkek ya da kadın farketmez.
Yanlış olan bellidir. Erkeğin o eşekliği yapıyor olması kadının da eşeklik yapmasına sebep oluşturamaz.
Ki toplum şartlarında eşekleşen kadın hakettiği dayağı genelde yer, ama eşekleşen erkek dayak yemez hatta bazı çevrelerde statü yükselmesi gibi tepki görür.
Mesela gerçekten yaşanmış örnek bir diyalog:
1. kişi:
'Dün sınıfta kızlarla bara gittik, ordan da bize, biraz daha içtik, ondan sonra grup yaptık'
2. kişi:
'yaaaa peki para filan istediler mi ?'
1. kişi:
'Yok lan zaten hepsi orospu !'
bunu diyen erkek bazı ortamlarda populer erkek kategorisine atlatılır ki bunun sebebi de gene en başta kızlardır.
Fakat bir benzerini ya da daha aşağısını bir kadın söyeyecek olsa, kaltak muamelesi görür.
Burada anormal olan kadının kaltaklık muamelesi görmesi değil, erkeğin adam yerine konmasıdır.
Toplumun tümünde olmamakla birlikte, bir kısmında şartlar böyledir.
Ama çoğu zaman atfedildiği gibi bu şartlarıdan biri kesinlikle din değildir. Din bunu erkeğede yasaklar.

Siminya dedi ki...

bi dost.. ahlak anlayışım hastalıklı, yazdığım gibi babama hoş görüyle bakıyorum, ona sevgili arayıp bu olayla gırgır geçiyorum ama sıra ablama gelince çifte standarttayım, bu ikiyüzlülük.. eğer ablama kızıyorsam babamada kızmalıydım..

nadir dedi ki...

bu yazı bende çok farklı çağrışımlar yaptı. haklı olma ihtimalim nedir simi?

Siminya dedi ki...

Olabilir, çağrışım bu tutabilene aşkolsun

Okspoks dedi ki...

Ablanı çok kıskanıyor olduğunu okuduğum yazılarından anlamıştım.
Ama onu kıskandığın kadar yanında da duruyorsun bunuda gördüm yazılarında.
Ezik Kızkardeşler Ayaklanması'nın açıklaması bu galiba :D
Bu olayda ablan haklı.Sevdiğiyle birlikte olmalı.

Adsız dedi ki...

olayları yansıtışına bitiyorum simin

Bigucan dedi ki...

Benim söyleyeceklerimi *Orjinal Delikanlı* güzel özetlemiş.Sende kendini güzel eleştiriyorsun. Babana hoş görülüyken ablana sert çıkman büyük çifte standart.Yinede hatanın farkında olman büyük büyüklük ;)

Filiz dedi ki...

Öldüm gülmekten karnıma ağrılar girdi. Süper bir yazı olmuş yine. Sen bildiğin yoldan şaşma. Arada aklı başında yaz diyoruz ya boşver espri yapıyoruz işte. Aklı başında da yazsan, döndürüp dolaştırsan da anlayan anlıyor zaten ne demek istediğini. Orjinal Delikanlı olayı özetlemiş zaten. Üzerine ne desek boş. Ama sanırım sen şunu soruyorsun.

"aldatmayı normalleştirmesekte mi saklasak, saklayanları pataklayıpta mı normalleştirsek"

Sadece dürüstçe söylemeleri en doğrusu sanırım. Bir şeyler bittiyse bitmiştir.
Erker içinde aynısı geçerli, kadın içinde...
Aldatmak türü ne olursa olsun adı üstünde karşındakini kandırmaktır..

yesari dedi ki...

bence ablanı eleştirmen yine kalıplar...senin değil tüm ülkenin kalıpları...bazen ilk tepki bu türlü olabiliyor...her ne kadar "yanlış yanlıştır" düşüncesinde olsam bile bazı durumlarda çok klişe olabilir ama durumlar insanı o noktaya götürebilir...erkekler açısından söylemiyorum bunu...bu söylediklerim tamamen kadınlarla ilgili...ablan için durum farklı mı bilmiyorum ama eğer kadın aldatıyorsa o ilişki bitmiş demektir...ve bittiyse bunun geri dönüşü yok...kadınlar belli sınırı geçmemişlerse her zaman son noktaya kadar eşlerine bağlı kalırlar genelde...genelde diyoruum..ruhu orospu olanlarla ben başedemiiceeem artıkkk:)
neyse ,demek istediğim bir aldatma kadın için çok normal değildir hiçbirzaman,sıradan ,basit ,herhangi birşey değildir...taşlar yerinden oynamıştır ve geri dönüşü yoktur...biraz o noktaya getiren nedenlere bakmak gerekir...doğru doğrudur,yanlış da yanlış...ama herkes için koşullar herzaman aynı kalmaz...bence tepki gösterme ve biraz onun yerine koymaya çalış...ben "her ne olursa olsun yanında olmaya" inanırım kardeşler arasında...ihtiyacı olan ona haddini bildirecek biri değil...ben böyle düşünüyorum en azından...o kendini yeterince eleştirmiştir çoktan...(nacizane)

belki yine gelirim... dedi ki...

sevgili siminya ne güzel bir yazı bu senin bir çok yazını okudum ve ilgi ile takip ediyorum yazılarını kısmet bu güneymiş.

sosyal yanaları ile beraber hayattan farklı bir kesit sunmuşsunuz çok beğendim yazınızı.

elifinmutfagi dedi ki...

ne kadar "modernize" olursak olalım,çifte standardın içinde büyüyen kız çocukları asla "eşitlikçi" davranamaz simi...
bu sebep değilmidir ki ablan yapınca bööğğğ,babanınki gırgır malzemesi..

ne ben olabildim ne de başkası dedi ki...

yozlaşmışlığın içimize nasıl da işlediğinin göstergesi bu canım. seni yargılamıyorum haddim değil bir kere, ki hepimiz yapmıyor muyuz bunu? "aa ne ayıp" demiyor muyuz aslında yaptığı şeyde pek de bir kötülük olmayan bir sürü harekete. ayıplamak/kınamak öğretiliyor bize küçüklükten bu yana, erkekleri ise alkışlamak..

illegalizma dedi ki...

Sümün bende bende en imkansız en olmayacak şeyleri yaşıyorum. benim muteber peder yüzünden 3 yıl boyunca herşeyim olan yarimden ayrılmak zorunda kaldım o deli kızda benim pedere nispet hemen nişan düğün çocugu da oldu ama noldu daha geçen hafta görüştük Allah ta bilir sevişmedik hem ben elini tutmaya kıyamıyorum bi melekmiş sanki cennetten sıkılınca dünyada turlamaya çıkmış sonra bana gönderilmiş ama benim hacı çekip almış bizden - bu traji komik dramatik yazının altına bir drama ekleyeyim dedim gayri : ) Sümün yazı da yine şahane :) fevkaladenin fevkinin fevkindesinin fevkinde ( Ohaaaa diyabilirsiniz )

Merve* dedi ki...

Babanın "Kurban olurum gız içinde acik daha dursun" adında türküsü mü var?!! ahahaha lütfen internete at dinlemek istiyorumm xD

Adsız dedi ki...

şu yorum onayını kaldır yedikmi bloğunu!!!

absalom dedi ki...

aşkın çeşidi yoktur...
tek çeşittir aşk...
eğrisi büğrüsü...
doğrusu yanlışı...
serbesti yasağı yoktur...

aşk sadece aşktır...
güzel birşeydir.

Hakkı Süha dedi ki...

çok berbat bi ikilem.. gençliğimin fahriye ablası yeliz ablanın öküz kocasını aldattığını duyunca çok kötü olmuştum. zorla evlendirildi kız, kocası da öküzün önde gideni. hak ediyor diyeceğim bir türlü, mevzu karışık öbür türlü.. aslında ben duyunca hissettiğim şey kocasını değil de beni aldtıyormuş gibi bişeydi. ne bilim, mesele kocası değildi sanki, beni aldatmış gibi kötü olmuştum, bi yandan anlıyorsun ki karşındaki de insan, onun da canı adam gibi sevişmek istiyor, bi yandan bakıyorsun, yakıştıramıyorsun.. boktan bişey simin ya..

Vantutiriforo dedi ki...

anacım adsıza bak kızmış :Pp siminyam çok güzel yazıyorsun normalde uzun yazılardan sıkılırım ama senin yazıların uzun görünüp çabuk biten türden bişey :P nasıl oluyor böyle akıcı bir anlam verememekteyim :Pp

Vantutiriforo dedi ki...

yeni blog açmışsınnnnnnnn

Adsız dedi ki...

Virus gibisin siminya. Hastan oldum. Okumadan günler geçmez oldu. Ölüyorum.

mali_k dedi ki...

artisim canım arkadaşım yine çok farklı bir konuya kendi pencereden bakarak sıradışı bir yaklaşım sunmuşsun. evet sevgi ddenince akla ilk aşk gelmiyor bu farklı bir kavram sevgi farklı bir kavram ve ne denli taşınır, taşır insan bunu yüreğinde işte böyle taşır ablan gibi bakkal rüstem gibi ben ve sen gibi insan unutmaz içine ektiği tohumları günü gelir yeşermesede fidesi vardır içinde hayat bize öyle büyük bir yürek vermişkin bir değil binlerce sevgi sığar bazen iş ki bilsin kişi kulllanmayı.malesef ben çok az bir yakın çevereye sahip olduğumdan burda parantez açıoyorum, ne bir ablam oldu ne kardeşim ve hep böyle seevvmeye çalışytım çeveremdeki insanları onlardıan artanıda verdim sevdiceğime hep yarın ayılır da bu yorumum mu silme ihtiyacı duyarsam kusura bakma sen anlattığının dışında ardından hala gizli bir arıyış yaratan bizi nedenlere sevkeden düşündüren başka bir yazınla daha yoruyorsun yüregimizi ama olsun biz zaten zorlamak için kurmuşuz bu çelişkileri.

unutma güzel günler zorlu duraklardan geçer...

biz şimdi güzel günleri beklemeeye duralım ....

her ne kadar sürçi lisan ettiysek affola...

Volkan dedi ki...

"kürk mantolu madonna" aklıma geldi.

Deran Deran dedi ki...

Yazını okuyunca bir sürü şey düşündüm ; Toplumsal kurallar ve dayatmalar olmasa kimsenin evlenmeyeceğini , çoğu insanın öyle gördüğü , öyle bildiği için (hatta çok okumuş, üniversite bitirmiş bile olsa ) evlendiğini ; çocuk doğurmak için yasal mecburiyetler yüzünden evlenildiğini,sonra da bu iç sıkıcı ve insan metabolizmasına aykırı yasallaştırılmış durumu ''aşıktık , şimdi sevgiye dönüştü '' filan diye süslemeye, kendini kandırmaya çalışılmasını vs vs... Çok açık söyleyeyim, insan aslında çok eşli, ama sırf düzen devam etsin diye insanları hissettirmeden çevreleyen bu kurallar yüzünden çokeşliliğini akla uydurmak ve hayvanlardan farklı olduğunu düşünmek zorunda. Kaldı ki dikkat edersen kendini hayvandan farklı tutan insanların davranış şekillerinin pratikte hayvanlardan pek de bir farkı yok... Hiç kimse beni mutlu bir evlilik olduğuna inandıramaz. Çünkü özgürlüğün olmadığı yerde aşk da olmaz. Mutlu Aşk olmadığı gibi...Öyle karşılıklı sevgi, güven, cart curt... Bak böyle diyenlerin evliliğine, mutlaka sadece bir taraf diğer tarafı idare ediyordur. Biri çekiyodur, diğeri çektiriyodur. O zaman o evlilik sürer. Fakat sonuçta mutluluk sadece birinin mutluluğudur. Bunları düşündüm yazını okurken. Ve şeye şaşırdım , dünden beri Cezmi Ersöz'ün şu şiiri aklımdaydı hep ve sen yine aklımdaki bir şiire cuk oturan bir yazı yazmışsın. Ruh ikizi miyiz biz seninle ? :) ''Akıllı insan evlenmez ''demişti Cezmi Ersöz ... E katılıyorum ben de, üzgünüm... Şiir de şu;

İKİ KARANLIK ORMAN BİRBİRİNİ SEVSE NE OLUR / SEVMESE...

Anlaşmak diye birşey yoktur aslında /
dillerin ve yüzlerin altında başıboş zamanlar
dolaşır /
sokaklarda bir kıç,bir penis,bir çocuk-köpek gibi
dolaştığım zamanlar /
varlığımı koruyabilmek için
masaların altında ellerimi, ayaklarımı
parçaladığım
zamanlar /

Zamanlar haindir,zamanlar muhbir /
İki karanlık orman birbiriyle anlaşsa ne olur,
anlaşmasa /

Güvenmek diye birşey yoktur aslında /
dillerin ve yüzlerin altında başıboş korkular
dolaşır /
bense korkumu ölümümün altına sakladım
hep /
korkumun kokusunu aldılar
kaçtım kovaladılar /
İki karanlık orman birbirine güvense ne olur,
güvenmese /

Sevmek diye birşey yoktur aslında /
dillerin ve yüzlerin altında başıboş yalnızlıklar
dolaşır /

uydurulmuş anılar,sahte öyküler,hiç
kullanmadığım
yerlerimi bıraktım onlar
yine de son kapıma dayandılar/
kapının ardı karanlık deniz /
denizde masum,tetikteki sızım,son inancım
gördüler onu /

Artık şimdi o karanlık denizde
´binlerce hiçkimseyim´ /

İki karanlık orman birbirini sevse ne olur,
sevmese /

Cezmi Ersöz

Matmazel-suzi dedi ki...

Uzun zamandır bloğuna uğrayamadım siminya.İş,güç, bahar yorgunluğu felan girdi araya.Bayaı bir yazı yazmışın yine uzuun uzuun :D
Evlilik boktur ötesi yoktur.Yıllardır bize dayatılan ciddi bir devlet kurumudur.Kadınlara biçilen görevlerin icra edildiği bir askeri tesistir.İtiraf edelim gitsin artık.

sendegel dedi ki...

deran hanımın yazısı senin yazından daha açıklayıcı olmuş özetle(evcilik oynuyoruz millet unutmayın bizi)

İRA dedi ki...

Sen Benim Bebegimsin birde siminimsin yahu ben bu blog denen zirzop la sırf seni tanıdıkdan sonra yapmaya calısmıyormuyum :( özletme gel 0506 937 77 77 su lanet numarayıda kaydet ki ben herkesede vermem no mu bliyosun bunu özledmmmm

realwest dedi ki...

Kol kırılır yen içinde kalır,fazla mizah kalem usandırır...ilginç birisin daha doğru bir tabirle yaşanan veya yaşanmış olan hayatına dair özelleri yazmak cesaret işi neresinden tutup baksam sanki sende biraz delilik var gibi. :)) bence sen delisin :)

babegazelle dedi ki...

feminizm naraları atsak da genetikte kodlu ataerkşl toplumda yetişmişiz bi yerden pörtlüyo naparsın ablan boşasın o adamı eski sevgilisiyle evlensin yaa ne bilim çok çekmiş kızcaaz bee yazdıklarından anladıım kadarıyla sevenler kavuşsun böhüü:)

Ebru dedi ki...

Evliliğe benim bakış açım şöyle:
İnsan evet belki çok eşliliğe meyillidir kadın-erkek olarak. bu daha ziyade insanın gözünün her zaman aç olması ile, elindekiyle yetinmemesiyle alakalı bir durum.kişiler en sevdikleriyle de evlenseler yapı itibariyle gün gelir sıkılabilirler, başka macera arayışlarına girebilir , yeniden de sevebilirler. ama bunun bir hayat tarzı olması anormal olur. çünkü insan yapı itibariyle yetinmeyi bilmediği için her çiçekten bal almak istemesi normaldir ama hem arıların, hem çiçeklerin selameti için bunların bir sisteme bağlanması gerekiyor.
evlilik bir nevi kişilerin bağlı olduğunu, sahipsiz çiçek- arı olmadığını göstermek açısından gereklidir ki, başkaları yasak bölgeye girmesin diye. özellikle çocukların ana-babasının belli olması, çevremizin kime ait olduğu belli olmayan kimliksiz nesillerle dolmaması açısından evlilik hayatı düzenleyen bir sistem.
evlilikten beklentiler yüksek olursa, hayal kırıklıkları da o derece de yüksek olur. evlilik sonuçta pek çok kusura sahip iki insanın birleşkesi. evlilik bir mucize yada sebebi değil. onu mucize ya da masalsı hale getirmek de yine insanların elinde. aldatmak, işin kolay ve ucuz yolu.

e-talebe dedi ki...

Selamlar, çok uzundu gözlerim acıdı. Buna alışmam gerekecek heralde yazıların içindeki her kelime benim birkaç saniye sırıtmama neden oluyor.

Söyleyeceklerime gelirsek,

Ablana tavır alıp, babana sempatik davrandığını anlamış değilim.
Kendine bu yüzden dolayı kızıp büyük ihtimalle aynı şeyleri yapmaya devam edeceksin, olsun sen bildiğini yap, bu arada babanla yaptığın baldır-bacak muhabbetinide anlamış değilim garip geldi bana :)

Ablanı çok hırpalama :)

Adsız dedi ki...

Bazıları uzun yazmandan şikayet ediyor, ben de oku oku doyamıyorum, daha uzun yaz Simi...

kutup zencisi dedi ki...

sizin nahiyeyenin belgeselini çeksinler, national porngraphic kanalında yayınlasınlar istiyorum... :)

Siminya dedi ki...

insan neslinin her şartta üreyebilmesi ile ilgili şahane bir belgesel olur :)

kısa yazamıyom neyleyim,elim kopsun ya-za-mı-yoom

artık ablamı affettim, varsın sevdiğiyle olsun ama gözüme görükmesin :))

Zeugma dedi ki...

Yapma Simiiiin !!!
Gerçekten babana mı çektin yaaa :((
İnanmıyorum..
Annen sana küfretmek istemiştir belki :))))))) Değil miiii??

Gör bak işte..Anlata anlata beni babana nasıl düşman eyledin :D

Siminya dedi ki...

zeugma ama valla çekmişim bi bıyığım eksik :)

mehbup dedi ki...

Aşkı yaşamayan bilmez ki,o an şartlar onu gerektirdiği ayrılmak zorunda kalıyorlar..Aşkları hiç bir zaman bitmez,hep kalbinin derinliklerinde saklarlar..Yıllar sonra bile karşılaştıklarında o aşk canlanır.Geçmişde ki şartlar değiştiği için aşklarına geçte olsa sahip çıkarlar..(arada o kişilere hayatını adayanlara olur)
Yazılarınız çok güzel,akıcı elinize sağlık..

MISSRED'S DIARY dedi ki...

aldatmak normal bir şey olsa hiçbir sorun kalmayacak sanırım, herkes mutlu mesut yaşayacak, kimsenin aklı kimsede kalmayacak, evlilikler bozulmayacak, eski aşıklar kavuşcak, yeni aşklara her daim yelken açma şansı olacak vs. vs.:)))

Adsız dedi ki...

bu normalleşme herşeyi bozuyor işte.
senin dediğin gibi hiç olmayacak şeyler evrim geçirip kafamızda normalleşiyor sonra ortaya böyle manzaralar çıkıyor.
belkide ablan ailenizde böyle vukuatlar çok olduğu için kafasında sıradan bir olay haline döndürmüştür bu aldatma meselesini.
eniştenden farksız kılmış kendini.